Prof.Dr. Osman Çakmak Yazdı: Üniversiteyi Zirve Yapmak…

Üniversiteyi Zirve Yapmak…
Üniversiteyi zirve yapmak: Üniversite, sadece ve sadece akademik dehası, derin araştırma arzusu ve ilmi istidadı olanlar için lüks bir “tercih” olmalıdır, herkes için bir “sığınak” değil.

Bugün eğitim sistemimizdeki “akıl tutulmasını” ve gençliğimizi nasıl bir yalanın içine hapsettiğimize bakalım.

DİPLOMA HİPERENFLASYONU VE FİTRAT KATLİAMI 😱🎓

Dünya üzerinde, 18 yaşına basan her gencin istisnasız üniversiteye gitmesi gerektiğine, gitmezse “cahil” kalacağına inanan tek ülke herhalde biziz!

Bu tam manasıyla bir sosyal akıl tutulmasıdır.

Tabiata bakın; ilahi nizamda her çekirdek aynı ağacı mı verir? Domates çekirdeğinden çınar ağacı büyütmeye çalışmak fıtrata hakarettir. Biz ne yapıyoruz?

Her gencimizi aynı kalıba döküp, fabrikasyon usulü “akademisyen” yapmaya çalışıyoruz.

Sonuç mu? Karşılığı olmayan para basan merkez bankası gibi, her köşe başına bir üniversite açtık ve diplomada hiperenflasyon patlak verdi! Piyasa değersiz, içi boş yaldızlı kâğıtlarla (diplomalarla) doldu, adeta bir “üniversite çöplüğü” inşa ettik. 🤦‍♂️

BÜTÜN HÜCRELER BEYİN OLURSA, KANINIZI KİM POMPALAYACAK? 🧠🛠️
İnsan vücudunu düşünün. Hücrelerin hepsi “Ben beyin hücresi olacağım!” diye tuttursa, o organizma yaşayabilir mi? Kalbe, ele, ayağa, kılcal damarlara ihtiyaç yok mu?

* Maddenin dilinden anlayan sanatkârlar: Kendisine teslim edilen bir evi adeta bir ressam gibi boyayan lise mezunu bir usta…
* Tesisatçılar: O evin sıhhi tesisatını, yani adeta binanın “kılcal damarlarını” tıkır tıkır çalıştıran bir usta…

* Enerji mimarları: Elektrik altyapısını kurup karanlığı aydınlatan bir elektrikçi…

Bu insanlar 18 yaşında hayata atılıyor; üretiyor, katma değer sağlıyor, evleniyor, barklanıyor ve ekolojik dengenin en şerefli unsurları haline geliyorlar.

Öte tarafta ise 25 yaşına gelmiş, henüz hayatın “ekonomik döngüsüne” tek bir çivi dahi çakamamış, üretmek yerine sadece tüketen, üzeri yaldızlı ama içi boş bir sabit disk gibi bekleyen diplomalı niteliksizler ordusu var. Hangisi ülkeye ve insanlığa daha faydalı? Elbette fıtratına uygun yaşayan o zanaatkâr dostumuz!

FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNÜŞ: 18 YAŞINDA HAYATA ATILMAK ⚙️
Sorun üniversite eğitiminin kendisinde değil dostlar; sorun, üniversiteyi cennete giden “tek şeritli zorunlu otoban” zannetmemizde.

İlgiye, yeteneğe, fıtrata bakmadan herkesi o otobana sürüyoruz ve sonunda devasa bir trafik kazası (işsizlik) kaçınılmaz oluyor. 💥

Güçlü ve şahsiyetli bir devletin eğitim felsefesi şu olmalıdır:
* Gençleri 18 yaşında hayata hazırlamak: Sağlam bir lise ve mesleki eğitimle genci erkenden üretime, ekonomiye ve hayata kazandırmak.
* Üniversiteyi zirve yapmak: Üniversite, sadece ve sadece akademik dehası, derin araştırma arzusu ve ilmi istidadı olanlar için lüks bir “tercih” olmalıdır, herkes için bir “sığınak” değil!

Bugün milyonlarca fidanımız, yanlış planlanmış bu sistem yüzünden ömürlerinin en verimli 4-5 yılını adeta bir “kış uykusunda” geçiriyor. Hayat trenini erkenden yakalamak varken, peronda diploma kuyruğunda yaşlanıyorlar.

Gelin bu gidişata bir dur diyelim ve evlatlarımızı diplomaların değil, yeteneklerinin ve fıtratlarının kölesi yapalım!

Kaynak: Prof.Dr. Osman Çakmak 

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.