Cem Murat Yazdı: Yıllardır muhalefetin diline yapışmış bazı büyük yalanlar ve işin gerçeği
Yıllardır muhalefetin diline yapışmış bazı büyük yalanlar ve işin gerçeği
1-Egemen Bağış’ın Kur’an ayetlerini hedef alıp bakara-makara dediği iddiası
Anadolu Ajansının 6 Haziran 2014 haberinde, TÜBİTAK vasıtasıyla yapılan bilirkişi raporu;
“Yapılan spectrum incelemesi sırasında tespit edilen kaydın içinde gözlemlenen çok sayıda çıkıntı, bu kaydın çok sayıda farklı kayıttan yararlanılarak oluşturulmuş bir montaj olduğunu ortaya koymuştur.
Montajda dikkat çeken bir husus konuşma bütünlüğünü sağlamak için sadece tüm kelimelerden oluşan bir montajdan farklı olarak, kelimelerin dahi parçalanmış hecelerden oluşturularak, istenen yeni kelimelerin türetilerek ortaya çıkarıldığı ilginç bir uygulama ortaya konmuştur.”
2-Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu’nun Ensar Vakfı’nda yaşanan hadise için “bir kereden bir şey olmaz” dediği iddiası;
Mart 2016’da Karaman’da Ensar Vakfı ve KAİMDER evlerinde yaşanan çocuk istismarı skandalının ardından Bakan Sema Ramazanoğlu yaptığı açıklamada tam olarak şu ifadeleri kullanmıştır:
“Her zaman kötü niyetli insanlar, bazı işleri suistimal eden insanlar olabiliyor. Bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle önplana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz.”
(bu mantıkla hastanede yaşanan böyle bir olay ile hastaneleri, okul için okulları, sokak için sokakları kapatalım gitsin. Söz konusu vakıf organize bir şekilde böyle rezil bir hadisede bulunmamış, vakıf içine sızan solcu bir pç, ateist bir şsiz bu fiili işlemiş, mahkeme sonucunda ise 500 küsur yıllık bir cezaya çarptırılmıştır)
3- Tayyip Erdoğan’ın “tüm servetim bir yüzüktür” dediği iddiası.
1993 yılının sonlarında, Refah Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir seçim çalışması veya partililerle buluşması sırasında yaptığı konuşmada; 27 Mart 1994 yerel seçim kampanyasına destek veren fedakar insanlardan bahsediyor. Kendisine mektupla birlikte alyansını (nişan yüzüğünü) bağışlayan dindar bir hanımefendinin hikayesini anlatıyor ve o yüzüğü parmaklarının arasında kameralara gösteriyor. Halkın bu inancı karşısında dev holdinglerin, para babalarının duramayacağını söylüyor.
4-Pudra Şekeri söylemi üzerinden genelleme ve algı çalışmaları
AK Parti Genel Merkezinde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu’nun lüks bir araç içinde uyuşturucu (kokain) kullanırken çekilen görüntülerinin internete düşmesi olayıdır. Yakalandığında bu maddenin “pudra şekeri” olduğunu ve şaka yaptıklarını iddia etmesi meselesidir.
Cenaze aracıyla dahi kokoin kaçıran muhalif belediyeleri düşününce, dış kapının mandalı bir güvenlik görevlisinin bireysel fiilinin devede kulak bile olmadığı aşikardır.
5-MAN Adası Dekontları: Erdoğan’ın yurtdışına offshore hesaplara para kaçırdığı iddiası;
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurt dışındaki bir offshore şirketine para transfer ettiğini iddia ederek kürsüden salladığı dekontlardır. İktidar bunun ticari bir ortaklık satışı geliri olduğunu savunmuş, mahkemeler yaptığı incelemede iddiayı asılsız bularak Kılıçdaroğlu’nu yüksek tazminat ödemeye mahkum etmiştir.
6- 128 milyar dolar yalanı
Geçtiğimiz günlerde de AYM kararıyla bir kez daha yalan ve iftira olduğu ortaya çıkmıştı. Daha öncesinde ise İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP’nin bazı açıklamalarını siyasi eleştiri kapsamında değerlendirse de, partinin resmi sosyal medya hesabından 19 Şubat 2021 tarihinde paylaşılan videodaki bazı ifade, itham ve görsellerin Berat Albayrak’ın kişilik haklarını ihlal ettiğine ve gerçek dışı olduğuna hükmetmiştir.
Mahkeme, bu gerekçeyle CHP’yi 40 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Yerel mahkemenin verdiği bu karar, daha sonra İstinaf (Bölge Adliye) Mahkemesi tarafından da hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
7- Gemicik meselesi;
Tayyip Erdoğan bir tv kanalında, oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın Mecit Çetinkaya’nın oğlu Mert Çetinkaya ile şirket kurduğunu; bir gemi aldıklarını söylemiş ve kelepir olduğunu ifade etmek için ise “gemi var gemicik var” dediği meseledir. Dolar kurunun 1,50 Tl olduğu dönemde 400-500 bin dolar peşinat ve kalanı banka kredisi ile alınmıştır.
Tayyip Erdoğan’ın kullandığı ifade şu şekilde; “Bir de bunun sıfırı var, eskisi var. Siz kalkar, 15-16-17 yaşında bir gemi alır ve küçük gemi de küçük bir gemiciklerden olursa ve bunun da ödeme koşulları da gayet iyi olursa, kendi kendini ödeyecek durumda olursa niye alınmasın? Kalkar 300, 400, 500 bin dolar peşinatla bir gemi alabiliyor, ondan sonra da bu gemi, taksitlerini kendisi ödeyebiliyorsa ticari olarak mantıklı bir yatırımdır.
Ki malum kesim bir ortak ile kredi vasıtasıyla alınan bu gemi hakkında fitne çıkarmıştır. Ancak günün sonunada imamoğlanın oğlu sahibi olduğu gemi için “babamın parasıyla aldım” demiştir. Ancak aynı kesim ölü taklidi yapmıştır.
8-Erdoğan’ın diploması yok iddiası;
Üniversite yönetimi, Erdoğan’ın İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Ticari Bilimler Fakültesi’nden Şubat 1981’de mezun olduğunu net bir dille açıklamıştır. Bu akademinin daha sonra 1982 yılında yeni kurulan Marmara Üniversitesi’ne bağlandığı, dolayısıyla okulun isim değiştirmiş olmasının mezuniyet gerçeğini değiştirmeyeceği belirtilmiştir.
Dönemin rektörlüğü, Erdoğan’ın okul kayıt dosyasını, fakülte sekreterinin imzasını taşıyan geçici mezuniyet belgesini, sınav sonuçlarının yer aldığı dönem defterini ve okul numarasının (4408) yazılı olduğu resmi evrakı basına göstermiştir.
Yine günün sonunda kimin diplomasız olduğu ortadadır dostlar.
9- Habur, Megri, Oslo… yalanları
Habur dedikleri şey nedir biliyor musunuz?
Çözüm Süreci’nin başladığı dönemde bebek katili Öcalan’ın çağrısı üzerine Kandil ve Mahmur Kampı’ndan gelen 34 terörist teslim olmak üzere Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı. Herhangi bir silahlı eyleme katılmadıkları tespit edilen bu teröristler düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanacaktı.
Ancak teslim olmaya gelen PKK’lılar, barış görüşmelerini baltalamak için Habur Sınır Kapısı’ndan geçerken PKK kıyafetleriyle geldi. Bu girişim üzerine Türkiye Cumhuriyeti Devleti, teslim olma sürecini askıya aldığını açıkladı. Sınırdan giriş yapan teröristlerin bazıları da daha sonra tutuklanıp hapse atıldı.
Ve enteresandır ki teslim olmaya gelen bu teröristlerin avukatlığını son dönemlerde PKK’lı cenazelerinde gözyaşı döken CHP’li Sezgin Tanrıkulu yapmıştı.
Peki Oslo nedir?
PKK silah bıraksın diye, barış bu topraklarda yeniden hâkim olsun diye yapılan görüşmelerden ibarettir Oslo görüşmesi. O görüşmede Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanı Hakan Fidan, “Biz barış görüşmeleri yaparken sizin silah depoladığınızı, mühimmat sevkiyatı yaptığınızı biliyoruz. Silahı bırakın, meşru araçlarla siyaset yapın” demişti.
Ancak bu görüşme FETÖ tarafından sızdırılmış ve barış görüşmelerine büyük bir darbe indirilmişti.
Peki Megri dedikleri şey nedir, onu da anlatayım.
Barış umutlarının iyiden iyiye filizlendiği dönemde Diyarbakır’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı bir program düzenlenmişti. Barışı destekleyen ve terörü lanetleyen Mesut Barzani başta olmak üzere pek çok önemli isim bu etkinliğe katılmıştı.
Ve bu etkinlikte, terör örgütü PKK’nın ölüm listesinde yer alan Şiwan Perver ile İbrahim Tatlıses birlikte sahne alıp, “Megri, megri daye Megri”, yani “Ağlama, ağlama anne, ağlama” şarkısını seslendirmişti.
Ancak PKK daha sonra, gerek 6-8 Ekim olaylarıyla gerek hendek terörüyle ve gerek terör devleti kurma girişimleriyle süreci baltalamış, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de “Madem öyle, gel böyle” diyerek bölgedeki yaklaşık 7 bin teröristi tek tek avlayıp toprağın altına gömmüştü…
Mesele bundan ibaret!
Bak, tane tane anlatıyorum.
AK Parti “Tamam biz terörden vazgeçeceğiz” diyenlerle barış görüşmeleri yaptı. Siz ise “Biz bu ülkeyi böleceğiz” diyenlerle ittifak yapıyorsunuz. AK Parti, “Biz sırtımızı PKK’ya dayadık” diyenleri alıp hapse attı. Siz ise onları yeniden Meclis’e sokmak için iş birliği yaptınız.
HDP barajı aştı diye pilav dağıtan, kutlama ayinleri düzenleyip, “Birlikte iyi salladık” diyenler AK Partililer değildi.
Sizdiniz, siz!
(aklıma gelen büyük yalan ve iftiraları yazdım paylaştım, arşiv olsun. Mala anlatır gibi anlatsak da, onlar yine bildiğini okuyacak bu ayrı. Lakin dijital çağda her şey kayda geçiyor, bu da bir iz değer olsun. Bazı link ve videolar yorumdadır)
Kaynak: Cem Murat
- Hikaye/Zarife Yurt Akbaş Yazdı: Ben Duydum, Allah’ım Sen Duyma… - Ağustos 11, 2026
- Cem Murat Yazdı: Oyun Bitti: Terör Rantçılarının Son Durağı - Ağustos 11, 2026
- Reşat Petek Yazdı: AKP İçinde Para ve Makama Tamah Eden Genç Arkadaşlar; Biz Eski Tüfek RP-Ak Partililer, Böyle Zor Zamanların Mücadelesini Siz, Nemalanasınız, Diye Yapmadık..! - Ağustos 11, 2026

