Adnan Karakaya Yazdı: Eskiden Siyaset İnsanlar İçin, Toplumlar İçin, Şehirler ve Ülkeler İçin Yapılırdı…
Eskiden Siyaset İnsanlar İçin, Toplumlar İçin, Şehirler ve Ülkeler İçin Yapılırdı…
Eskiden siyaset insanlar için, toplumlar için, şehirler ve ülkeler için yapılırdı.
En azından bize böyle öğretildi.
Siyasetçinin görevinin halkın sesini duymak, sorununu dinlemek, çözüm üretmek ve gerektiğinde kendi siyasi geleceğini bile toplumun çıkarlarının gerisine koymak olduğu söylenirdi.
Peki bugün?
Türkiye’de, belki de dünyanın birçok ülkesinde siyaset giderek toplumdan uzaklaşıp bir kişinin etrafında şekillenen bir yapıya mı dönüşüyor?
Partiler var.
İl ve ilçe teşkilatları var.
Milletvekilleri var.
Belediye başkanları, belediye meclis üyeleri var.
Binlerce parti üyesi, milyonlarca seçmen var.
Ama kulislerde konuşulanlara, zaman zaman kamuoyuna yansıyan tartışmalara bakıldığında insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bütün bu kalabalığın iradesinin üzerinde artık bir kişinin iradesi mi belirleyici oluyor?
Eğer öyleyse başka sorular da peşinden geliyor.
Milletvekili kimi temsil ediyor; milleti mi, genel başkanını mı?
İlçe başkanı ilçesindeki insanları mı dinliyor, yoksa yukarıdan gelecek işareti mi bekliyor?
Belediye meclis üyesi karar verirken kendisine oy veren vatandaşı mı düşünüyor, partisinin veya belediye başkanının tavrını mı?
Elbette bunların hepsinin cevabının aynı olduğunu söylemek haksızlık olur.
Belki görevini hakkıyla yapanlar var.
Belki gerektiğinde itiraz edenler de var.
Belki bizim bilmediğimiz, dışarıdan göremediğimiz mücadeleler veriliyor.
Ama ortada tartışılması gereken bir siyaset anlayışı olduğu da görülüyor.
BELKİ DE BEN YANILDIM
Burada kendi adıma da bir özeleştiri yapmak istiyorum.
Ben yıllardır ilçemizdeki siyasi parti teşkilatlarının yeterince güçlü olmadığını yazdım.
İlçe başkanlarını zaman zaman yetersiz bulduğumu söyledim.
“Daha güçlü olun.”
“İlçenizin hakkını arayın.”
“Gerektiğinde genel merkezinizin karşısında bile ilçenizin çıkarlarını savunun.”
“Bu şehrin sorunlarını Ankara’ya taşıyın.”
dedim.
Ama bugün düşünüyorum da…
Belki de ben yanıldım.
Belki de kazın ayağı sandığımız gibi değilmiş.
Belki sorun yalnızca ilçe başkanlarında, teşkilatlarda, milletvekillerinde veya belediye meclis üyelerinde değildir.
Belki de toplum böyle istiyor.
Çünkü toplum gerçekten güçlü bir ilçe teşkilatı istiyor mu?
Seçmen, kendi partisinin yanlışına da “yanlış” diyebilen siyasetçi istiyor mu?
Parti üyesi sorgulayan bir yönetici mi arıyor, yoksa kendi tarafında olduğu sürece yapılanları alkışlamayı mı tercih ediyor?
Bir belediye meclis üyesinin gerektiğinde kendi belediye başkanına karşı çıkmasını gerçekten destekliyor muyuz?
Yoksa karşı çıktığı anda onu “hain”, “partisine zarar veren”, “başkana karşı olan” kişi ilan etmeye hazır mıyız?
İşte burada benim yıllardır yaptığım eleştirileri de yeniden düşünmem gerekiyor.
Eğer toplum güçlü teşkilat istemiyorsa…
Eğer seçmen sorgulayan siyasetçiden rahatsız oluyorsa…
Eğer parti üyesi karar mekanizmasının içerisinde olmak yerine yalnızca alkışlayan tarafta kalmayı tercih ediyorsa…
Ben neden sürekli ilçe teşkilatlarına kızıyorum?
O halde buradan kendilerine bir söz vereyim:
Artık ilçe teşkilatlarının zayıflığını yazmayacağım.
İlçe başkanlarının yetersizliğini de yazmayacağım.
Çünkü belki de onlar toplumun kendilerinden beklediği rolün dışına çıkmıyorlar.
Ama mesele burada bitmiyor.
PEKİ TOPLUM NEDEN BÖYLE?
(Yazının devamı yarın)
Kaynak: Adnan Karakaya
- Adnan Karakaya Yazdı: Eskiden Siyaset İnsanlar İçin, Toplumlar İçin, Şehirler ve Ülkeler İçin Yapılırdı… - Ağustos 12, 2026
- Dr. Resul Ertuğrul Yazdı: Allah’a Giden Yol - Ağustos 12, 2026
- Ali Koç Yazdı: Daha Önce de yazdım ve Yazmaya Devam Edeceğim… - Ağustos 12, 2026

