Tefsir Dersleri/Oğulcan Doğan Yazdı: Duha Suresi ve Öğrettikleri
Duha Suresi ve Öğrettikleri
İnsan rahata erdiğinde, işleri yoluna girdiğinde çok tehlikeli bir hafıza kaybı yaşar:
Eski acizliğini, çaresizliğini ve düştüğü o çukurları hızla unutur. Kendini hep güçlü, hep haklı ve her şeyi kendi becermiş zanneder.
Duha Suresi 6–8. ayetleriyle insanı yakasından tutar ve geçmişine fırlatır:
“O seni bir yetim olarak bulup barındırmadı mı?
Seni yol bilmez halde bulup yol göstermedi mi?
Seni ihtiyaç içinde bulup zenginleştirmedi mi?”
Ayetler soru sorar gibi görünür ama hesap sorar.
Korunmasızdın (yetimdin), kol kanat gerildi.
Nereye gideceğini bilmez haldeydin (dâll), istikamet verildi.
Muhtaçtın (‘âil), imkan verildi.
Yani bugün sahip olduğun güç, itibar veya akıl senin doğuştan getirdiğin bir mülk değil; bir zamanlar içine düştüğün o kuyulardan çıkarılmanın sonucudur.
Ve asıl ahlaki fatura 9 ve 10. ayetlerde kesilir:
“Öyleyse yetimi sakın ezme! El açıp isteyeni sakın azarlama!”
İşte Kur’an’ın omurgası buradadır:
Maneviyat bir köşeye çekilip kendi huzurunu aramak değildir.
Geçmişte tattığın acziyetin diyetini, bugün karşındaki zayıfa merhamet ederek ödemektir.
Bir zamanlar sığındığın o kapıyı, bugün başkalarının yüzüne çarpamazsın.
Metnin kelimeleri neşter gibidir:
“Lâ takhar”: Gücünü kullanarak sindirme, tepeden bakıp ezme.
“Lâ tenhar”: Sert bir sözle, kırıcı bir tavırla kapıdan kovma.
Ayet şunu söyler:
Kendi yetimliğini unutan, başkasının yetimine cellat kesilir.
Kendi cehaletini unutan, yol arayana kibir satar.
Dün el açtığını unutan, bugün kapısına gelen ihtiyaç sahibini azarlar.
Kaynak: Oğulcan Doğan
- Tefsir Dersleri/Oğulcan Doğan Yazdı: Duha Suresi ve Öğrettikleri - Eylül 12, 2026
- Firuz Türker Yazdı: Mansur Yavaş - Eylül 12, 2026
- Lâ Edrî Yazdı: Biz Din Adamları Ortada Kaldık… - Eylül 11, 2026

