Mustafa Tulukçu Yazdı: Namuslular ve Namussuzlar Ülkesi

🟪 NAMUSLULAR VE NAMUSSUZLAR ÜLKESİ

Türkiye’de muazzam bir ahlaki çürüme var mı?
— Ona ne şüphe! Haberlere baksak yeterli. Fonculardan, belediyeleri soyup soğana çevirenlerden, makamının gücünü/imkanını kişisel çıkarına tahvil edenlerden, mafyalaşmaktan, nepotizmden geçilmiyor ki ülke. Her yerde alavere dalavere.

Kim yapıyor bunları?
— Kim yapmıyor ki? Ortamı müsait bulan, gözünü karartan herkes.

Yani?

​➤ Yani İktidar-Muhalefet fark etmiyor hacı, zaman-zemin müsaitse küçük bir azınlık hariç alayı indiregandi yapıyor.
Üst düzey yöneticisinden genel müdürüne, müdüründen memuruna, marketçisinden pazarcısına kadar aklına kim gelirse!

Düşünce dünyamızın yıldızlarından Cemil MERİÇ (1916 – 1987) ne diyordu yıllar önce:

​➤ “Ortada bir pasta var. Sağdan yiyene sağcı, soldan yiyene solcu demişler. Bu ülkede sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur. Bu ülkede namuslular ve namussuzlar vardır.”

Ama İktidar bu işin cılkını çıkardı?

— Değil bence… Eskiden de, öncekiler de aynen böyleydi. Ancak iktidardakilerin daha önceki dönemlere göre çok daha göze batmasının iki ana nedeni var!

❗️Neymiş onlar?
[Senin adına ben soruyorum 😊]

1️⃣ Dindar geçinenler/bilinenler, dilinden inşallahı-maşallahı düşürmeyen alnı secdeliler, “şeriat gelecek vahşet bitecek” diyenler AKPARTİ döneminden önce iktidarı, devletin gücünü hiçbir zaman ele geçirememişlerdi. Bırak ele geçirmeyi, “dindarlara zenci muamelesi yapılırdı” desem abartılı olmaz.
[Yaşı müsait olanlar, o dönemi yaşayanlar bilir.]
İşte bu kesim iktidara gelince, hele hele üzerinden biraz da zaman falan geçince tıpkı Beyaz Türker gibi bunlar da “devlet üzerinden nasıl zengin olunur?”un formülünü çözdüler/öğrendiler.
Ve şimdiye kadar sınanmadıkları “parayla imtihandan” bunların da çoğu sınıfta kaldı maalesef. Retorikten ibaretmiş toplantı salonlarındaki koca koca lafları…
“Mücahitler artık müteahhit oldu” sözü dillere bundan pelesenk oldu.

Dikkat çekmesinin, çok konuşuluyor olmasının ilk sebebi budur işte:
— “Meğer söz konusu para olunca herkesin dini aynıymış”ın şaşkınlığı yaşanıyor yani şimdilerde.
[Dürüst kalanları alınmasın. Onlar başımızın tacı]

2️⃣ Diğer sebebi de “bilgiye/habere ulaşmanın hızlanması”dır.

İletişim/bilişim/teknoloji alanı öyle imkanlar sunuyor ki Ankara-Yahşiyan’daki 1600 küsür tapuyu, bilmem şu kadar parayı-altını üzerine geçiren namussuzun haberini tüm ülke, pek çok kanaldan anında öğrenebiliyor. Belgeler her yere saçılıp dökülüyor.

Yani hacı, hırsızlık eskiden de vardı da çoğumuzun bundan haberi olmuyordu. Günümüzde daha görünür oldu.
[Eskiden suçlular-hırsızlar bu kadar korunuyor muydu?
— İletişim, haber ağı bugünkü gibi güçlü olmadığı için “evet-hayır” diyemiyorum.]

♦️ NETİCE:

Toplum olarak “Dün” de “Bugün” de:

Dinlisi-Dinsizi,
Türkü-Kürdü,
Alevisi-Sünnisi,
Köylüsü-Şehirlisi,
Okumuşu-Cahili,
Kadını-Erkeği
kim var kim yoksa yani, ahlaken sorunlu bir milletiz.

Ahlaken sorunlu olduğumuz kesin de bunun oranı ne kadar? onu bilmiyorum işte.
​➤ Tek bildiğim, namussuzların namuslulardan daha çok olduğu gibi bir his var içimde!
Belki de yanılıyorumdur.
— Ve keşke yanılsam…

❗️1965 yılında en yakın arkadaşlarından M. Orhan Okay’a yazdığı mektubunda büyük mütefekkirlerimizden Nurettin TOPÇU (1909 – 1975) şöyle yazmış:

👉 Ahlaksızlığın ummanı olan bu Şark’ı yaşadıkça tanıyorum. Burada insanı fenerle arayanlar yanılmamışlar. Müslümanız diyen insan yığını yok mu? Onlar Şark’ın en aşağı tabakasını temsil ediyor.
Müslümanlık, “yaşanan şekliyle müslümanlık” Şark’ı bitirmiştir. Buraya artık ne ilim girer ne ahlak, ne de Allah yardım eder bunlara. Bunların önce her şeyi bırakıp insanlık devrine girmeleri lazım…

​➤ Dürüstlere, İslamlığını, İslam olmasa da İnsanlığını dinara-dirheme satmayanlara, özü-sözü bir olan “iyiler”e selam olsun…
Kaynak: Mustafa Tulukçu

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.