Lâ Edrî Yazdı: Biz Din Adamları Ortada Kaldık…

Biz Din Adamları Ortada Kaldık…

Kışın akşamla yatsı namazı arası
az bir vakit var diye, gelen yaşlılar merdivenlerde düşüp takılmasın diye lambayı açık bırakırdım.
Bir gün biri bana;
-Hoca bu ışıkları neden israf ediyorsun? dedi.
Ertesi gün lambaları kapattım, bir diğeri;
-Hoca lambanın parası babanın cebinden çıkmıyor, faturayı devlet ödüyor, niye lambaları açık bırakmıyorsun? dedi.

Bir gün de, herkesin işini iyi yapması gerektiğini, köy ve mahalle yollarının çukur olmaması gerektiğini anlattım.
Birileri; “Hoca belediyeyi, hükümeti niye eleştiriyorsun? “Ben daha Camiye gelmem” bilesin, dediler.

Başka bir gün belediyenin yaptığı bazı hizmetler için (Taziye çadırı, cenaze hizmetleri vs.) teşekkür ettim,
-Hoca neden tağuti sistemi övüyorsun? dediler.

Başörtüsü ve tesettürün hükümlerini anlattım,
birileri;
-Hoca bizim kadınlarımıza mı laf ediyorsun? dediler.

Bir başka gün;
“Açık gezmek elbette günah ama, bundan daha büyük günahlar var.” dedim
Bir başkası;
-Hoca başörtüsünü ve tesettürü küçük mü görüyorsun? dediler.

Başka bir gün namaz ve orucun faziletlerini anlattım.
-Hoca din sadece namaz ve oruçla olmuyor. Neden dürüstlük, adalet gibi kavramlara değinmiyorsun? dediler.

“İslam’ın ilk emrettiği, adalettir, haktır, hukuktur dürüstlüktür.” dedim.
-Hoca kıldığımız namaz ve tuttuğumuz orucu hafife mi alıyorsun? dediler.

Teravih namazını biraz uzun tuttum,
– Hoca teravihi hızlı kıldır, üst mahalledeki hoca 27 dk’da kıldırıyor. Bu namaz bu kadar uzun olmaz! dediler.
Teravih namazını hızlandırmaya çalıştım.
-Hoca yavaş! Hızına yetişemiyoruz! dediler.

Gençlerle top oynadım, onların ortamlarına girdim. Bir takım yaşlılar;
-Hoca çocuk musun? dediler.
Yaşlılarla oturup sohbet ettim, evlerine gittim, -Hoca sen de, falancanın evinden çıkmıyorsun’ dediler.

Yıllık izin kullandım, biraz bu yerlerden uzak
dinleneyim dedim.
-Hocanın izni mi olur? dediler.

Çalıştım çabaladım, çocukları okuttum.
-Hoca çocukların dersi çok, onları camiye alıp,
ödevlerinden alıkoyuyorsun! dediler.

Zinayı, içkiyi, kumarı, faizi, kötüledim.
-Hoca bunları bize değil, devlete anlat, dediler. Daha yerel meseleler anlatıp, insani kural, kaidelere değindim,
-Hoca sen de hiç faize, içkiye kumara bir laf etmiyorsun, Kur’an’daki ayetlerden bir kısmını gizliyorsun! dediler…

Ayın 15’inde maaşımı aldım
– Hoca sen de banka memurusun, para alıp veriyorsun dediler.
“istifa edeyim, gelip sizin yanınızda çalışayım” dedim.
-Hoca sen bu işlerden anlamazsın. Git fatiha’nı oku’ dediler.

Kurban bayramında deri topladım, orayı-burayı aradım, zar zor belli bir fiyattan sattım;
-Hoca bu kurban derilerini ucuza sattın! bana deseydin ya, dediler
Bir sonraki bayram deri toplamadım;
-Hoca derilerimiz evde bozuldu,neden toplamıyorsun? dediler.

Önümüze yemek koydular yedik, “bu hocalarda yemeği çok seviyor” dediler.

Bir mevlit okuduk, üç kuruş para verdiler, “bu hocalar paracı” dediler. Para almıyoruz dedik, “bu Hoca da çok kibirli” dediler.

Bir cenaze yıkadık, “tiksinmiyor musun, pamuk, mamuk, iğrenç” dediler.

Bir gün otururken gördüler, “hayat size güzel” “Hoca olmak var” dediler.

“Nikahımızı kıy evlenelim dediler, Resmi nikah yok! Bu olmaz dedik.” ” O zaman günahımız boynuna, su kaynıyor ” dediler.

Nikahı kıydık ayrıldılar, savcı “Gel bakalım” dedi.
Kıymadık yüz çevirdik, “köyü terk et” denildi.

Cami elektrik faturası için para topladık,
-Hoca bu diyanet’te her zaman bizden para topluyor, dediler.

Kimileri bize cumhuriyet düşmanı dedi.
Kimileri tağutun memurları dedi.
Kimi arkamızda namaz kılınmasını tartıştı.
Kimi bizim dediklerimizi alıp Müftülüğe yetiştirdi.

Velhâsıl kimseye yaranamadık. Ortada kaldık, İnşallah umudumuz odur ki, yarın mahşer günü Allah katında mahcup olmayalım…

Kaynak: Lâ Edrî

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.