Prof.Dr. Rıdvan Canım Yazdı: Ölüm Bütün Fiyakaları Bozar!
ÖLÜM BÜTÜN FİYAKALARI BOZAR!
Para da, şöhret de yoktur artık. Şöhret denen o ılık yaz meltemi, bir teselli mektubu bile bırakmadan uçup gitmiş, geride Türkan Şoray’ın gözlerinden düşen iki damla yaş kalmıştır.
Bazı insanlar vardır, gitmekle sadece kendilerini götürmezler; koca bir dönemin kokusunu, bir kuşağın çocukluğunu, bir ülkenin en güzel hafıza kayıtlarını da alıp giderler. Bugün hâlâ Türk sineması diye bir şey varsa eğer, sadece en büyük aktörlerinden birini değil; o mağrur ve delikanlı duruşuyla, gözlerinde aşkını, bakışlarında memleket toprağını taşıyan bir devri, Kadir İnanır’ı kaybetmiştir. Soyadı ‘İnanır’dı, ama gerçekten inanır mıydı, inanmaz mıydı, onu da bilemiyoruz. Onu çoktan kendisine bıraktık zaten..
Kadir İnanır, sinemamızın sadece “fiyakalısı” değildi. O, bu toprakların vicdanı, öfkesinde bile bir zarafet barındıran asil delikanlısıydı. Beyaz perdeden bize bakan o kömür karası, keskin gözler; kimi zaman bir dağ köyünde sevdiğinin peşinden koşan bir aşık, kimi zaman haksızlığa başkaldıran bir feryat olmuştu. Selvi Boylum Al Yazmalım’ın İlyas’ı olarak hafızalarımıza kazındığında, bize sevginin sadece coşkulu bir duygu değil, “emek” olduğunu o kadar derin hissettirmişti ki, Türk insanı o soruyu sormaktan hiç vazgeçmedi: “Sahi sevgi neydi?”. O, sevginin, dostluğun ve sadakatin kitabını her filminde yeniden ve tekrar yazdı. Tatar Ramazan belki de gerçekten oydu..
Ne diyelim, bilemedim.. Ağlarsa ‘Al Yazmalım’ ağlar, gerisi yalan ağlar..! diyelim.
Kaynak: Prof.Dr. Rıdvan Canım
- Eyüphan Kaya Yazdı: Zaman Ömer’leri arayıp bulma zamanıdır Reisim! - Ağustos 12, 2026
- Alp Durmuş Yazdı: Altın-Asgari Ücret Kıyaslaması Yapanlara..! - Ağustos 12, 2026
- Adnan Karakaya Yazdı: Eskiden Siyaset İnsanlar İçin, Toplumlar İçin, Şehirler ve Ülkeler İçin Yapılırdı… - Ağustos 12, 2026


Her nefs ölümü tadacaktır… gerisi teferruat