Kur’an’ı Kerim’den Notlar/Oğulcan Doğan Yazdı: Adem ile Şeytan Arasındaki O Devasa Fark!

Adem ile Şeytan Arasındaki O Devasa Fark!
Adem ile Şeytan arasındaki o devasa farkın sadece “hata yapmak” veya “günah işlemek” olmadığını yeni idrak ettim. Mesele kimin daha çok yanıldığı değilmiş; asıl mesele, hata yapıp duvara tosladıktan sonra kurgucu zihnin (egonun) verdiği o ölümcül reaksiyonmuş. Sistemin (Kur’an’ın) bu kırılma anı için kullandığı kelimenin köküne inince dondum kaldım: Tuğyan.
Öğrendim ki Tuğyan (T-G-Y), çölde bir vadideki suyun kendi yatağından (sınırından) çıkıp sel olması, etrafındaki her şeyi yutup yok etmesi demekmiş. Psikolojideki tam karşılığı ise Sınır İhlali (Boundary Violation). Yani kendi kibrini ve illüzyonunu korumak için başkalarının alanına, haklarına ve psikolojisine yıkıcı bir sel gibi saldırmak.
Adem o yasak meyveyi yediğinde kibre düşmüş ve sınırlarını test etmişti. Ama sistem onu uyardığında, “Ben haklıydım, kuralları ben koyarım” diyerek taşkınlık (Tuğyan) yapmadı. Sınırını gördü, başkasına saldırmadı ve sessizce kendi yatağına çekildi (Ruc’a). Sadece “Biz kendimize zulmettik” diyebilme erdemini gösterdi.
Şeytan (İblis) ise kibre düştüğünde yatağına çekilmedi. Kendi sahte gerçekliğini korumak için bir işgal başlattı: “Madem öyle, onların yollarına oturup hepsini saptıracağım!” diyerek kendi sınırından taştı. Başkalarının gerçekliğine saldıran yıkıcı bir sel (Tuğyan) oldu. Firavunlaşma tam da burada başlıyordu. İktidar hırsı uğruna başkalarını ezmekte.
Gün içinde egom şişip “Ben haklıyım, ben bilirim” kibrine zaten hep düşüyorum, Adem de düşmüştü. Ama asıl tehlike bu değil. Eğer haksız olduğum anlaşıldığında, sırf o şişik egomu korumak için sesimi yükseltiyor, karşımdakini manipüle ediyor, onu suçlayıp sınırlarını ihlal ederek eziyorsam… İşte tam o saniye, Adem olmaktan çıkıp içimdeki o mikro-Firavun’a geçiş yapıyorum. Benim asıl korkmam gereken an, hata yaptığım an değil; haklı çıkmak için taştığım (Tuğyan ettiğim) o an.
Kaynak: Oğulcan Doğan

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.