Reşat Petek Yazdı: AKP İçinde Para ve Makama Tamah Eden Genç Arkadaşlar; Biz Eski Tüfek RP-Ak Partililer, Böyle Zor Zamanların Mücadelesini Siz, Nemalanasınız, Diye Yapmadık..!
AKP İÇİNDE PARA VE MAKAMA TAPAN GENÇ ARKADAŞLAR; BİZ ESKİ TÜFEK RP-AKP LİLER, BÖYLE ZOR DÖNEMLERİN MÜCADELESİNİ SİZ, NEMALANASINIZ, DİYE YAPMADIK..!
İdamla yargılanan bir ana ile üç kızının hikayesi..(Aşağıdaki fotoğraf cezaevi hatırasıdır)..
“28 Şubat davasında müşteki olarak yer alan anne ile iki kızının dosyada yer alan kendi anlatımlarından özetle hikayeleri. Kızının birinin ifadesi neden yok?
Onu da annesinden dinleyelim:
Anne Hüda Kaya anlatıyor:
“1998 yılında ve öncesinde Selam isimli gazetede yazı yazıyordum.
1998 yılında başörtüsünü savunan bir yazımdan dolayı Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldı, tutuklandım. Yazımın tamamen düşünce ve ifade özgürlüğü ve o dönemde haksız yere mağdur olan insanları destekleyen bir yazı olduğunu söylemişsem de kimse dinlemedi. 22 ay cezaevinde tutuklu kaldım. Malatya Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde gözaltında psikolojik baskılara maruz kaldım, tehdit edildim, bana ‘2 çocuğun var herhangi bir trafik kazasına kurban gidebilir’ şeklinde söylemlerde bulunuldu. Bu süreçte 3 kızım gözaltına alındı. Ticari işlerimiz battı. Malatya Cumhuriyet Başsavcısı baskıcı bir tavır gösterdi, hakkımda TCK. 146. maddeden soruşturma açıldı. 3 kızım ile birlikte yargılandım. Başörtüsüne yönelik bir toplantıda kızlarımdan bir tanesi özgürlük şiiri, bir tanesi ise özgürlük duası okuduğu, kızım Nurulhak da yapılan toplantıyı basın mensubu olarak dışarıdan takip ettiği için tutuklandılar. Kızım Nurulhak’ın yaşı 18, kızım İntisar’ın 17, Nurcihan’ım ise 16 yaşında olduğu halde yaşlarının küçük olmasına bakmadan tutukladılar. Kızlarım mahkemeyle uğraşmaktan okuyamadılar. Kızım Nurulhak 2005 yılında tahliye olduğu sırada trafik kazası geçirerek vefat etti. 28 şubat döneminin zulümleri yüzünden çocuklarım ve ben perişan olduk…” diyor ve darbe sürecini yönetenlerden ve özellikle Çevik BİR, Erol ÖZKASNAK, Fevzi TÜRKERİ, Malatya Üniversitesi Rektörü ve Malatya Cumhuriyet Başsavcısı ile dönemin Malatya Emniyet Müdürü ve diğer görevlileri hakkında şikâyetçi olduğunu ifade ediyor.
Hüda Kaya’nın kızı İntisar da yaşadıklarını özetle şöyle anlatıyor:
“1999 yılında İnönü Üniversitesi’nde başörtüsü takan öğrencilere yönelik saygısızca davranılıyordu, bu durum halk nezdinde sıkıntı oluşturuyordu, o tarihte Malatya’da halkın katıldığı bir protesto eylemine iştirak ettim. Benden istenilmesi üzerine halkın sakinleşmesi için bir şiir okudum. İmam Hatip Lisesinde derste bulunduğum sırada sivil kıyafetli polislerin gelerek beni götürdüler, müdüre, velim olmadan bunlara beni verme dememe rağmen götürülmeme engel olmadı. Malatya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde henüz 17 yaşındayken hücreye konuldum. Gözlerim kapalı tutuldu. Su dahi verilmedi.
Ailemle ve avukatımla görüşmeme izin verilmedi. Başımı açmamı istediler, buna karşı çıktığım için buradaki insanların ‘müdürüm’ diye hitap ettiği, teşhis edebileceğim bir kişi beni ciddi şekilde dövdü, boğazıma sarıldı, duvardan davara çarptı, karnıma tekme ile şiddetle vurdu, halen çocuk sahibi olmak için tedavi oluyorum. Nezarethaneden çıkartılırken doktordan rapor alındı, ancak doktora yalnız başıma götürülmedim. Doktor dövüldüğümü görmesine rağmen raporu düzgün yazmadı. Şiir okuduğum için 7 ay cezaevinde kaldım.
Baskıdan dolayı üniversite imtihanına dahi giremedim. Fotoğraflarım başörtülü olduğu için kabul edilmedi, çok sevdiğim halde tekvando milli takımına bile bu yüzden katılamadım, o dönemin Malatya Cumhuriyet Başsavcısı hakkımda çok sayıda soruşturma başlattı, onun talimatıyla evimiz devamlı aranıyordu, devamlı geldikleri için evdeki eşyaları toplamıyorduk. Yaşanan süreçten dolayı mağdur olduğum, eğitim hayatımı devam ettiremedim, hala sağlık sorunları yaşıyorum.”
Hüda Kaya’nın kızı 16 yaşındaki Nurcihan’ın başına gelenler:
“1999 yılında 16 yaşındayken cezaevi ile tanıştım. O tarihte Malatya İnönü Üniversitesinde başörtüsüne yönelik bir baskı vardı. Başörtüsü takan diğer kız öğrencilerin üniversiteye alınmaması, ayrıca tartaklanması duyulunca halk nezdinde protestolar başladı. Bu protesto eylemlerinden birine ben de katıldım. Halkın sakin olması için bir dua okudum, bu yüzden hakkımda soruşturma açılarak gözaltına alındım. Gözaltında ayrıca annem Hûda Kaya ve ablalarım İntişar ve Nurulhak da vardı. Terörle Mücadeledeki görevliler psikolojik baskı yaptılar, gözlerim bağlı olarak bulundurulduğum yerde, görevliler gidip gelirken ayaklarıyla vuruyorlardı. Emniyette ifadem sırasında başörtümü açmam gerektiğini söylediler buna karşı çıktığım için yaklaşık 7 ay tutuklu kaldım. Yaşım küçük olduğu halde büyük kadınlarla aynı koğuşta barındırıldım, ailemiz dağıldı, perişan olduk, kendime ve aileme yönelik baskılar nedeniyle düğünümü 4 yıl sonra yapabildim.”
ODTÜ’ye başörtülü öğrencileri sokmak istemeyen gençler ! Özgürlük mü istiyorsunuz, özgürlük düşmanı diktacıların oyuncağı mı oluyorsunuz ? Bir daha düşünün ve oyunların piyonu olmayın..
Kaynak: Reşat Petek
- Cem Murat Yazdı: Oyun Bitti: Terör Rantçılarının Son Durağı - Ağustos 11, 2026
- Reşat Petek Yazdı: AKP İçinde Para ve Makama Tamah Eden Genç Arkadaşlar; Biz Eski Tüfek RP-Ak Partililer, Böyle Zor Zamanların Mücadelesini Siz, Nemalanasınız, Diye Yapmadık..! - Ağustos 11, 2026
- Lâ Edrî Yazdı: Kızılderili Kız Twitter’da Yazdı: “Türk Kökenliyim” - Ağustos 11, 2026


+7 Hüda Kaya, 1980 öncesi gençlik yıllarında bir dönem fikren ve fiilen ülkücü hareket içerisinde yer aldığını ifade etmiştir. Daha sonraki yaşamında İslami hak ve özgürlükler mücadelesine yönelen Kaya, 28 Şubat süreci karşıtı eylemleriyle tanınmış, ilerleyen yıllarda ise Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) 25., 26. ve 27. Dönem İstanbul Milletvekili seçilmiştir yukardaki paylaşımının örneği bunlar olmamalıydı bence herdalda her telde en sonunda PKK’nın siyasi kanadında milletvekili oldu örnek verdiğiniz bu mu başka örnek bulamadınız herhalde!
Celal Çakıroğlu