Yahya Baştürk Yazdı: Oktay Saral’ın Görevden Alınması…
Oktay Saral’ın Görevden Alınması…
Oktay Saral’ın görevden alınması, Türkiye’nin “başörtüsü davası” iddiası adına elem verici bir teslimiyettir.!
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak 2016’dan beri görev yapan, daha önce Of Belediye Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili olan Oktay Saral, 25 Ekim 2026’da Erdoğan’ın talimatıyla görevinden alındı. Saral, gazeteci Talat Atilla’ya açıkça “Sayın Cumhurbaşkanımız göreve getirdi, kendisinin talimatıyla ayrıldım. Kimseye kırgınlığım yok” dedi ve “Azerbaycan’la ilgili açıklamalarınız nedeniyle mi?” sorusuna “Evet, öyle görünüyor” yanıtını verdi.!
Ne demişti Saral? 12 Ekim’de paylaştığı o meti, başörtüsü mücadelesinin en sade ve net ifadesiydi:
“Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez! İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez!”
Bu cümleler, Azerbaycan’da 21 Eylül 2026 tarihli okul kıyafet düzenlemesinin fiilen başörtülü öğrenci ve öğretmenleri okula almadığı, protestolara, boykotlara ve gözaltılara yol açtığı bir ortamda yazıldı. Middle East Eye’ın haberine göre Bakü, Ankara’dan Saral’ın görevden alınmasını istemişti. Sonuç: Talep karşılandı.!
İşte asıl skandal burada. Türkiye’de başörtüsü yasağına karşı “medeniyetin, inancın ve özgürlüğün sembolü” diye yıllarca mücadele eden, üniversite kapılarında bekletilen kızları savunan bir iktidarın, aynı hakkı savunan kendi başdanışmanını Azerbaycan’ın “laikliği”ne feda etmesidir!
“Tek millet, iki devlet” sloganı, iş başörtüsüne ve inanç özgürlüğüne gelince “senin iç işin, bizim menfaatimiz”e dönüşüyor. Aliyev yönetiminin tepkisi, Türkiye’nin kendi tarihiyle çelişen bir uygulamayı eleştirmesine bile tahammül etmemesi anlamına geliyor ve Ankara bu tahammülsüzlüğe boyun eğiyor.!
Saral’ın “kimseye kırgınlığım yok”, “başımız gözümüz üstüne” tarzı tepkileri de sistemin doğasını ortaya koyuyor: Makam, kişisel sadakat ve liderin talimatıyla kaim; ilke ve kamuoyu vicdanı ikinci planda.!
Diplomatik ilişkileri korumak meşru bir hedeftir, ancak bunu, yıllardır “biz başörtüsü yasağını kaldırdık” diye övünen bir iktidarın, aynı yasağı uygulayan bir müttefike karşı kendi danışmanını kurban etmesiyle yapmak, değerlerin menfaate kurban edilmesidir.!
Sonuç olarak bu karar, ne inanç özgürlüğünü, ne eğitim hakkını, ne de “kardeş ülke” söyleminin samimiyetini savunuyor. Sadece “şimdilik Azerbaycan’ı kızdırmayalım” hesabını savunuyor. Ve bu hesap, başörtüsü meselesini siyasi kimliğinin merkezine koyan bir hareket için ağır bir itibar kaybıdır.!
Kaynak: Yahya Baştürk
- Cem Murat Yazdı: Mecelle… - Ekim 26, 2026
- Dr. Tunç Taşbaş Yazdı: Çürüme… - Ekim 26, 2026

