Dr. Osman Çakmak Yazdı: Temizlik nedir? Soruyu tersten soralım: Pislik nedir?
Temizlik nedir? Soruyu tersten soralım: Pislik nedir?
Annenizin saçını öper, koklarsınız; dünyanın en güvenli kokusudur. Ama aynı saçın tek bir telini çorba kâsenizin içinde gördüğünüz an mideniz bulanır. Neden? Çünkü ait olduğu yerde değildir. Tabağınızdaki yemeğin yağına iştahla ekmek banarsınız; ama o yağın tek bir damlası beyaz gömleğinize sıçradığında, o artık sizin için bir “pisliktir”.
Evet. Pislik, bulunmaması gereken yerde bulunan şeydir. Veya kişidir.
Liyakati, ehliyeti ve hiçbir birikimi olmadığı halde o makam koltuklarına kurulanlar, sistemin yakasına damlamış inatçı birer lekedir. Yürüme yoluna, engelli rampasına arabasını bırakıp giden “saygıdeğer” vatandaş da sokağın pisliğidir. Trafikte kendini yolların kralı sanan, kabadayılığa soyunan o magandalar, bu toplumsal kirlenmenin en çamurlu halidir. Eskiden pisliği süpürgeyle kapı dışarı ederdik; şimdi bazısına çakar takıp VIP şeridinden geçiriyoruz.
Görüntü kirliliği, ses kirliliği, makam kirliliği… Ama bugünlerde en can yakanı, cüzdanımıza sıçrayan ticari kirlilik. Çarşıda, pazarda, markette iğneden ipliğe, çimentodan demire kadar her şeye yapıştırılan o yürek hoplatan etiketler… Peygamber Efendimiz “Kazancın onda dokuzu ticarettedir” buyurmuş. Çok doğru. Ama bizim uyanıklar cümlenin başını alıp, sonundaki “Riskin ve sorumluluğun da onda dokuzu oradadır” kısmını hasıraltı etmişler. Ne demişler, “Rabbena, hep bana.” Toplum için, yetim fukara için hiçbir risk ve sorumluluk almadan; sürekli katlama, hep kazanma, fiyatlara her gün takla attırma mantığı hangi insafa sığar?
Risk taşımayan, paylaşmayan, sadece kendi kasasını şişirmeyi hedefleyen her fahiş kâr, helal dairesinden çıkmış reddedilmiş bir yığındır. Tefeciliğin kravatlı halidir.
Bizi aldatan bizden değildir.
Sahabeden biri, “Hayat boyu faydalanacağım bir iyilik söyle Ya Resulallah” dediğinde, aldığı cevap muazzamdır: “İnsanların hayat yolculuğunda onlara zarar veren her bir şeyi (engeli, pisliği) yollarından çek çıkar.”
Şimdi önümüzde iki seçenek var: Ya yemeğimizin içindeki o saç telini, yakamızdaki o liyakatsizliği ve hayatımızı gasp eden o ticari kirliliği görmezden gelip bu ahlaki bataklığın içinde hep beraber boğulacağız… Ya da o fahiş fiyatlardan liyakatsiz yöneticilere, bencil magandalardan kendi bitmez hırslarımıza kadar hayatın yolunu tıkayan tüm bu “pislikleri” elimizle, dilimizle ve kalbimizle söküp atacağız.
Meydan BİZİM. Seçim de BİZİM.
Kaynak: Dr. Osman Çakmak
- Hikaye/Zarife Yurt Akbaş Yazdı: Ölümü Çok Hatırlayanın Ömrü Uzun Olur - Ağustos 23, 2026
- Cem Murat Yazdı: Batı’nın Öjenik Mirası ve Otomasyon Kıskacında Gelecek: Birikim Paradoksu, Dijital Tüketim ve “Yük” İlan Edilen İnsan - Ağustos 22, 2026
- Basından Seçmeler/İbrahim Karagül Yazdı: Peki Bu “İkinci Adım” İsrail İçin, Yunanistan İçin Ne Anlama Gelir? - Ağustos 22, 2026

