Gündüz Demirhan Yazdı: İslam’da Kadın Konusunda Yazacağım Biraz…
İslam’da Kadın Konusunda Yazacağım Biraz…
İslam’da kadın konusunda yazacağım biraz… Bir erkek olarak kadın yazmak aslında en son istediğim bir konu ama o kadar yanlış bilinen konular var ki; bazen mecburiyet hasıl oluyor.
Yeni sayfa arkadaşlarından Ayşe Kale, bir haftadır İbni Battuta yazıları paylaşıyor. Seyahatnamesinden kesitleri zevkle okuyorum. Battuta’nın Türk erkeklerini kılıbık olarak tarif ettiğini bilmeyen varsa, öğrensin.
İslami literatüre geçmeden önce bilimsel bir deney ile konuya girmek istiyorum.
Önyargı tehdidi deneyi 1999 yılında yapıldı. Stereotype Threat diye aratabilir ve ayrıntılarını öğrenebilirsiniz… Deney matematik alanında eşit yeteneğe sahip erkek ve kadın öğrencilere zor bir matematik testi verilmesini ve sonuçlarını anlatıyor. İki grup var; birinci gruba “bu testte kadın ve erkekler arasında hiçbir performans farkı yoktur” deniliyor ve ikinci gruba ise cinsiyetle ilgili hiçbir açıklama yapılmıyor. Sonuç; kadınların matematik konusunda erkeklerden geride olduğuna dair toplumsal önyargı, hiçbir açıklama yapılmayan gruptaki kadınların stresini artırıp performanslarını düşürüyor ve “cinsiyet farkı yoktur” denilen grupta kadınlar erkeklerle tam olarak eşit ve yüksek başarı gösteriyor…
Feminizme de hümanizme de karşı olduğumu, beni tanıyan herkes bilir. İstanbul Sözleşmesi savunucusu olmasam da, çıkış gerekçesini çok savundum. KADEM ziyaretlerim oldu. Öyle bildiğiniz gibi değil, gidin görün. Kadının beyanı esas mıdır? Nur Suresi 5-9 ayetler hem kadının hem de erkeğin beyanını esas olarak almıştır; ayete karşı çıkmadan önce açıp okuyun derim.
Kadın yöneticisi olan toplumlar eleştirisine karşı şunu hatırlatırım; Sebe Melikesi Kuran’da övülmekte iken siz kim oluyorsunuz? Hazreti Ayşe ordu komutanlığı yapmış ve fıkıh hani hukuk konularında alimlerce kaynak gösterilmişken siz neden bahsediyorsunuz?
Nisa 34’te kadınları dövmeye izin verdiği iddia edilen “darebe“ fiili Bakara 226, İbrahim 24, Nahl 75, Ankebut 43, Zümer27, Haşr 21 ve Yasin’de iki yerde 13 ve 78 ayetlerde nasihat etmek diye meal verildiğini görmek gerekmiyor mu?
Mehir konusunda rahatsızlıklar var. Özellikle de, mesele ömür boyu nafakaya dayanınca itirazları görmek gerekiyor.
Hazreti Ömer, gençlerin evlenmekte zorlandığını ve kadınların yüksek mehir taleplerinin evlilikleri zorlaştırdığını görmüştü. Sosyal ve ekonomik dengeyi sağlamak amacıyla devlet başkanı olarak yetkisini kullandı ve mehre üst sınır getirmeyi, 400 dirhemle sınırlandırmayı düşündü. Bunu Medine Mescidi’nde minbere çıkıp söyledi.
Kureyş’ten bir kadın itiraz edip mescidde ayağa kalktı. Nisa 20 ayeti okudu. “Ey Ömer, Allah bize bu hakkı vermişken, sen nasıl olur da bu hakka bir sınır koyarsın?” dedi.
Hazreti Ömer “bir kadın isabet buyurdu, Ömer ise hata etti; Ey Ömer, Medine’deki bir kadın kadar bile fıkıh/din bilmiyorsun” diyerek minberden indi.
Böyle bir olayın orduları Afrika ve Asya ortalarında ilerleyen bir lidere karşı ve mescidde yaşandığını bir de bugün hayal edin. Sadece hayal edebiliriz değil mi?
İslam hukuku kaynaklarında bu olaydaki kadının kim olduğu konusunu araştırdım; rivayet var:
Kevle binti Hakim ve Havla binti Salebi…
Havla binti Salebi, bir gün Hazreti Ömer yolda yürürken onu durdurup dakikalarca nasihat etmiş, Hz. Ömer de saygıyla dinlemişti.
Yanındakiler “Bir kadını niye bu kadar dinledin?” demişlerdi.
Ömer de “O öyle bir kadındır ki, Allah onun sesini yedi kat göğün üstünden dinledi, Ömer onu dinlemeyip de ne yapsın?” demişti.
Bu olayı da kaynaklardan araştırdım. Meğer Mücadele Suresinin adı kadınların haklarını savunma ve mücadelesinden geliyormuş. Bunu öğrenmiştim. Havla, kocasını şikayet etmiş ve Mücadele Suresi ilk ayetler inmişti. Bir bakın ve zıhar konusunu da öğrenin.
Şifa binti Abdullah; Hz. Ömer döneminde Medine pazarının denetiminden yani zabıta ve ticaret müfettişliği teşkilatından sorumlu kılınmış; idari ve adli yetkiyle pazarı yönetmişti.
Rufeyde Eslemi; Medine Mescidinin yanındaki çadırında ilk seyyar askeri hastaneyi kurmuş, gönüllü kadın sağlık hareketini organize ederek savaşlara hazırlamış, cephede yaralanan askerleri tedavi etmişti.
Ümmü Amare ya da Nusaybe bint Kab; Uhud başta olmak üzere birçok savaşa katılmış, eline kılıç ve kalkan alarak Hz. Peygamber’i doğrudan savunmuş, vücudunda onlarca derin yara almış bir savaşçıydı. Sadece kendisi savaşmakla kalmamış, kadınlara silah kullanımı, yaralı bakımı ve cephe gerisi lojistik eğitimi vermişti.
Müşriklerin umreye izin vermediği Hudeybiye krizi sonrasında Peygamber Aleyhisselam’ın bazı emirleri dinlenmemiş ve çok üzülmüştü. Ümmü Seleme şu şekilde stratejik bir akıl vermişti: “Ey Allah’ın Resulü, onların bu emri hemen yerine getirmesini istiyorsan, hiç kimseyle konuşma; dışarı çık, kurban keseceğin deveyi bizzat kendin kes ve tıraş ol. Onlar senin bunu yaptığını gördüklerinde, artık geri dönüşü olmadığını anlayıp hemen seni takip edeceklerdir.” Peygamber Aleyhisselam bu akla uymuş ve itaatsizlik krizi aşılmıştı.
Böyle aklıma şimdi gelmeyen başka örnekler de vardır. Ama asıl olan; kadın veya erkek değil, adalettir.
Maalesef Müslümanlar “Rahman” esmasının kadın erkek, Müslüman kafir herkese adil olan Allah kavramını kapsadığını bilmiyor.
Dün söylemiştim ve bugün tekrar ediyorum… Maide 8 ve Nisa 135 ayetleri değil itiraz eden; bilmeyenle dahi aynı dinden değilim.
Lütfen Kuran okuyun ve anlayın. Kuran lafzı ve anlamı ile kutsaldır. Bunu da iyi bilin.
Kaynak: Gündüz Demirhan

