Sabri Çolak Yazdı: Ruh Verilmiyor Ruh!
RUH VERİLMİYOR RUH!
Batılı bir kesim filozoflar, “Allah kadını yarattı ama ona cazibeyi veren şeytandır” derler..
Dünya kuruldu kurulalı kadın toplumun temel taşıdır;
Kadın doğru alanlara kanalize edilince düzenli bir toplum oluşur.
Tersine bugünkü kapitalist dünyada:
Kadını aile olmaktan çıkarıp
Erkeklerin ihtiraslarına hizmet etsin diye köle olarak pazarlanmaktadır.
İşin kötüsü ise;
Çağın feministleri erkeklerle yarış içinde olmayı yeğlerler ama
Kadın vücudu üzerinden servet elde eden kadın ve erkeklere karşı çıkmadıkları gibi,
Kadın vücutlarının neredeyse anadan üryan konumunda toplum içine girmelerine karşı çıkmazlar ama,
Kadına hak ettiği yeri veren islami duyarlılığın ortadan kalkması için de var güçleriyle propaganda yaparlar…
Kapitalizmin dayattığı liberal yaşamın;
Kadını ön plana çıkarmasından etkilenen müslüman kız-kadınlar da
Bu akımdan payını almak için gönüllü bir seferberlik içindedir.
Bunu için tesettürlü aileler tesettürde alabildiğine tavizler verdikleri gibi,
Kız çocuklarına verilmesi gereken manevi eğitimi vermedikleri gibi,
Başörtülerini açmalarına, makyajlı tesettürlülüğün olabilirliğine,
Olmadı başörtüsüz bir hayatı normalleştirdiklerini gözlemlemekteyiz…
Çoğu müslüman ailelerinde klâsik anlamda bildiğimiz başörtüsünü Hubble teleskobuyla arasanız belki bir iki tane bulabilirsiniz..
Hani bir söz vardır “tüfek çıktı mertlik bozuldu “diye..
Başörtülü bayanlar, ne zaman pantolon giymeye başladılar;
Beraberinde tesettürden taviz vere vere tamamen erkek görüntüsüne giriverdiler..
Bugünün Türkiye’sinde başı kapalı olup dapdaracık kotlar giyen mi ararsınız,
Yüzlerine aşırı makyaj yapmalarına paralel el ve ayak tırnaklarına ojenin sürüldüğü,
Başı kapalı ve şişman olup açık bayanlar gibi streç pantolonumsu elbise girenler de aldı başı gitmektedir..
Gerek şal giyen tesettürlüler gerekse çarşaflıların da sokaklarda bacak bacak üstüne atıp sigara içmeleri de sıradanlaştı artık..
Bütün bu girişleri yapmamın nedeni ise;
Müslüman aileler,
STK kuruluşları,
Siyasi figürler ve
Özellikle müslüman aydınlar;
Allah’ın tesettür ayetlerini adeta bir paçavra şeklinde kullanıp sonra da atanları gördükçe gelebilecek sosyal tufanın korkunçluğundan haberdar olmadıklarını gördüğümdeki korkunun bende oluşturduğu düşüncedir…
Türkiye’de tesettürlü ailelere her türlü baskının olmamasının karşılığı olan özgürlüklerin kullanılmasının getirdiği sekülerleşme, beraberinde liberal yaşamın tuzaklarına kapılmayı getirmiştir..
Müslüman ailelerde ve çocuklarında islamı yaşamak artık yük olduğu bir gerçektir..
Öyle ya!
28 Şubat 1997 öncesinde tesettürlü bir bayanın başını bırakınız açmasını;
Tesettürlülere bakıp da imrenenlerin tesettüre girdiği bilinen bir gerçekti..
Şuna inanmanızı çok isterim;
Emperyalistler 200 yıllık Türkiye’yi yönetme imtiyazlarını ellerinden kaçıldılar ama;
Bunun intikamını müslüman ailelerin manevi yaşamına ve tesettürüne vurdukları öldürücü darbeler sonucu avuçlarını öylesine ovuşturuyorlar ki, adeta “biz bunların bu kadar kolay evrimleşeceğini beklemiyorduk” dedikleri bir gerçektir…
Bu saatten sonra müslüman erkek ve kadınların kahir ekseriyeti;
Toplumda dikkat çekici beğeniler almak ve tanınırlığı artırmak için her koşulu oportünistçe kullanmanın dayanılmaz sosyal zevkinden geri durmamaktadırlar..
Bir müslümanın ölümüne kadar;
Hem kendi bireysel yaşamında,
Hem toplumsal yaşamda,
Hem ümmetin yaşamında,
Hem de dünya insanlığının yaşamında temel görevi;
Allah’ın tanınması, O’na ibadet edilmesi ve
O’nun rızasının kazanılması öncelikli olmalıdır.
Onun için savunma sanayi güçlendirilecek,
Onun için diplomaside başarılı olunacak,
Onun için mikro ve makro alanda israftan kaçınılacak,
Onun için teknolojik atılımlar yapılacak,
Onun için fakir fukaraya yardım edilecek,
Onun için yaşanabilir şehirler kurulacak,
Onun için iç ve dış güvenlik ortamı oluşturulacak,
Onun için zalimlerle savaşılacaktır…
Günümüz çoğu müslümanlar, (maalesef) Saff süresi ayet 3.yaşarken
Müşrik toplumlarda olduğu gibi sadece Allah’a inanmanın yeterli olunacağını,
Kur’an’ı yaşama aktarmanın ötelenebileceğini ve
Allah’a inanmanın yeterliliği ve
O’na güvenmenin önemli olmadığı düşüncesinin kanıksanma noktasına geldiğini görüyoruz..
Ama bu böyle gitmez!
Böylesine bir yaşamın bedeline ya Allah tarafından
Ya da gelecekteki ülke yönetiminde iradesi olan bir lider ödetecektir..
Yok öyle yağma!
Günde 5-6 saat uyuyarak devletin ve insanının rahat yaşaması için ter dökülecek ama;
Bu çabaları konfor alanında görüp kültürel değer yargılarında sosyal tufanı yaşamanın kabul edilir tarafı olmayacağı kesindir..
Küresel devlet olmak sadece maddi alanda gelişmek ve bağımsız olmak demek değildir;
Aksine emperyalizmin kahrolası kapitalist-liberalist yaşamının kılcal damarlara kadar nüfus etmesini engellemektir..
Yakın zamanda bir lider çıkacak ve bu durum için:
“durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak” diyeceği kesindir.
Benden hatırlatması….
Kaynak: Sabri Çolak
- Başkan Gencan, Miniklerin Heyecanına Ortak Oldu - Eylül 14, 2026
- Sabri Çolak Yazdı: Ruh Verilmiyor Ruh! - Eylül 14, 2026
- AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba‘dan Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Kutlama Mesajı - Eylül 14, 2026

