Aydemir Ay Yazdı: Orient Express Geçiyor, Trakya Seyrediyor!

ORIENT EXPRESS GEÇİYOR, TRAKYA SEYREDİYOR!

Orient Express, Avrupa’nın en prestijli tren yolculuklarından birini yeniden gerçekleştirmek üzere 30 Eylül’de İstanbul’a ulaşacak. Paris’ten hareket eden tren Almanya, Avusturya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan üzerinden ilerleyerek Türkiye’ye girecek. Kapıkule’den Türkiye topraklarına adım atacak, Bakırköy’e ulaşacak, iki gece Halkalı’da bekleyecek ve 2 Ekim’de yeniden Kapıkule üzerinden Avrupa’ya dönecek.

Peki Trakya bu yolculuğun neresinde?
Cevap: Trakya, yine seyirci.
Tren önümüzden iki kez geçecek. Biz fotoğraf çekeceğiz, el sallayacağız, sosyal medyada paylaşacağız ve sonra tren yoluna devam edecek.
Hepsi bu.

Oysa mesele bir trenin Trakya’dan geçmesi değil. Mesele, Avrupa’nın yüksek gelirli ve deneyim odaklı bir turist kitlesinin Trakya topraklarından geçiyor olması.

Ve biz bu kitlenin yalnızca trenini seyrediyoruz. Kapıkule yalnızca bir sınır kapısı olmamalı. Orient Express’in Türkiye’ye giriş noktası Kapıkule.
Yani Edirne.

Avrupa ile Türkiye arasındaki en önemli kara ve demiryolu bağlantılarından birinin üzerindeyiz. Üstelik bu güzergâh, Orient Express’in tarihsel hafızasının da parçası.

1883’ten itibaren Orient Express, Avrupa ile İstanbul arasında yalnızca bir ulaşım aracı değil, dönemin seçkin seyahat kültürünün sembollerinden biri haline geldi. Agatha Christie, Leon Tolstoy, Pierre Loti, Albert Einstein, Joséphine Baker, T. E. Lawrence, Marlene Dietrich, Gabrielle Chanel, Jean Cocteau, Ingrid Bergman ve Mata Hari gibi çok sayıda tanınmış isim bu trenle İstanbul’a seyahat etti.
Agatha Christie’nin 1934 yılında yayımlanan Şark Ekspresinde Cinayet romanı ise Orient Express’in dünya kültüründeki yerini daha da güçlendirdi.

Bugün bu tarihsel mirasın üzerinden geçen trenin yolcularına ise Trakya neredeyse hiçbir şey sunmuyor.
Tren geliyor.
Tren geçiyor.
Tren gidiyor.
Trakya ise arkasından bakıyor.

Oysa yolcunun aradığı şey tam da Trakya’da var. Orient Express yolcusunu sıradan bir turist olarak düşünmemek gerekiyor. Bu yolcu yalnızca bir yerden başka bir yere gitmek istemiyor. Yolculuğun kendisini satın alıyor. Tarih, hikâye, gastronomi, mimari, müzik, sanat, şarap, yerel kültür ve ayrıcalıklı deneyim arıyor.

Dolayısıyla Trakya’nın elinde son derece güçlü bir ürün var.
Bağlar var.
Peynirler var.
Yerel üreticiler var.

Edirne’nin Osmanlı mirası, tarihi çarşıları, hanları ve mutfağı var.
Kırklareli’nin bağları, doğal ve kültürel peyzajı var.
Tekirdağ’ın gastronomisi, bağcılığı ve denizle bütünleşen kimliği var.
Ve bütün bunların üzerinde, Avrupa’dan İstanbul’a uzanan tarihsel Orient Express hikâyesi var.

Eksik olan kaynak değil. Eksik olan ürünü bir araya getirecek tasarım ve organizasyon.
Neden bir “Trakya Gecesi” olmasın? Düşünün…

Orient Express yolcuları Kapıkule’den Türkiye’ye giriyor. Buradan özel bir karşılama programıyla Edirne’ye alınıyorlar. Tarihi bir mekânda Trakya’nın seçkin ürünlerinden oluşan gastronomik bir deneyim hazırlanıyor. Trakya bağlarının ürünleri, bölgenin peynirleri ve yöresel mutfağı çağdaş bir sunumla buluşturuluyor. Ardından yalnızca yemek yenilmiyor. Bir “Trakya Gecesi” kurgulanıyor.
Müzik var. Sahne sanatları var. Folklorun modern yorumları var. Trakya’nın hikâyesini anlatan görsel ve teatral bir gösteri var. Pris’in gösterileri, Broadway’ın gösterişleri gib ihtişamlı belki de Anadolu Ateşi ölçeğinde, aynı anlayışla, profesyonel koreografi, sahne tasarımı, ışık, müzik ve gastronomiyi bir araya getiren özgün bir gösteri hazırlanabilir.

Sonra yolcu bağlara götürülüyor. Yerel üreticiyle tanışıyor. Bir kadeh bölge şarabı eşliğinde Trakya manzarasını seyrediyor. Belki tarihi bir konakta, belki restore edilmiş bir handa, belki bağ içinde özel bir akşam yemeği deneyimliyor. Ve ertesi gün İstanbul’a devam ediyor.
İşte o zaman tren Trakya’dan geçmiş olmaz. Trakya, Orient Express yolculuğunun bir parçası haline gelir. Prestij trende değil, güzergâhın tamamında olmalı Buradaki temel mesele Orient Express’e bir etkinlik eklemek değildir. Asıl mesele, prestijli bir seyahat markasının yarattığı değeri güzergâha yayabilmektir. Bugün tren İstanbul’da iki gece konaklıyor.

Bu iki gece boyunca konaklama, gastronomi, kültür, alışveriş ve eğlence sektörü ekonomik değer üretiyor. Peki Trakya neden yalnızca rayların üzerinden geçen bir bölge olarak kalıyor?
Teknik işlemler İstanbul’da yapılabilir. Operasyonel ihtiyaçlar İstanbul’da karşılanabilir. Ancak bu, yolcuların Trakya’da deneyim yaşayamayacağı anlamına gelmez. Tam tersine, İstanbul’a gitmeden önce Trakya’da birkaç saatlik veya bir gecelik yüksek standartlı bir deneyim tasarlanabilir. Mesele trenin güzergâhını değiştirmek değil. Güzergâhın ekonomik ve kültürel değerini genişletmektir. Burada Ticaret ve Sanayi Odalarına büyük görev düşüyor

Bu tür fırsatları yalnızca kamu kurumlarının takip etmesini beklemek artık doğru değil. Valilikler, belediyeler, Trakya Kalkınma Ajansı, TÜRSAB ve diğer kamu ve sektör kuruluşları elbette sürecin içinde olmalıdır. Ancak özel sektörün temsilcisi olan Ticaret ve Sanayi Odaları daha proaktif bir rol üstlenmelidir.

Çünkü mesele yalnızca turizm değildir.
Bu aynı zamanda;
• konaklama,
• gastronomi,
• bağcılık,
• gıda üretimi,
• yerel ürünler,
• kültür ve sanat,
• ulaşım,
• etkinlik yönetimi,
• alışveriş,
• hediyelik eşya,
• rehberlik,
• deneyim ekonomisi
ve dolayısıyla bölgesel ekonomik değer yaratma meselesidir.

Bu nedenle sistem şöyle çalışmalıdır:
Ticaret ve Sanayi Odaları fırsatı tespit etmeli, özel sektörü bir araya getirmeli, ürün ve deneyimi tasarlamalı, Valilik, belediyeler, Kalkınma Ajansı ve TÜRSAB’dan gerekli desteği almalı , uluslararası operatörlerle bağlantıyı kurmalı, Trakya’yı uluslararası seyahat programlarına dahil ettirmelidir. Yani kurumlar birbirlerinin yerine geçmemeli ve birbirlerini tamamlamalıdır.

Bir tren seferi değil, bir turizm ürünü düşünmeliyiz. Orient Express’in her seferini fotroğraf çekmek için ayrı ayrı kovalamak yerine daha büyük düşünmek gerekiyor.

Neden “Orient Express Trakya Deneyimi” diye kalıcı bir ürün geliştirmeyelim?

Neden Kapıkule’den İstanbul’a uzanan tarihsel güzergâhı bir destinasyon deneyimine dönüştürmeyelim?

Neden Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ birlikte hareket ederek tek bir Trakya Premium Experience ürünü oluşturmasın?

Neden Orient Express yolcularının yanı sıra Avrupa’daki lüks tren yolcularına, kültür turistlerine, gastronomi meraklılarına ve yüksek harcama eğilimindeki ziyaretçilere bu ürün satılmasın?

Bunun için her seferinde yeniden bir organizasyon yapmak da gerekmiyor.

Bir kez standartları belirlenmiş, uluslararası turizm sektörüne sunulabilecek profesyonel bir ürün tasarlanabilir.
Trakya’nın ihtiyacı bir etkinlik değil, bir turizm ürünüdür.
Kapıkule’den Türkiye’ye giren bir yolcu için sınır kapısı yalnızca teknik bir noktadır.

Ama Orient Express’i işleten firmaya ve yolcuya,
“hikayeyi sen anlatacaksın ve hikayeyi başlatacaksın.
Edirne’yi gösterdiğinizde tarih başlar.

Bir bağa götürdüğünüzde Trakya başlar.

Yerel üreticiyle tanıştırdığınızda kültür başlar.

Bir sofraya oturttuğunuzda gastronomi başlar.

Bir sahne gösterisiyle bütün bunları birleştirdiğinizde ise deneyim ortaya çıkar.

Turizm tam olarak budur. Trakya seyirci olmaktan çıkmalı Orient Express bu yıl da gelecek. 30 Eylül’de Türkiye’ye girecek. 2 Ekim’de yeniden Avrupa’ya dönecek. Tren raylardan geçerken Trakya’nın üzerinden yalnızca birkaç saatlik bir zaman geçmeyecek. Aynı zamanda kaçırılmış bir ekonomik fırsat daha geçmiş olacak. Biz yine fotoğraf çekebiliriz. El sallayabiliriz. Treni izleyebiliriz. Ama bundan daha fazlasını yapabiliriz.

Çünkü mesele Orient Express’in Trakya’dan geçmesi değil.
Mesele, Trakya’nın Orient Express yolculuğunun bir parçası olup olmamasıdır.
Kaynak: Aydemir Ay

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.