Erdal Yılmaz Yazdı: Durum Tahmin Ettiğinizden Bile Ciddi!
DURUM TAHMİN ETTİĞİNİZDEN BİLE CİDDİ!!
📌 RECEP TAYYİP ERDOĞAN sonrasının planını yapanlar var demek ki Sn. Cumhurbaşkanı temizliği boşuna yapmıyor 👇
📌 Siz hedefte Erdoğan veya Cumhur İttifakı olduğunu mu zannediyorsunuz?
Bu seçimlerde amaç iktidarı ele geçirmek diye mi düşünüyorsunuz?
Yanılıyorsunuz.
Hazırlık önümüzde ki son seçimlere değil, son seçimlerden sonrasına yapılıyor.
Erdoğan sonrasına.
Erdoğan ve Bahçeli siyaset sahnesinden çekildikten sonra bugünden hazırlanan siyasi, ekonomik, medya ve örgütsel kadrolarla kaldıkları yerden devam etmek istiyorlar.
Mesele yalnızca bir hükümeti değiştirmek değil. Mesele, Erdoğan sonrasında oluşacak siyasi alanı bugünden doldurmak ve devlet içerisindeki etkinliklerini yeniden kurabilecekleri zemini hazırlamak.
Ve bunu yaparken de Ak Partinin seçmenini kullanmak.
Ayrıca bunu yapmak için tek bir siyasi partiye de yaslanmıyorlar.
Son günlerde hepiniz gördünüz işte,
Finans çevreleri var.
Medya var.
STK’lar var.
Vakıflar var.
Cemaatler var.
Siyasi yapılar var.
Yurt dışı bağlantıları var.
Bürokrasi içerisinde geçmişten kalan ilişkiler var.
Yeni yetiştirilen kadrolar var.
Son seçimlerde muhalefetle birlikte hareket eden kim varsa, hangi siyasi yapı hangi çevreyle yan yana geldiyse, bugün bunların Erdoğan sonrasında nasıl bir pozisyon alacağına bakmak gerekiyor.
Çünkü siyasi mücadele başka bir şeydir, devlet içerisinde yeniden yapılanma başka bir şey.
15 Temmuz’dan sonra FETÖ/PDY’nin devlet içerisindeki yapılanması tasfiye edilmeye çalışıldı.
Birde baktık PKK ve FETÖ kardeş olmuş.
Örgütün devlet kurumlarına yıllar boyunca nasıl yerleştiği de artık gizli bir mesele de değil.
Asıl soru şu:
Bu yapıların siyasi, ekonomik ve uluslararası bağlantılarından geriye kalan unsurlar bugün hangi alanlarda faaliyet gösteriyor?
15 Temmuz’un siyasi ve hukuki sonuçlarını değiştirecek yeni bir meşruiyet alanı oluşturulmaya çalışılıyorsa bunun da ortaya çıkarılması gerekir.
Çünkü bugün içeride bulunan insanların tamamının aynı şekilde kalacağını düşünmek de, geçmişte devlet içerisinde örgütlenmiş yapıların bir daha siyasi alan aramayacağını düşünmek de aptallık olur.
İmamoğlu meselesi de buradan bağımsız değil.
İmamoğlu’nun bazı çevreler tarafından yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak değil, Erdoğan sonrasının siyasi figürü ve yeni bir Erdoğan alternatifi olarak sunulduğunu belki kamuoyuna yansıtılmıyor ama alınan pozisyon bu.
Burada mesele İmamoğlu’nun şahsı değil.
İmamoğlu üzerinden kurulmak istenen siyasi modeldir.
Kimler destekliyor?
Hangi medya kuruluşları nasıl bir siyasi kimlik inşa ediyor?
Hangi sermaye çevreleriyle ilişkiler kuruluyor?
Hangi uluslararası temaslar gerçekleştiriliyor?
Hangi kadrolar bu yapının içerisinde toplanıyor?
Bunlara bakmak gerekiyor.
Atatürkçüyüm diyen birinin Süleymancı cemaati ve Nur cemaati ile nasıl bir ilişkisi olabilir mesela değil mi?
Bu cemaatler yıllarca Cumhuriyeti yıkmak isterken Atatürk’e düşmanlık ederken mesela?
Aynı şekilde Londra bağlantısı meselesi de önemli, mutlaka somut ilişkiler üzerinden araştırılmalıdır.
ABD içerisindeki İngilizlere yakın çevrelerle Londra merkezli siyasi ve finans çevrelerinin Türkiye’deki aktörlerle ilişkileri varsa, bunların ortaya konulması gerekir.
Bunun yolu da bellidir:
Para hareketlerine bakılır.
Şirketlere bakılır.
Fonlara bakılır.
Vakıf ve STK ilişkilerine bakılır.
Medya sahipliklerine ve finansmanına bakılır.
Siyasi temaslara bakılır.
Yurt dışındaki görüşmelere bakılır.
Kim kiminle ne zaman, hangi amaçla ilişki kurmuş; ortaya çıkarılır.
Hatırlayın, geçmişte devlet içerisine sadece tek bir kanaldan girilmedi.
Eğitim üzerinden girildi.
Bürokrasi üzerinden girildi.
Emniyet ve yargı üzerinden girildi.
Medya üzerinden girildi.
İş dünyası üzerinden girildi.
Sivil toplum üzerinden girildi.
Siyaset üzerinden alan oluşturuldu.
İki kelimeyi bir araya getiremeyenler birden Gazeteci oldu siyasetçi oldu Reis çi oldu. önden reisçi arkadan kuyusunu kaz. doğan görünümlü şahin oldular.
Bugün benzer bir yöntem başka isimlerle veya başka yapılarla tekrar kuruluyorsa, bunun tespit edilmesi devletin görevidir.
Burada kimseye peşinen suçlu demiyorum.
Ama kimseyi siyasi kimliği nedeniyle dokunulmaz da kabul etmiyorum.
AK Partiliyse de bakılacak.
CHP’liyse de bakılacak.
MHP’liyse de bakılacak.
İYİ Partiliyse de bakılacak.
Cemaatse de bakılacak.
STK ise de bakılacak.
Vakıfsa da bakılacak.
Medya kuruluşuysa da bakılacak.
Şirketse de bakılacak.
Yurt dışı bağlantısı varsa o da incelenecek.
Çünkü bir yapının kendisini milli, demokratik, muhafazakâr, liberal veya özgürlükçü olarak tanımlaması tek başına hiçbir şey ifade etmez.
Çünkü; Devlet söyleme değil, ilişkiye ve faaliyete bakar.
Kimlerle bağlantısı var?
Finansmanı nereden geliyor?
Hangi kadroları yetiştiriyor?
Hangi siyasi hedef doğrultusunda hareket ediyor?
Devlet kurumlarıyla ilişkisi ne?
Yurt dışındaki bağlantıları nereye uzanıyor?
Bunlara bakar inceler araştırır toplumun önüne atar…
Benim itirazım tam olarak burada.
Erdoğan bugün var, yarın olmayacak.
Bahçeli bugün var, yarın olmayacak.
Siyasi kadrolar değişecek.
Ama devlet kalacak.
Bu nedenle bugünden yapılan hazırlıkları yalnızca seçim kazanma hesabı olarak görmek doğru değil.
Eğer amaç sadece iktidarı değiştirmekse eyvallah bunun adı siyasi mücadeledir, değiştirebiliyorsanız değiştirin saygı duyarız.
Fakat amaç Erdoğan sonrasında devletin siyasi, ekonomik ve bürokratik mekanizmalarında yeni bir güç merkezi oluşturmaksa, artık mesele farklıdır.
Hedefte devlet vardır.
O zaman devletin bunu bütün yönleriyle incelemesi gerekir.
Duygusallığı bırakın.
Kimseye sırf muhalif olduğu için düşman demeyin.
Ama kimseye sırf muhalif olduğu için devletin denetiminden muaf alan da açmayın.
Hükümetin içinde de suçlu ve hain varsa şayet atın toplumun önüne.
Suçu olan da yargıya hesabını versin.
Suçu olmayanın hakkı korunsun.
Siyasi kimliğine göre ayrıcalık da verilmesin, cezalandırma da yapılmasın.
Devlet işini yapsın.
Çünkü mesele Erdoğan değil.
Mesele Cumhur İttifakı değil.
Mesele CHP de değil.
Mesele İmamoğlu da değil.
Mesele Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gelecekte hangi kadrolar ve hangi güç merkezleri tarafından yönlendirileceğidir.
Son 300 yıldır elde ettiğimiz özgürlüğümüzün ve gücümüzün, Hayallerimizin devamlılığıdır.
Benim söylediğim budur.
Ve buraya yazıyorum:
Bugün hazırlık yapanların hesabı yalnızca bugünün seçimine göre yapılmıyor.
Erdoğan sonrasına göre yapılıyor.
Bu nedenle devletin yapması gereken, kimsenin siyasi kimliğine bakmadan bütün bağlantıları ortaya çıkarmaktır.
Kim gerçekten siyasi muhalefet yapıyor, kim başka bir yapılanmanın parçası; ayrıştırılmalıdır.
Kim dışarıdan destek alıyor, kim kendi siyasi mücadelesini yürütüyor; ortaya konulmalıdır.
Kim devlet içerisinde kadrolaşmaya çalışıyor, kim yalnızca siyaset yapıyor; tespit edilmelidir.
Unutulmamalıdır ki: Kaçak, göçek, tutuklu, soruşturması devam eden, veya tutuklanma korkusu yaşayan ne kadar kripto varsa tek umutları Erdoğan sonrası oluşturacakları sistem. Başka Türlü asla Devletin pençesinden kurtulamazlar.
Eğer bunu başarsınlar, İmamoğlu İkinci Atatürk olur Osman Kavala’da bakan olur bu ülkeye.
Ve bunun önünü açmaya çalışan, şu an Ak Partide siyaset yapan Cumhur Başkanımızın dediği gibi içeri sızdırılmış kripto kim varsa derdest edilmelidir.
Türk milletine düşen de burada kişisel siyasi tercihlerinin ötesine bakmaktır.
Bu mesele nereye gidiyorsa gitsin, devlet işini yapmalıdır.
Devletin yanında durmak, herhangi bir siyasi kişiye bağlılık değil; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin devamlılığından yana olmaktır.
Kaynak: Erdal Yılmaz
- Erdal Yılmaz Yazdı: Durum Tahmin Ettiğinizden Bile Ciddi! - Ekim 1, 2026
- Kur’an’ı Kerim’den Notlar/Oğulcan Doğan Yazdı: İtmi’nân… - Ekim 1, 2026
- Basından Seçmeler/Ergun Diler Yazdı: Barzani..!?? - Ekim 1, 2026

