Necati Budak Yazdı: Fatma Betül Sayan’a Vurduk da Vurduk…

Fatma Betül Sayan’a Vurduk da Vurduk…
Fatma Betül Sayan’a vurduk da vurduk.
Çuvaldız sapladık; ne çuvaldızı: ekmek bıçağı, hançer, mızrak, kılıç, süngü… Allah ne verdiyse sapladık.
Güya çoğumuz bunu bir Müslüman hassasiyetiyle yaptık.
Hiçbirimiz aynanın karşısına geçip kendimizi onun yerine koyup şu soruyu sormadık:
“Fatma Betül Sayan’ın yerinde ben olsaydım, aynısını yapar mıydım?”
Halbuki atalarımız “önce iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” dememiş miydi?
Daha da önemlisi, Kur’an-ı Kerim’de Allah şöyle uyarmamış mıydı:
“Siz insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Oysa kitabı okuyup duruyorsunuz. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”
(Bakara, 44)
Bu sert uyarıdan sonra, böyle davranmaya devam edenler için daha da sert bir ikaz gelir:
“Ey iman edenler! Yapmadığınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmadığınız şeyi söylemeniz Allah katında büyük bir nefret sebebidir.”
(Saff, 2-3)
Başka bir yerde aynı tonda uyarır:
“Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.”
(Hucurât, 11)
Ve başka bir ayette yaptıklarımızın ötede bir karşılığı olduğunu hatırlatır:
“Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir.”
(Mâide, 105)
Bu Fatma Betül Sayan’ı tenize çıkarma yazısı değildir. Ya Müslüman hassasiyeti diyerek yaptığımız şeylerin bir kısmı öz eleştirisiz öfkemiz ise?
Tamam eski bir Aile Bakanı ve parti yöneticisinin kısa sürede olağanüstü borsa kazancı elde ettiği yönündedir; istifa etti, mal varlığı donduruldu, süreç devam ediyor. Bunlar henüz mahkeme hükmü değil, iddiadır. Ama kamu görevi, yetim-yoksul söylemi ve içeriden bilgi şüphesi bir araya gelince hesap sormak gıybet veya alay sayılmaz ama biz yinede kendimize bir bakmak zorunda değil miyiz?
“Ben olsam yapar mıydım?”
Bu soru nefs muhasebesi için iyidir. Cevabı “evet, belki yapardım” ise o zaman Saff 2-3 devreye girer: yapmadığın (yahut fırsat olsa yapacağın) şeyi başkasına günah diye yüklüyoruz . Yine de “ben de yapardım” demek , kamu malı ve içeriden bilgi şüphesini meşrulaştırmaz.
İğneyi kendine batırmaya devam
çuvaldızı tamamen elden bırakmak da uygun değil , lakin hep aynaya bakıp kendimize Kur’an’ın perspektifinde sorular sormak en iyisi….
Kaynak: Necati Budak

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.