Basından Seçmeler/Abdullah Ağar Yazdı: Vurdukları Hedefler Üzerinden Tarafların Amaçları ve Savaşın Anlamı: Önce ABD ve İsrail…

Vurdukları Hedefler Üzerinden Tarafların Amaçları ve Savaşın Anlamı:
Önce ABD ve İsrail…

ABD ve İsrail şu ana kadar:
– Hamaney başta rejimin çekirdeğini, üst düzey karar verici liderlerini ve bazı bazı sembol isimleri,
– Devrim Muhafızları komuta merkezlerini,
– Füze kuvvetleri komuta noktalarını,
– Bazı güvenlik bürokrasisi binalarını,
– Deniz gerilla harbinin unsurlarını/İran donanmasını,
– İran’a Irak’tan girmenin önündeki yerel güvenlik unsurlarını vurdu.
Bu hedef tiplerine bakınca: bu bir klasik “rejim değiştirme bombardımanı” değil, rejimin sinir sistemini felç etmeye yönelik sibernetik bir operasyon.
Yani hedef coğrafya değil, sistem. Amaçları İran ordusunu yok etmek değil, karar alma mekanizmalarını çökertmek. “Karar döngüsü koparsa büyük ordular bile refleks kaybına uğrar.”

– İran’ın Uzun Menzilli Vuruş Yeteneği: Balistik füze depoları, füze üretim tesisleri, rampaları, füze yakıt altyapısı.
Sebep çok basit: İsrail için stratejik tehdit İran’ın füzeleri. ABD için ise bölgesel üslerini ve müttefiklerinin ABD’ye güvenini tehdit eden öncelikli kapasite. Bu nedenle İran’ın ilk kesilmeye çalışılan damarı bu. Yani stratejik vuruş kapasitesi. Bu aynı zamanda klasik hava savaşı doktrinin bir yansıması: “Oka değil, okçuya saldır.”

– İran’ın Vekil Ağları ve Lojistik Hatlar (Sinir Uçları)
Bu kapsamda özellikle Irak toz duman. ABD ve İsrail Irak’taki İran vekil güçlerini sürekli vuruyor, baskı altında tutuyor, siyasi çatının oluşmasını yönetmek istiyorlar. İran yanlısı Haşdi Şabi’nin sadece fiziki varlığı değil, karargahları, istihbarat ve koordinasyon merkezleri, lojistik hatları hedefte.
Bu, İran’ın en önemli stratejisini hedef almak demek: “Direniş Ekseni Ağ Sistemini Çökertmek.”
ABD/İsrail için bu ağ, merkezî devlet gücü kadar önemli. Çünkü İran’ın savaşını devlet, ama öncelikle ağ üzerinden yürüttüğünü yaşayarak biliyorlar.

– Nükleer Programın Kritik Bileşenleri (Gelecek Kapasitesi)
Çok yazdık, konuştuk. Bunun amacı: İran’ı bugünden değil geleceğinden vurmak.

///

Bütün bunlar bana şunu söylüyor:
– ABD Irak gibi İran’ı işgal etmek, Irak tipi bir savaş istemiyor.
Amaç: İran’ı kırılgan bir bölgesel güç haline getirmek.
– Rejimi hemen devirmek değil, ama rejimin iç dengelerini kırmak. Yani güçte fikir ayrılığı, elit çatlağı, güvenlik bürokrasisi krizi, ekonomik çöküş. Sonrasında iç dönüşüm.
– İran’ı ağsız bırakma.
İran’ın gerçek gücü mozaik savunma doktrininden kaynaklanıyor. Bunun en önemli bacaklarından biri de vekil ağ sistemi. Bu ağ dağıtılır ve/veya bağlar kesilirse İran bölgesel güç olmaktan çıkar.
ABD’nin toprak peşinde olduğunu görmüyorum. Bu modern savaşın amacı “Alan değil sistemi çökertmek.” Başka bir açıdan İran’ın çekirdeği kırma, stratejik kabiliyetlerini çökertme, dış düğümlerini dağıtma, bağlarını kopartma peşindeler.

Özgün bir okuma da “vurulmayan hedefler” üzerinden yapılabilir. Bu da çok güçlü anlamlar üretir:
– Bazı karar vericiler (önlerini açma operasyonu mu?)
– Kum’daki mollalar.
– İran’ın petrol ve enerji altyapısı…
Bunlar büyük ölçüde hedef değil.
Bu da bana şunu söylüyor: Rejimi içeriden manipüle etmek ve savaşı kontrollü sürdürme isteği.
Bu da sistemin tamamen yıkılması değil denge/güç kaybı üretme operasyonuna karşılık geliyor.
Yani sistem çalışsın ama zayıf çalışsın.

O zaman ABD ve İsrail için “muhtemel” asıl büyük amaç:
İran;
– Mozaik ve ileriden savunma doktrininden vazgeçer,
– Nükleer programdan vazgeçer,
– Balistik füze programını kısıtlar,
– Vekil ağları çöker ve/veya çözülür,
– Bölgesel yayılmacılığı bırakır…
Ama devlet olarak ayakta kalır.
Çünkü tamamen çöken bir İran:
– Türkiye’ye İran’ı ve Asya’yı açar.
– Kafkasya’yı, Irak’ı, Orta Asya’yı, enerji piyasasını kontrolsüz kaosa sokar.
Bunları istemezler.
///
Konu Türkiye’ye gelmişken…
Türkiye için ise asıl kritik ve tehlikeli noktalardan biri de İran zayıflatılırken boşluklar oluşmasıdır.
Bu boşluklar özellikle şu üç yerde oluşur:
– İran’ın kuzeybatısı,
– Irak,
– Kafkaslar.
Ve boşluklar da genelde vekil aktörlerle doldurulur. Burada devreye giren aktörlerden biri de PKK ve türevleri olur. (-Ki şu anda Şam güçlerinin Haseke önlerinde el frenini çekmesiyle yapısal bütünlüklerini ve silahlarını koruyan SDG/PKK’ların büyük bir kısmı, Irak’taki silah bırakmış numarası yapan diğer PKK’lılarla birlikte İran ekseninde yoğunlaşıyorlar.)
Bu da “Türkiye’yi dolaylı savaşa çekme riski” üretiyor.

Saygılarımla.
Kaynak: Abdullah Ağar
6 Mart 2026

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.