Mehmet Ali Öztürk Yazdı: İslam Anlayışımızı Gözden Geçirerek Yeniden Müslüman Olmalıyız

İslam Anlayışımızı Gözden Geçirerek Yeniden Müslüman Olmalıyız
Eğer iddialar ve söylentiler yanlış çıkarsa, istifa ederek yargıyı ve mensubu olduğu siyasi partiyi rahatlattığı için hanımefendi ayakta alkışlanmalı. Ancak doğru çıkarsa cezasız bırakılmamalı, yasada karşılığı neyse uygulanmalı. Aynı zamanda dışlanmalı, horlanmalı.
Bir toplumdan ahlakı çekip alırsan ortaya buna benzer tablolar daha çok çıkar. Maalesef çıkıyor da. Bu işin sağı solu yok. İnsan bozuldu. Nereye el atsan elinde kalıyor. Son yıllarda yolsuzluk, hırsızlık, namussuzluk, uyuşturucu, dolandırıcılık haberleri dinlemekten bıktık, usandık.
Eline fırsat geçmediği, güç elinde bulunmadığı için rahat konuşanlara, atıp tutanlara bakmayın. O günleri görürlerse, onların da ahlak seviyeleri belli olur.
Sakın birileri bana; Bunlar dindar, başörtülü, sakallı, dudaklarından Allah lafzı düşmüyor, yaptıklarına bakın deyip avuçlarını ovuştururarak sırtarmasın. Sen, sakalın, bıyığın, başörtün, namazın, dlilinde Allah’ın yok diye dinsiz misin? Dinli ya da ya da dinsiz olmanın partiyle ne alakası var? Sorsam sen de müslümansın. Hatta bunlar gibi de değilsin, güya çok daha iyi müslümansın. Senin hırsızlıklarını, fuhuşlarını, yolsuzluklarını, gencecik kızları tehdit yoluyla sapkınlığa zorlamanı nereye koyacağız? Hangi dine inanarak yaptın bunları?
İnsanlar islama değil, uydurdukları dine inanıyorlar. Sağını solunu keserek, bozarak ortaya öyle bir din çıkardılar ki! Ne yaparsan yap günaha giremiyorsun, dinin içinden çıkamıyorsun.
Kur’an-ı Kerim’e, peygamberimizin hayatına bakıyorsun, sürekli ahlak işleniyor, bizi aldatan bizden değildir, Müslüman, kalbinde iman taşırken yalan söylemez, haksızlık yapmaz, faiz yemez, içki içmez, kumar oynamaz deniliyor.
Yüce Allah, bana Kul Hakkı ile gelmeyin, onun dışındaki günahlarınızla ilgili tevbelerinizdeki samimiyete bakıp affedebilirim buyuruyor.
Esas konu ne biliyor musunuz? Dünyaya gelen çocuklarımız, evlerinden başlıyorlar, komşularına, okullarına, sokaklarına, işyerlerine, camilerine, Kur’an Kurslarına, arkadaşlarına varıncaya kadar islam ahlakıyla tanışmadan yetişiyorlar. Dindar, dinsiz farketmez bütün ailelerin çocukları aynı eğitimden geçiyorlar. Cesareti olan öğretmen varsa herhangi bir öğrenciye islam ahlakını öğretsin. Anında yaptığına, yapacağına pişman ederler. Bu ülkede bazıları laikliği halen çocukları dinsiz yetiştirmek olarak anlıyorlar.
Müslümanlar İslamı 32 farzdan, hatimden, mübarek gecelerden, başörtüsünden, sakaldan, tesbihten ibaret zannediyorlar. Ahlakı beynine, kalbine sindirerek yerleştirmeyen, toplumda en nazik, en kibar, faydalı, adaletli, doğru, dürüst, güvenilir olmayan insan müslümanlığı anlamamıştır.
Kuru kuru namaz kılınca, başını kapatınca, gece gündüz Allah deyince, hatim üstüne hatim indirince iyi müslüman oldum, kurtuldum zannedenler, ahlaklarına da, haram helale de dikkat etmiyorlarsa çok büyük hataya düşerler.
Elbette ibadet yapma demiyoruz. Ama önce ahlak diyoruz. Çünkü Allah ile aranda olan konular, seni ilgilendirir. Toplumu, onlarla olan muamelelerin ilgilendirir. O yüzden kul hakkı en başta gelir diyoruz. Çocuklarımız hem ibadetlerini öğrensinler, öğretmenleriyle camilere gitsinler, hem de helal alışverişi, devlet malını, kul hakkını, sevgi-saygıyı, vatan-bayrağı, helal lokmanın önemini öğrensinler…
Nesil yetiştiremediğimiz gibi bizler de bozulduk. Her şeyi siyasetten ibaret görüyoruz. Siyaseti lanetleyince de, göğe çıkarınca da rahatlıyoruz. Dostluğumuzu, kardeşliğimizi, dürüstlüğümüzü, muamelemizi siyasete göre belirliyoruz. Partimize dokunandan anında soğuyoruz. Aslında bunun adı tapınmadır. Ama onu da kabul etmiyoruz.
Ahlaksız yetişen nesil, sadece bizlerin değil, dinli dinsiz herkesin başına bela olur. Memleket için de beka meselesi haline gelir.
Vesselam islam anlayışımızı gözden geçirerek yeniden müslüman olmalıyız. ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!’ diye buyuruyor ya Yüce Allah, öyle olmalıyız. İnsanların bizim yüzümüzden islamdan soğumalarına sebep olmamalıyız.
Kaynak: Mehmet Ali Öztürk

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.