Cem Murat Yazdı: İktisadi Nizam, Ancak Ahlaki Nizamın Emrine Girdiğinde İnsana Huzur Verebilir

İktisadi Nizam, Ancak Ahlaki Nizamın Emrine Girdiğinde İnsana Huzur Verebilir
Komünizm ve Kapitalizm… Biri ekonomiyi dondurdu, diğeri kanserojen biçimde büyüttü. İkisi de çözdüğünden fazlasını bozdu. Eksik olan şey ikisinde de aynıydı: ahlak.

Yüce Rabbimin dünyada kurduğu mesuliyet alanının iki temel direği vardır: Ahlak ve iktisat. Mâneviyat ve maddiyat. Ruh ve beden.

Bu ikililer birbirinden ayrılamaz. Beden olmadan ruh mesuliyet alanına giremez; ruh olmadan beden anlamsız bir yüktür. Aynı şekilde ahlaksız iktisat, toplumu beslemez onu tüketir. İktisatsız ahlak ise güzel ama güçsüz kalır; dünyayı dönüştüremez.

İşte bu nedenle ‘yüksek ahlak, yüksek teknoloji’ formülü sadece bir slogan değil; medeniyetin inşa reçetesidir. Ahlak olmadan kazanılan her servet, eninde sonunda zarara dönüşür. Zengin ülkelerin aynı zamanda en yüksek intihar oranlarına sahip ülkeler olması, maddî gelişmenin tek başına huzur üretmediğinin en çarpıcı kanıtıdır.

İslam tarihinin en güçlü ticaret medeniyetleri, bu dengeyi kurmuş topluluklar tarafından inşa edilmiştir. Hz. Hatice validemiz (r.a.), peygamberimizin eşi olmadan önce devrin en güçlü tüccarlarından biriydi hem serveti hem ahlakı ile. Hz. Peygamber (s.a.v.) de kervan ticareti yaparak hayatın bu boyutunu bizzat yaşamış ve onurlandırmıştır.

İmam-ı Azam yalnızca büyük bir fakih değil, aynı zamanda başarılı bir kumaş tüccarıydı. Fütüvvet ve ahilik teşkilatları, yüzyıllarca hem ticaret ahlakını hem de dayanışmayı zirveye taşımış yapılardır.
Daha çarpıcı bir örnek: Çin’den Endonezya’ya kadar dünyanın dört bir yanına İslam’ı taşıyan Müslüman tüccarlar, bunu kılıçla değil; dürüstlükleri, güvenilirlikleri ve veren elleriyle yapmışlardır.
Tüccarın ahlakı, onun en güçlü elçilik belgesi olmuştur.

“Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tacir; peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.” Hz. Peygamber (s.a.v.) [Tirmizî, Büyû 4]

Sıcak yataklar, konforlu evler, güzel arabalar hepsi şükür vesilesi nimetlerdir; ama temel mesuliyetler unutularak elde tutulan nimetlerin hesabının çetin olacağı da unutulmamalıdır.

Helal kazanç tek başına yetmez o kazancın nasıl harcanacağı da mesuliyet alanının parçasıdır. Biriktirip yığan değil, paylaşan ahlak; alan el değil, veren el olmak işte bu fark, insanı toplumun dayanağı yapan ya da yıkıcısına dönüştüren çizgidir.

İktisadi nizam, ancak ahlaki nizamın emrine girdiğinde insana huzur verebilir.

Bu sebeple iktisat, maddenin manaya boyun eğmesidir. Günümüzde ki temel sorun ise bunun tersini yaşamamız, maddenin bizlere mana katmasını beklememizdir.

Ahlak ve güzel huylarımızı değil, eşya ve sahip olduklarımızı yarıştırıyoruz adeta.

-Hristiyanlığa göre insan annesinden günahkâr olarak doğar.
-Batı tıbbına göre hasta doğar.
-Batı iktisadına göre borçlu doğar.
-Batı düşünce ve biliminde insan aslâ tam insan olarak doğmaz.
-Oysa yüce dinimiz İslam’da insan dünyaya günahsız ve eksiksiz gelir.
Kaynak: Cem Murat

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.