Dr. Osman Çakmak Yazdı: Yüz Yıl Sonra Sahnede Köklü Bir Çinar; Barış Manço

Japonya ve Barış Manço

Kıymetli

dostlar,
Önnceki bir sohbetimizde, bugün Covid salgını virüs gibi sokaklarımızı adetw “et pazarına”, bir teşhir vitrinine çeviren çıplaklık ve teşhircilik hastalığından bahsetmiştik.

Olayın kıyafet meselesi olmadığını, bunun altında yatan asıl kimyasal reaksiyonun “kültürel kimliksizlik, aşağılık kompleksinin körü körüne Batı taklitçiliği” olduğunu teşhis etmiştik.

Bilirsiniz, köksüz bir ot rüzgâr ne yöne eserse oraya savrulur. Ama kökleri derinlerde olan bir çınar, fırtınalara karşı dimdik ayakta durur!

İşte o çınarlardan biri, Batı’nın karşısında ezilip büzülmeden, kendi tarihi ve inanç değerleriyle iftihar eden, müziği bir kültür elçiliğine dönüştüren rahmetli Barış Manço’ydu.

O, sadece müzik yapmadı; bize insanlığımızı, irfanımızı, tarihimizi hatırlattı.
Şimdi gelin, kendi kültürünüzle bir sanatçının dışarıda nasıl bir sevgi seliyle karşılandığına bir bakalım.

🇯🇵🎸 JAPONLARIN “EN SEVDİĞİ SANATÇI” NEDEN BARIŞ MANÇO?
Japonların Barış Manço’yu neden kendi öz evlatları gibi bağrına bastığını hiç merak ettiniz mi? Bu işin sırrı, sadece o güzel melodilerde değil; kökleri ta okyanusun derinliklerine, hüzünlü bir deniz yolculuğuna dayanan muazzam bir “sosyolojik sentezde” gizli.
🚢🌊 SULTAN ABDÜLHAMİD HAN VE ERTUĞRUL FIRKATEYNİ: OKYANUSTA BİR DOSTLUK MAYASI
Takvim yaprakları 1887’yi gösteriyordu. Japon İmparatoru’nun yeğeni İstanbul’u ziyaret edince, o ince Osmanlı nezaketinin ve diplomasisinin büyük ustası Sultan II. Abdülhamid Han, bu ziyarete görkemli bir karşılık vermek istedi.
Bu tarihi görev için Ertuğrul Fırkateyni seçildi. Gemimiz, içindeki kıymetli hediyelerle Temmuz 1889’da demir aldı. Dile kolay, tam 11 ay süren bir yolculuk… Fırkateyn, uğradığı her limanda binlerce kişinin sevgi gösterileriyle, adeta bir bayram havasıyla karşılanıyordu. 7 Haziran 1890’da Japonya’nın Yokohama Limanı’na vardıklarında, dostluk görevi başarıyla tamamlanmıştı. İki milletin kalpleri arasında ilk “kimyasal bağ” kurulmuştu.

🌪️⚓ ACI BİR TAYFUN VE 527 ŞEHİDİN MİRASI
Fakat asıl hikâye, dönüş yolunda, bir çetin imtihanla başlayacaktı. 15 Eylül’de demir alan Ertuğrul, kısa süre sonra amansız bir tayfuna yakalandı. Dalgalar dağ gibiydi.

Mürettebatımızın o insanüstü çabasına rağmen, gemi Funakura kayalıklarına çarparak sulara gömüldü. Bu elim kazada 527 vatan evladımız şehit düştü, sadece 69 leventimiz kurtulabildi.

Bu büyük trajedi, Japon halkıyla bizim aramızda bir daha asla kopmayacak bir gönül köprüsü inşa etti.

🌳🎤 YÜZ YIL SONRA SAHNEDE KÖKLÜ BİR ÇINAR: BARIŞ MANÇO
Tam 100 yıl sonra, yıl 1990… Japonlar bu asırlık dostluğu anmak için devasa törenler hazırlarken, sahneye çok tanıdık, uzun saçlı, parmakları yüzüklerle dolu ama yüreği Anadolu kokan bir isim çıktı: Barış Manço! Türkiye’nin bu anma törenlerine o muazzam katılımını bizzat o organize etti.

Tokyo’da verdiği konser… Japon Veliaht Prensi bile en önden, büyük bir saygıyla izliyor. Barış Çelebi çıkıyor, onlara Batı’nın kopyası bir müzik değil; bizim “Nane Limon Kabuğu”nu, “Domates, Biber, Patlıcan”ı söylüyor.

Japonlar bakıyor; Allah Allah, adam tabiatla, bitkiyle, sebzeyle hayatın felsefesini yapıyor! Şarkılar hemen Japoncaya çevriliyor. Ona içten bir tebessümle, biraz da şaşkınlıkla bir lakap takıyorlar: “Sebzelerden Şarkı Yapan Adam!”
İşte irfan! Kendi mutfağını, kendi kültürünü evrensel bir dille dünyaya sunmaktır.

🌍🚀 MİCHAEL JACKSON YAPAMAZDI: 17 ŞEHİRLİK DEV TURNE
Bu muhabbet öylesine büyüdü ki, Barış Manço 1995 yılında Japonya’da tam 17 şehri kapsayan dev bir turneye çıktı. Dünyanın öbür ucunda, yabancı bir sanatçının böyle bir sevgi seline kapılması, sosyoloji kitaplarına konu olacak bir başarıydı.
Barış Manço bu haklı iftiharı yaşarken ufak ve manidar bir sitemle şu tespiti yapacaktı: “Michael Jackson’ın Türkiye’de 17 şehirde konser verdiğini düşünebiliyor musunuz? Ben bunu Japonya’da başardım!”

Çünkü o, sadece bir pop figürü, bir eğlence aracı değildi. O, 100 yıllık bir hüznün mirasını devralıp iki milleti birbirine bağlayan, köklerine aşık bir “Kültür Elçisi” oldu.

🧪🌿 REÇETE BELLİ: ŞİFA KENDİ KÖKLERİMİZDE!
Kıymetli dostlar, eğer bugünün sanatçıları, aydınları; Barış Manço gibi tarihi değerlerimizi, inancımızı, dinimizi, bizi biz yapan o derin insanlığımızı müziğe, sanata, edebiyata yansıtırlarsa… İnanın bana toplum olarak üzerimize çöken o “aşağılık kompleksi” illetini çok kısa sürede aşarız.
Kendi değerlerinden utanmayan, geçmişiyle iftihar eden nesiller yetiştirdiğimizde; sokaklarımız o teşhircilik hastalığından, bir “et pazarı” olmaktan kurtulacaktır. Batı’nın çürümüş yanlarını taklit etmek yerine, kendi özümüzün pırlanta gibi değerlerini kuşandığımızda; insanlarımız o mutsuzluk sarmalından, o aşağılık kompleksinden sıyrılıp, gerçek huzura ve mutluluğa kavuşacaktır.
Unutmayın; formül dışarıda değil, kendi genetiğimizde, kendi tarihimizde gizli!
Selam ve muhabbetlerimle…
#BarışManço #ErtuğrulFırkateyni #TürkJaponDostluğu #AşağılıkKompleksineSon #KendineGüven #ÖzeDönüş

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.