Cem Murat Yazdı: Rahmi Koç’un Dün Yaptığı Rezillik..!

Rahmi Koç’un Dün Yaptığı Rezillik..!
Rahmi Koç’un dün yaptığı rezillik, tamamen bilinçli bir bilinçaltı dışa vurumudur arkadaşlar. Sadece Kürt kardeşlerime değil, bu ülkenin has evladı olan kim varsa, İslam’ı savunan ve yaşayan kim varsa düşmandır bu insanlar. Keza biz de kendilerinden haz ediyor değiliz.

Ayrıca kıymetli hemşerim Binali Bey ve ortamda bulunanların, daha fıkra bitmeden gülmeye şartlanmış bir halde hazır kıta bekleyip, kahkahalar atmasını da kesinlikle kabul etmiyor, en azından bir özür ve telafi yoluna gitmesini bekliyorum.

Dün maaile Anıtkabir’e giden ve 100.yıllarını kutlayan Koç ailesinin, kim oldukları, neye hizmet ettikleri ve bu imkanlara nasıl sahip oldukları bellidir.

Gezi sürecinde otellerinde çapulcu ağırlayan, faiz lobisinin Türkiye temsilcisi, gayrı milli ve millet zararına bir oluşumdur KOÇ topluluğu.

‘Türkiye büyürse budayın, kurursa sulayın’ cümlesindeki budama da sulama da bizatihi kendi tekellerinde ve ellerindeydi yıllardır. Montaj işçiliği ile kâr gayesi ve bu ülkenin zararı gözetilerek yapılan ticari işleri de ortadadır.

Nisan ayında Ege Cansen (yıllarca Koç ve Arçelik bünyesinde yöenticilik yapan) sözüm ona ekonomist dingilin söylediklerini tekrar hatırlatalım;

“TOGG gibi yüzlerce gösteriş yatırımı yapılmasaydı maaşlar daha yüksek olurdu. Üreterek zengin olamazsın, ithalat yapacaksın”, diyor lale.

Kuralları şu oldu; üretme, ürettirme, üretene mani ol, minumum sermaye ile maksimum kar elde et, emek sömür, ülke enerjisini ve milli servetini sömür..
Nuri Demirağ gibi insanlar milli uçak fabrikası kurarken, boğaza köprü projesi üretirken; bu aile kiremit ve kömür satıyordu (Vehbi Koç). Sonrasında Demirağ’ın akıbeti de belli, bu ailenin nerelere geldiği de.

Şahsi menfaatleri devletin istikbalinden önemlidir bunlar için. Montajcılıkla, bakkalcılıkla ülkeyi ne güldürdü ne öldürdüler.

Bugün bu tekelleri kırıldı, ülkenin başka zenginleri başka yatırımcıları ve milli insanları mevcut. 2002’de Tüsiad bu ülke ekonomisinin %80’ine hükmediyordu. Bugün bu rakamlar %47’lerdedir. Daha da düşecek, daha da azalacak.

Bakınız çok kez yazdım bu örneği, dünyada 1000 dolar varsa bu paranın 7-8 doları bu ülkededir. 7-8 doların da %90’ı Tüsiad’a aittir. Kalan 70-80 cent ile bu devlet TOPU ile mücadele etmektedir.

Yine boynuzlu holdingin istihdamdaki payı 2002’de 1/9 iken bugün, 1/30 civarındadır. Vergi rekortmenlerinden de anlaşılacağı gibi, ülkenin kanını emen sivrisineklerdir bunlar.

Aydın Doğan da bir devdi, Cem UZan ve babası da devdi. Bugün yok hükmündeler. Bu sebeple bu devlet itini bağlamayı da, atını nallamayı da pekala bilir. Sırası gelen, kaşınan, devletin ve milletin menfaatine zıt hareket eden kim varsa ALINIR, DÜMDÜZ edilir, icabına bakılır.

Yine bu ailenin, OTOKAR firması ile bu ülke için stratejik üretimler yaptığı bir gerçektir. Daha da taviz verecek, istenen çizgiye gelecekler. El mahkum. Zira bu ülkede sermaye el değiştiriyor, yeni zenginlerle bu ve benzeri tekelcilere set çekiliyor, hiza veriliyor.

Bir hikaye vardı. Bir bilge elindeki çubukla yere bir çizgi çeker ve öğrencisine der ki, şimdi bu çizgiyi kısalt. Öğrenci çizgiyi silmeye çalışır. Hayır der bilge; çizgiyi kısaltmayacaksın, sen daha uzun bir çizgi çizeceksin ki benim ki kısa kalacak. Mesele budur.

Şimdi çıkıp özür de dileyecekler, Bakanımız Akın Gürlek Bey’in ifade ettiği gibi de yargıya da hesabını verecekler. Bu ülkede kimse dokunulmaz değildir, bu düzen özellikle Brunson’dan, Demirtaş’dan, Kavala’dan sonra değişmiştir. Bilmeyenler de yaşayarak öğrenirler.

Özellikle son 3-4 yıldır ülkemiz bağırsak temizliyorken, çıkıp böyle bir hadsizlikle meydan okur gibi insamızı aşağılayan zihniyet de hak ettiğini alacaktır. Şimdi soralım, KADEM nerede? Kadın dernekleri nerede? STK’lar nerede? Dökülseniz ya sokağa? Acımasızca eleştirip, hak ettikleri kelamları etseniz ya? Aİle bakanı hanımefendi, sizi de meydana davet edelim. Zahmet olacak ama…
Kaynak: Cem Murat

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.