Dr. Ebubekir Sofuoğlu Yazdı: Diyanet Ne Yapmak İstiyor?

Diyanet Ne Yapmak İstiyor?
Bir Veli olarak benim kızımı iki erkeğin arasına oturtacaksın ve ben buna ses çıkartmayacağım öyle mi?

Siz Harem-Selamlık düzenini ihlal etmek dışında bu milletin yaşam düzenine müdahale etmiş oluyorsunuz.

O kızı zorla iki erkeğin arasına oturtmuş olmakla basbayağı, benim kızımın tercihini ihlal etmiş oluyorsunuz.

Tabii ki bu cümle, oturma düzenine orada müdahale edilmiş olma durumunda geçerlilik kazanır.

Ancal buradaki gençleri, bu salona serbest bir şekilde bırakmış olsalardı bu gençler, kesinlikle böyle oturmazlardı.

Özellikle bir erkek bir kız, bir erkek bir kız şekilde oturtulduğu ihtimali mevcutken ve biz böyle bir ortama sonradan geldik, o ortama müdahale edemedik şeklinde en azından bir beyan beklenirken Diyanetin böyle bir açıklama yapması İslami Harem-Selamlık düzeninin ihlali açısından son derece tedirgin edici bir durumdur.

Bir de cemaatlerin kontrolü Diyanete verilsin deniyor. Bu Diyanet bu inancıyla, cemaatleri kontrol etmeye kalkarsa, tüm cemaatlerdeki Harem-Selamlık düzenine şu ekrandaki oturma düzenini ya da buna benzer zihniyeti getirirse her taraf kadın erkek karışık toplantılarla dolmayacak mı?

Kadın erkek karışık toplantılarda tanışmalar, yakınlaşmalar olmuyor mu, devamında ileri gitmeler olmuyor mu?

Kadın erkek aldatmaların bir numaralı sebebi önce bu çiftlerin birbirleriyle tanışması değil mi?

Tanışan kişiler birbirlerini beğendikten sonra daha ileri gitmiyorlar mı?

Eşlerini aldatan yüz binlerce çiftler, aldattıkları kişilerle önce tanışmıyorlar mı?

Bu tür ortamlar tanışmalara imkan sunmuyor mu?

Yoksa çiftler birbirlerini sokakta görür görmez mi aldatıyorlar?

Bu aldatma sürecine, hiçbir şekilde tanışmadan mı giriyorlar?

Peki bu ortamlar tanışmaların kolaylaştırıldığı ortamlar değil mi?

Bunlar biline biline bu şekilde tutumlar nasıl sergilenilebiliyor?

Bir de Diyanet, İslam’ın Harem-Selamlık düzenini ihlal ettiği şu toplantıyı marifetmiş gibi nasıl paylaşabiliyor

Kaç gündür en az binlerce kişi, bu konudaki üzüntülerini dile getiriyor. Toplumun bu konudaki üzüntülerini dikkate almadan, adeta binlerce insanı umursamadan böyle bir paylaşım toplumun önceliklerine karşı kayıtsızlık olmuyor mu?

Yaşadığı toplumun önceliklerine kayıtsız kalına kalına Diyanet bu topluma nasıl hizmet edecek?

En az binlerce kişinin bu konuda üzüntülerini ifade etmesine rağmen Diyanetin bunu paylaşması, sizin hassasiyetleriniz benim umrumda değil demek olmuyor mu?

Kazara benim çocuğumu böyle bir toplantıya dahil etseler, bunu yapanlar hakkında her türlü yasal hakkımı kullanırdım.

Çocuklarını o şekilde oturttuğunuz ailelerden, özellikle kız çocukların velilerinden izin aldınız mı?

Bu milletin çocuklarını, neye dayanarak bir erkek bir kız, bir erkek bir kız şeklinde oturttunuz. Bu oturma düzenini, üstelik bir de paylaşmak suretiyle siz bilerek mi yapmış oldunuz?

Bunu yaparak neyi hedefliyorsunuz?

Benim kızımı ya da oğlumu bir erkek bir kız, bir erkek bir kız bir şekilde oturtan kişilerden meşru zeminde her türlü bunun hesabını sorardım.

Çocukların yaşları her ne kadar reşit de olsa bu oturma düzeni velilere sorulmuş olsaydı velilerin en az yarıdan fazlası buna kesinlikle karşı çıkacaklardı?

Ya da oradaki gençlere de sorulmuş olsaydı onlar da bu oturma düzenine şiddetle karşı çıkacaklardı?

Bu oturma düzeninin bu şekilde tespit ederek, bunun üzerine bu yetmiyormuş gibi yaptığımız çok doğru şey dercesine bir de bunu binlerce kişinin itirazına rağmen paylaşarak hedeflediğiniz şey nedir?

Kaç gündür sosyal medyada en az binlerce kişi bu oturma düzenini eleştirdikten sonra siz, bir de bunu paylaşmakla, toplumda başka bir şeyin yerleştirmeye çalışıyorsunuz?

Kaynak: Prof.Dr.Ebubekir Sofuoğlu

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.