Cem Murat Yazdı: Haritaları Kalem Değil, Güç Çizer Batı’nın Yapısal Çöküşü, Avrasya’nın Yükselişi ve Türkiye Merkezli Yeni Bölgesel Mimari
Haritaları Kalem Değil, Güç Çizer
Batı’nın Yapısal Çöküşü, Avrasya’nın Yükselişi ve Türkiye Merkezli Yeni Bölgesel Mimari
Tek kutuplu Batı hegemonyasının çözüldüğü, güç dengelerinin yeniden kurulduğu ve bölgesel aktörlerin alan kazandığı bu konjonktürde eski dünya düzeninin kuralları artık işlemiyor.
Uzun yıllar uğraş verilen Suriye Devrimi ile başlattığımız başkaldırı, gün geçtikçe büyümeye ve yeni adım ve ittifaklarla sağlamlaşmaya devam ediyor.
ABD, Rusya ve AB’nin bir çok sorun ile boğuştuğu bu dönemde oluşan otorite boşluğunu ülkemiz, müthiş bir dış siyasi programla doldurmaya devam ediyor.
Dün Mısır, Ürdün ve Suriye ile yapılan diplomatik ve askeri temaslar, bugün imzalanan anlaşmanın basamaklarıydı. Mekke Anlaşması ile Suud, Pakistan ve Türkiye şimdilik üç ülkenin yer aldığı muazzam bir pakt oluşturdu. Nükleer gücü, parası, savunma gücü ve jeopolitik konum itibariyle, Akdeniz’den Kızıldeniz’e, Basra Körfezi’nden Hint Okyanusu’na kadar uzanıyor.
Bu anlaşma ile kurulan üçlü yapı, NATO’nun 5. Maddesi’ne benzer kolektif bir savunma refleksi üzerinden yükselecek.
Irak cephesinde Ankara-Bağdat güvenlik protokolleri, Kalkınma Yolu Projesi’ni terör tehdidinden arındırmayı ve Körfez’e ulaşan ticareti güvenli kılmayı hedefliyor. Afrika’da ise Somali ile yapılan deniz güvenliği anlaşması ve Libya-Sudan hattındaki adımlar, Türkiye’yi Babülmendep Boğazı ile Hint Okyanusu’nda da oyun kurucu konumuna taşıyor.
Türkiye artık yalnızca güç inşa eden değil; inşa ettiği gücü sahada icra eden, masada ise sonuca dönüştüren bir aktördür.
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), büyük güçlerin kriz yaşadığı bu konjonktürde jeopolitik bir çekim merkezine dönüşüyor. Orta Koridor’un stratejik önem kazanması, Zengezur Hattı’nın ticarete açılması ve savunma sanayii entegrasyonu, TDT’yi salt bir kültürel birlik olmaktan çıkarıp askeri ve ekonomik bir güç merkezine evirmeye başladı.
Mackinder’den Brzezinski’ye Kalpgâh Teorisi
Modern jeopolitiğin temelinde, 1904’te İngiliz coğrafyacı Halford Mackinder’ın ortaya koyduğu Kalpgâh (Heartland) Teorisi yer alır. Mackinder’e göre Avrasya’nın iç kesimlerini kontrol eden güç, uzun vadede küresel üstünlüğün anahtarını elinde tutacaktır.
Bu yaklaşıma karşı Nicholas Spykman, belirleyici bölgenin Avrasya’nın çevresindeki Rimland (Kenar Kuşak) olduğunu savunmuş; Soğuk Savaş boyunca ABD’nin NATO merkezli çevreleme stratejisi büyük ölçüde bu anlayıştan beslenmiştir.
Alfred Thayer Mahan ise deniz gücünün önemini vurgulayarak Süveyş, Hürmüz ve Malakka gibi boğazların küresel rekabetin düğüm noktaları olduğunu göstermiştir. 1997’de Zbigniew Brzezinski, bu teorileri güncelleyerek Avrasya’yı XXI. yüzyılın “Büyük Satranç Tahtası” olarak tanımlamış; Ukrayna, Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya’nın küresel güç mücadelesinin kilit jeopolitik eksenleri olduğunu savunmuştur.
Bugün yaşanan mücadele, aslında Mackinder’in “Kalpgâhı”, Mahan’ın “Deniz Hâkimiyeti”, Spykman’ın “Kenar Kuşağı” ve Brzezinski’nin “Büyük Satranç Tahtası” teorilerinin XXI. yüzyıldaki yeni versiyonundan başka bir şey değildir. Türkiye ise bu dört jeopolitik eksenin kesişim noktasında yer almaktadır.
Salladılar yıkamadılar, sayısız kez denediler. Ne yaptılarsa olmadı, her hamlelerini boşa düşürdük, bazısından darbe de aldık doğrudur lakin, en iyi savunma hücumdur misali geri adım atmadık.
Yaklaşık 2 yıldır içeride yapılan temizlik, küresel tetikçilerin tasfiyesi ve işlevsizleştirilmesi, terör örgütünün feshi, enerji arama faaliyetleri, savunma sanayi devrimi, yeraltı ve üstü barajlar, devasa otoyollar ve demir yolu ağları ile takviye edilen ticari yollar, her masada oluşumuz ve masalar kuruşumuz bu minvalde yapılan hazırlıklardır. Keza IMF’den IFM’ye evrilen yeni ekonomi düzeni de inşallah önce bölgeye sonra tüm dünyaya bir MEDİNE PAZARI etkisi yapacaktır. (Küresel ekonominin bu kafa ile gideceği bir yol kalmamıştır artık)
Kısaca Medine Pazarı; faizsiz ticaret, tekelleşmenin engellenmesi, serbest ama ahlakî piyasa, üretim odaklı ekonomi.
Bretton Woods → IMF → Dolar → Mortgage → BRICS → Dijital Para → İstanbul Finans Merkezi → Medine Pazarı (Rabbim nasip eylesin)
Adına Yeni Dünya dedikleri düzende, artık ne çıkarsa bahtlarına noktasına gelinmiştir. Onlar başlattı, biz bitireceğiz. Ve İbrahim anlaşmaları yok, Mekke Anlaşması VAR.
ABD zayıflıyor, AB eriyor, Rusya bölgede hakimiyetini kaybediyor. Türkiye ise her geçen gün yükseliyor.
Bakiyemiz azdır diye üzülmeyin dostlar. Umut her daim vardır. Din-i İslam hakkı ile yaşanmıyor diye ümitsizliğe düşmeyelim, kabağı bile kendi haline bırakmayan Yüce Rabbim, dinini de bırakmaz. Zira vaadidir “tamamlayacaktır”
Üstad Mısıroğlu (rahmet olsun) şöyle demişti;
“Hz. Ömer tipli Müslümanlar gelecek, onlar şimdi meyhanede staj yapıyor”
Kaynak: Cem Murat
- Mehmet Boynukalın Yazdı: Ahlaksız Modernizm Aileye ve Evliliğe Düşmandır - Ağustos 8, 2026
- Cem Murat Yazdı:Haritaları Kalem Değil, Güç Çizer Batı’nın Yapısal Çöküşü, Avrasya’nın Yükselişi ve Türkiye Merkezli Yeni Bölgesel Mimari - Ağustos 8, 2026
- İnci Salar Yazdı: Mekke Anlaşması İmzalandı - Ağustos 8, 2026

