Tarık Yusuf Uçar Yazdı: Kasap Bıçağı Yalayan Öküz..!

Kasap Bıçağı Yalayan Öküz..!
Kusura bakmayınız efendim.
Kasap bıçağı yalayan öküz rolüne bürünemeyeceğim.

Şu hâle nasıl geldik?
Kim “emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker çizgisi”ni hatırlatan her türlü teklif ve tenkide, son derece kapalı bir yapı ihdas etti?

Kim hakikati söyleyen o Çelik Çekirdeği elde tutmayı bırak, bu yapıyı gün gün itibarsızlaştıran, ötekileştiren, taltif değil tazir eden bir karşı güç merkezine feda etti.

Defalarca bu yapının kim olduğunu anlatmaya çalıştık.
Çıkarcı, bencil, yozlaşmış ve siyasi güç kibriyle hüküm sürmeyi hayatının merkezine koymuşlarla buraya kadardı, nihayet sona erdi !

Öğrenciyken Refah Partisi İl Başkanlığına sık giderdik. Merhum Erbakan’ın çevresiyle ilgili bazı eleştirilerimiz olduğunda, “kusura bakmayın, bir insan kendi çevresini kendi tanzim eder” demişti halbuki.

Bunları kapalı Whatsup gruplarında bir değil, bin kere anlattık.
Resmi-gayrı resmî hiçbir mekanizmanın, siyasette tecrübeli hiçbir büyüğün, ne eli kalem tutanların, ne eşin dostun ve ne de yurttan, sıradan, rahleden, muhitten arkadaşların murakabesini kabul etmeyenler baş tacı edildi.

Dün söylediğini bugün yalanlayan, dün kınadığını bugün gurur vesilesi yapan ve bütün bunları bir davanın gereği ilan eden, çelişkiyi, fırsatçılığı ve güç kullanmayı kendine hak bilenlerin ne işi var siyaset ve idarenin zirvesinde dediğimize her seferinde hikmet-i hükümet, siz daha iyi mi bileceksiniz diyenler de bizimkilerdi.

Hak sözü dinlemek şöyle dursun, dostça ikazları bile öfkeyle bastırdılar.
Liyakat ve ehliyeti kapı arkalarına itelediler.
Cumhurbaşkanımızın Çelik Çekirdek dediği insanlar mahzun, melül olan bitene bakarken kaptıkları köşe başlarından bunlarla alay ettiler.
Gençlerin örnek alacakları ya da saygı duyacakları insan tipi küçümsendi.
Okuma, araştırma, bilimsel gayret veya ortak değer üretme hayali aşağılandı. İnandığı şeyleri söylemek, farklı görüşünü ifade etmek yanlışa yanlış demek veya mesleki kabiliyetini göstermek, kimi kez insanların ekmeğine mal oldu.

İşlerine gelmeyeni ya fetöcü, ya bölücü, ya muhalif ilan ettiler.
Bu anlattıklarım afaki, soyut, mesnetsiz şeyler değildir. En azından benim Adalet Bakanlığında bizzat yaşadığım, gördüğüm hadiselerdir. Bilimi, fenni, tıbbı ve nihayet hukuku araçsallaştırmak bizim değil FETÖ’nün metodu olabilir dedim.

Her yere sırf bizden olsun diye hiçbir yeterliliği olmayanların doldurulması, fikri düşüncesi farklı da olsa işinin ehline değer verilmesi gerekir diye söyledim ama ne çare bakış açısı değişmedi.
“Bİz, bizim dediğimizi yapacaklarla yola devam edeceğiz” diyerek kendi insanlarımıza CHP iktidara gelse yapmayacakları şeyleri yaptılar.

Bu yapı maalesef yerleşik hale gelmiş ve kurumsallaşmıştır.
Şimdi samimi dostlar kısık sesle de olsa, “kangren olmadan bunları kes-at cumhurbaşkanım” diyor.
Cumhurbaşkanımız bugün ikinci kez “titiz bir cerrah gibi operasyon yürütüyoruz” diyor.

Bense şu bünyeye bakınca o aşmaların geçilmiş olduğunu ve tek bir kurtuluş çaresi kaldığını görüyorum: Kemoterapi…
Kaynak: Tarık Yusuf Uçar

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.