Ezgi Akgül Yazdı: “Ne Yapılmalı?” Sorusundan Değil, “Biz Neyiz?” Sorusundan Başlamalıyız
“Ne Yapılmalı?” Sorusundan Değil, “Biz Neyiz?” Sorusundan Başlamalıyız
müslüman olmak; saraybosna’da bir mezar kazıldığında üsküp’te toprağın kabarmasıdır. kaşgar’da minare yıkıldığında endülüs’te tarihin ağlamasıdır.
müslüman olmak; kudüs’te zeytin ağacı kesildiğinde fas’ta toprağın inlemesidir. yemen’de bir ev yıkıldığında taşkent’te duvarların çatlamasıdır. şam’da bir taş yerinden oynadığında istanbul’da uykunun kaçmasıdır müslüman olmak.
biz “müslüman olmak” kavramının içini boşalttığımız için belki de; masumların gözyaşı üstüne bahse giriyor savaş baronları, mazlumların kaderi için pazarlık yapıyor klavye stratejistleri, yoksulların rızkı üstüne oyun kuruyor borsa spekülatörleri, değerlerimiz üstüne ticaret yapıyor ahlak simsarları.
kırılgan yanlarımızı, iç çelişkilerimizi ve iç hesaplaşmalarımızı, tarihin bize bıraktığı yaraları kaşıyorlar. hassasiyetlerimizi, çözümsüz meselelerimizi ve tarihsel acılarımızı manipüle ederek bizi köşeye sıkıştırıyorlar.
öfkeli değilim. kırgınım.
şehitlerin kefenine bulaşmış kan kadar ağır olması gereken bir davayı, klimalı salonlarda marka kahvelerini yudumlarken sergilenen ucuz duyarlılık şovlarına indirgeyenlere kırgınım.
bayrağını rüzgâra tutup marş ezberlemeyi direniş sananlara, dava kelimesini pazarlayanlara, kelle koltukta olmak ile övünen ama kellesini iki omzunun arasına koymayı akıl edemeyenlere kırgınım.
kendime kırgınım…
zulmü romantikleştiren, direnişi estetize eden, şehadeti magazinleştiren ve en büyük arzusu mescid-i aksa’da instagram’da “kudüs’teyim” etiketiyle poz verebilmek olan müslümanlara dönüştük.
bizim derdimiz zulüm değil sanki bizim derdimiz gündem.
kudüs gündemdeyse biz kudüsçüyüz. yemen gündemdeyse yemenciyiz. uygur gündemdeyse uygurcuyuz. vicdanımız tt listesine göre şekilleniyor sanki.
en çok da içimizdeki bu içi boş gürültüye kırgınım ben ya.
“ne yapılmalı?” sorusundan değil, “biz neyiz?” sorusundan başlamalıyız bence meseleye.
ablukada olan ruhlarımıza yardım tırlarını ulaştırmadan, vicdan sınırlarımızı bir “allahu ekber” ile çizmeden “ne yapılmalı?” sorusu boş gürültü kalıyor sadece.
kaynak: ezgi akgül
7 Ekim 2026 ankara

