Gündüz Demirhan Yazdı: “Bu adımdan sonra Kürt’ün dil talebi gelecek.”

“Bu adımdan sonra Kürt’ün dil talebi gelecek.”

Tuncay Bakırhan, DEM Aydın İl kongresi, 15 Ağustos 2026

En sonda söyleyeceğimi en başta diyorum; kimsenin Kürt’ün dil talebine ve ana dilde konuşmasına itirazı yoktur. Bu tamamen ayrı konudur.

Peki ya bu taleplerin ya ardı arkası kesilmezse, Exeter elitlerinin taleplerinden, CIA ve Mossad kucağına oturanların taleplerine geçiş yapılırsa, ne olacak?

Yine Sur’da yaşanan olaylar mı tekrar edecek?

Ya da daha başka bir açıdan bakmak gerekirse, Kürtçe nedir, nerede doğdu ve hangi etnik tarihi aileyi temsil etmektedir?

İşin doğrusunu kim ne kadar biliyor?

Bu konuda hiçbir itirazım olmayacaktı ama bir kültür hırsızlığı yok mu?

Bu coğrafyada 12 bin yıllık tarih konuşuluyor. Bu tarihin tamamına sahip çıkan Kürtler, ne kadar haklıdır ve işin doğrusu nedir?

Devletin, terörsüz Türkiye slogancılarının ve konu ile alakalı akademisyenlerin önce bu sorulara doğru cevap vermesi ve toplumu aydınlatması gerekmez mi?

Ben araştırdım, yıllardır aynı şeyleri söylüyorum ve bana inanmak zorunda da değilsiniz; siz de araştırın. Artık bilgiye ulaşmak çok daha fazlası ile kolay, öğrenin.

Okumak isterseniz de bildiklerimi tekrar ediyorum…

Kürtçe; Kurmanci veya Sorani fark etmez, Zazaca dahil, Hint-Avrupa Dil Ailesinin, Hint-İran koluna bağlı İrani diller grubundadır.

Kurmanci: Kürtçenin en yaygın konuşulan ana lehçesidir.

Zazaca: Kuzeybatı İrani diller grubunun Zaza-Gorani koluna ait bir dildir. Kürtçenin lehçeleriyle tarihsel, coğrafi ve dilbilgisel açıdan çok yakın akraba olmakla birlikte, linguistik açıdan bağımsız bir İrani dil olarak değerlendirenler de vardır.

Kurmanci ve Zazaca denilince şunu da bikmek gerekir ki;

İran’da konuşılan Farsça, Afganistan ve Pakistan’da konuşulan Peştuca, Pakistan Belucistan’da konuşulan Beluçça, Taciksitan’da konuşulan Tacikçe, Osetya ve Gürcistan’da konuşulan Osetçe, Erbil ve Süleymaniye bölgelerinde konuşulan Gilanice, Hazar’ın güneyinde konuşulan Mazenderanice yakın akraba dil ailesinden kabul edilir. Hint-Avrupa Dil Ailesi ve İrani kolu derken aklınıza bunlar gelsin.

Kürtçenin ait olduğu İrani dil grubunun ayrışması 3 bin yıllık bir tarihe uzanabilir. Kürtçenin erken biçimleri ve kökleri Zagros Dağları ve Kuzey Mezopotamya havzasında şekillenmiştir. Antik İrani dillerden Medce ve Avesta diliyle tarihsel ve gramer açısından yakın akrabalık taşır.

Zaten tarih olarak Kürt denilince tarih olarak Medler öncelikle akla gelmelidir.

Kürtçenin bilinen en eski yazılı metinleri ve edebiyat geleneği 9. Yüzyıla dayanır. Miladi 8. Yüzyıldan önce zaten Kürt kelimesi kullanılmamıştır. Tarihi temsiliyet Medler ve bu bahsedilen İrani diller üzerinden devam etmiştir.

Şimdi bu tarihi bildikten sonra düşünelim…

Herkesin ana dilini konuşma hakkı vardır ve bu hak insani bir haktır. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ben başka bir soru soracağım; Kürtçe ile akraba diller konuşulan İran, Pakistan veya Tacikistan’da bir topluluk Türkçe’nin bir resmi dil olmasını istese tepki ne olurdu? Bu ülkelerde yeterince Türk zaten var. Mesela ben İran Horasan’ından gelmiş bir aile mensubuyum.

Ama dahası… Yukarıda yazdım… Bu talepleri de kabul ediyorum.

12 bin yıllık coğrafyanın tamamının tarihini “İrani ve Med kökenli” kabul eden zihniyete karşı, diğer etnik gruplar sessiz mi kalsınlar? Kimse bu kültür hırsızlığına itiraz etmesin mi?

Kaynak: Gündüz Demirhan

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.