Cem Murat Yazdı: Oyun Bitti: Terör Rantçılarının Son Durağı

Oyun Bitti: Terör Rantçılarının Son Durağı

Konuşmaya hakkı olmayanların, dün kirli ittifaklar arkasında çevirdiği oyunları milletçe gördük. Sınırlarımız üzerinde özerklik hayalleri kuranlarla, tarihi yalanlarla Türkiye’ye toprak ve tazminat iftirası atanlarla, terör odaklarına makam ve özgürlük vaat edenlerle yürütülen yolun sonuna gelinmiştir.

Dün terör elebaşlarına özgürlük diye yırtınanların, bugün milletin iradesi karşısında söyleyecek tek bir sözü yoktur. Terör örgütü silah bırakana kadar yerlere sigara izmariti dahi atmayan “iyi çocuklardı” da, silah bırakma iradesi mi aklınızı başınıza getirdi? Bu, tıpkı FETÖ’nün dini bir cemaat olmadığını anladığınızda verdiğiniz o tarihsel destek gibi, bir kez daha sapkın bir yanılgı ve ihanet zincirinin son halkasıdır.

GEZİ’de BİR oldunuz, ata posterleriyle apo posterlerini beraber salladınız. Şimdi ne iş? Neyin duyarını kasıyorsunuz?

80 binden fazla insanımızı katleden Yunan’ın koluna karınızı takarken, 5 yıla yakın İstanbul’u işgal edip bu ülkeye ve millete onca zulüm eden İngiliz’e “welcome haşmetli kral” naraları atarken adı diplomasi oluyor da, örgüte silah bıraktırıp lağvedince mi ihanet oluyor?

40 yıldır on binlerce canımızı alan, bu ülkenin 2 trilyon dolardan fazla kaynağını yutan terör örgütü, yıllarca birilerinin siyasi ikbal kapısı ve vesayet garantörü yapıldı. Bir yanda terörün kökü kazınırken (zira biz zaten onların kökünü çoktan kuruttuk ve etkisiz hale getirdik), diğer yanda terör kartının ellerinden alınmasından korkanlar, milli iradenin kararlılığı karşısında acziyet içinde kıvrandılar.

Kökünü kazıdık kazımasına lakin, örgütün 300-500 kişi bulup bulup terör eylemlerine devam etme çabaları nedeniyle hem sınırımızda hem de içeride devamlı bir teyakkuz hali ve maddi/manevi zaiyatlarımız sürmekteydi. Tam da bu sebeple, silah bırakılması hayatidir ve bu süreci baltalayanlar, aslında terör oyuncağının ellerinden alınmasından mutsuzdur.

Silahların bırakılması ve terörün tamamen tasfiye edilmesi, bu ülkeyi sınırlarına hapsetmek isteyen odaklara vurulmuş en ağır tokattır.

Teröristlerle kol kola girip “beraber salladık” diyenleri, belediyelerinde terör iltisaklılara iş ve aş verip istihdam edenleri, kahvaltı hayalleri kurup yüreklendirenleri, bazı oda ve STK’lara sınırsız ifade özgürlüğü tanıyıp elebaşlarına özgürlük diye yırtınanları, yakalanan canlı bombaya dahi müsamaha gösterenleri, gözaltına alınanlara avukat tahsis edenleri, özerklik diye çemkirenleri, “aman bize mi saldıracaklar” diyenleri ve TSK’ya “kimyasal silah kullandı” diye alçakça iftira atanları bu millet gördü, duydu ve unutmadı.

Meclise getirdiğiniz pkk’lılarla şov yaptığınız, hendek savaşlarına desteğe gidiyoruz dediğiniz (chp için konuşuyorum) günler, savcı katillerini bağrınıza bastığınız günler dün gibi akıllarda.

Sandık başında terörle iltisaklı odaklara ve onların gizli-açık ortaklarına “her evden bir rey” diye destek veren her bir irade, bu coğrafyada çekilen acıların, meclis çatısı altında şehit katillerinin yeğenlerinin askerimizi hazırola geçirdiği o acı karelerin ve oynanan tiyatroların sorumluluğuna ortaktır. Teröre, vesayete, küresel boyunduruğa ve milletin değerlerine saldıran her türlü yapılanmaya verilen her oy;

-Bölücü hayallere ve özerklik masalarına,

-Küresel odakların ve mandacı zihniyetin vesayetine,

-Türk milletinin mukaddesatına, ezanına ve tarihine yönelik saldırılara,

-Doğu, G.Doğu, Ege ve Doğu Akdeniz’de haklarımızın gasp edilme çabalarına doğrudan veya dolaylı destek anlamı taşır.

Tarih, milletin oylarıyla vesayete ilk büyük darbenin vurulduğu günlerin izinden yürümeye devam ediyor. Ak Parti’nin başa gelmesiyle başlayan “vesayet ayıklama” işleri, 10 Ağustos 2014’te milletin iradesiyle ilk Cumhurbaşkanını seçmesiyle devam etti. O gün bugün vesayet baytarlığı yapıyoruz işte.

Coğrafyamızda büyük paktlar kurulurken, dünyada kartlar yeniden dağıtılırken Türkiye, ayağına vurulan en büyük prangalardan birinden daha kurtulmaktadır. Irak’tan ve Suriye’den sökülüp atılan, küresel efendilerinden destek bulamayan terör odakları, tıpkı tarihteki benzerleri gibi silinip gitmeye mahkûmdur.

***Anlaşmalara ve çağrılara uyulmadığı takdirde, devletin meşru gücü misliyle sahada olacak; terörün kökü kazınana kadar mücadele kesintisiz sürecektir. Sabote edilen çözüm sürecinden sonra nasıl ki binlerce sarı torba kullanıldıysa, bu irade değişmez ve misliyle devam eder.

***Türkiye’yi kurutup budama devri bitmiştir. Kendi sınırlarını kendi çizen, coğrafyasında oyun kuran ve prangalarını kıran bir Türkiye vardır.

Zapt edemezsiniz, durduramazsınız. Bu ülkenin yükselişini izlemeye devam edin!

Şimdi lütfen aşağıdaki görsellere tek tek bakınız. Daha nicesi var da, lafın tamamına hacet yok.
Kaynak: Cem Murat

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.