Tefsir Dersleri/Oğulcan Doğan Yazdı: Kur’anda Psikolojik Şiddet Kavramı
Kur’anda Psikolojik Şiddet Kavramı
Hakikati arayan bir insanın en yakın çevresinden yediği ilk darbe genelde ne fiziki şiddettir ne de açık bir savaş.
İlk darbe daima psikolojiktir:
“O artık aklını kaçırdı, mecnun oldu.”
Kalem Suresi işte tam bu itibar suikastının ortasına iner.
Metin felsefi bir tartışmayla başlamaz; tek bir harf ve somut iki nesneyle kapıyı açar:
“Nûn. Ve’l-kalemi ve mâ yesturûn.”
Arapçada kalem (k-l-m), “dalı budamak, ucunu sivriltip fazlalıkları kesmek” demektir.
Satr ise “askerleri veya ağaçları tek bir nizamda yan yana dizmek.”
Sokaktaki dedikoduların, fısıltıların ve iftiraların panzehri: Zihni budamak, düşünceyi satır satır kayıt altına almaktır. Fısıltıyı ancak kayıtlı akıl dağıtır.
Peki neden “mecnun” yaftası?
C-n-n kökü, “bir şeyin üzerini örtmek, görünmez kılmak” demektir (cenin, cin, cennet bu köktendir).
Mecnun; aklı örtülmüş, bilinci bulanmış, iradesi elinden alınmış kişidir.
Söylenen hakikati çürütemeyenlerin bin yıllık refleksidir bu:
Sözü alt edemiyorsan, söyleyenin akıl sağlığını şaibeli kıl.
Metin hakaretlere laf yetiştirmez; direncin kaynağını tek bir yere bağlar:
“Ve inneke le-‘alâ hulukın ‘azîm.”
Huluk, insanın ruhsal iskeletidir.
‘Azîm ise bedendeki en sert kemiğe, omurgaya denir.
Yani metin “laf yetiştir” demez; linç, alay ve tecrit karşısında kırılmayan, bükülmeyen o iç omurganın üzerinde dimdik durmayı emreder.
Ve kavga şu cümleyle biter:
“Hanginizin meftûn olduğunu yakında göreceksiniz.”
Meftûn (f-t-n), altının içindeki sahteliği yakmak için ateşe atılmasıdır. Meftûn; o ateşte eriyip dengesini yitiren, formunu kaybedendir.
Kriz ve linç bir fırındır: Zaman kimin saf altın gibi dimdik çıktığını, kimin ise o ateşte eriyip cüruf olduğunu er ya da geç gösterir.
Bir linçle karşılaştığında savunma protokolü basittir:
Gürültüye karşı yazı ve kayıt (Kalem),
İtibarsızlaştırmaya karşı berrak bilinç (Nimet),
Saldırılara karşı sarsılmaz bir iç omurga (Huluk-ı Azîm).
Kaynak: Oğulcan Doğan

