Dr. Osman Çakmak Yazdı: Aklıma Takılanlar/ Serçenin Etiketi Yok Benzemezlik Üzerine

AKLIMA TAKILANLAR

Serçenin Etiketi Yok
Benzemezlik Üzerine

Annesi ona oyuncak bir kuş almıştı. Çocuk kutudan çıkardı, pencerenin önüne koydu ve bekledi. Kanadı var, gagası var, gözlerinin yerinde iki parlak boncuk bile var. Ama kuş kıpırdamıyor.

Tam o sırada pervaza bir serçe kondu. Çocuk bir oyuncağa baktı, bir serçeye. Sonra dönüp bana baktı. Soruyu sormasına gerek yoktu.

“Onun altında etiket var,” dedim, “‘Made in China’ yazıyor. Bunun etiketi yok ama yapanı belli. Topraktan, sudan ve bir avuç yemden yapılmış. Üstelik ötmeyi de biliyor.”

Serçe birkaç kez sekti, sonra “hadi eyvallah” deyip uçtu gitti. Oyuncak kuş yerinden kıpırdamadı.

Aradaki fark ne kadar? İnsan ilk bakışta “biraz” diyor: biri canlı, öteki plastik. Biraz daha bakınca iş değişiyor. Fark ustalıkta değil, cinste. Bunu görmek için uzağa gitmeye de gerek yok; insanın kendi ağzına bakması yetiyor.

🦷 Dişle Dilin Anlaşması

Aynı ağızda, aynı lokmanın başında iki komşu var: diş ve dil. Diş keser, ezer; dil tadar, lokmayı evirip çevirir. Dişle tat alan görülmedi, dille ceviz kıran da. Yıllardır aynı evde oturuyorlar ama birbirinin işine karışmıyorlar. Dil arada bir ısırılıyor, o kadar.

Atalarımız “Ayinesi iştir kişinin” demiş. Bir şeyin ne olduğunu en iyi yaptığı iş gösterir. Zatı (kendisi) farklı olanın fiili (gördüğü iş) de farklı olur.

“Kalp” kelimesi bu farkı daha güzel gösteriyor, çünkü aynı kelime iki ayrı şeyin adı. Göğsümüzdeki kalp dakikada yetmiş kadar atar ve kanı pompalar. Öteki kalp ise sever, özler, inanır. Birine “kalbim seninle” diyen kardiyoloğa gitmez; kardiyolog da sevdayı EKG’de aramaz.

Beden parçalardan kurulmuştur: bir diş çekilir, yerine köprü yapılır. Ama bir hatırayı ya da bir hayali söküp çekmeceye koyan çıkmadı. Radyoyu vida vida sökebilirsiniz; hoparlör bir yana, düğme öbür yana. Çaldığı şarkıyı ise hangi vidanın altında bulacaksınız? Ruh da böyledir; parçalardan kurulmuş (terkip) bir yapı değildir.

Kâinatın büyük sofrasında da kaide aynı. İnek süt verir, tavuk yumurta; tavuktan süt bekleyenin kahvaltısı eksik kalır. Zeytin ağacı yağ verir, çınar gölge; çınarın altında zeytinyağı bekleyen en fazla serinler. Bulut yağmur taşır, rüzgâr tohum. Her birinin kendine ait bir işi var.

Kaideyi bir basamak yukarı taşıyınca şu çıkıyor: Her birine ayrı bir mahiyet (ne olduğu) ve ayrı bir iş veren Yaratıcı, ne kendisiyle ne de işiyle yarattıklarına benzer. Bir eserde bu, tek cümleye sığdırılmış:

“Vâcibü’l-vücûd, zatında, mahiyetinde mümkine benzemediği gibi, ef’alinde de benzemiyor.”

Vâcibü’l-vücûd, varlığı kendinden olan demektir; var olmak için kimsenin kapısını çalmaz. Mümkin ise varlığını hep bir başkasına borçlu olandır: biz, serçe, çınar, bütün mahlûkat. Kelâmcıların muhâlefetün li’l-havâdis dediği sıfat budur: Allah, sonradan yaratılanlara (havâdis) benzemez. Evveli olmayan Kadîm, dün var olmuş bir şeye nasıl benzesin?

Rızık veren, lokmayı çiğneyen ağza benzemez. Hayat veren de nefes alan göğse benzemez.

🐝 Ustalığı Verene Dair

Baştaki hamura döneyim. Çocuğun elindeki hamur kuş şekline girer ama kuş olmaz. Kudret eli ise bir avuç topraktan, sudan ve havadan serçe yapar; üstelik o serçe ötmeyi de bilir. Bu yüzden her mahlûk, kendisini yazanı anlatan Rabbanî bir mektup gibi okunur.

Etrafımızda şaşırtıcı ustalar var. Arı, cetvel kullanmadan altıgen örer. Örümcek, ağırlığına göre çelikle yarışan ipi kendi bedeninden çıkarır. Değirmen rüzgârı una çevirir. Bunların hiçbiri Allah’ın yaratmasına benzemez; arada bir uçurum var. Bu misaller benzesin diye değil, akıl tutunacak bir dal bulsun diye anılıyor. Kendisine verilen ustalıkla bu kadar ince bir işi bu kadar kolay yapan bir arı varsa, o ustalığı vereni terlerken hayal etmek olmaz.

💡 Lambanın Ötesi

Allah’ın isimlerinden biri Nûr’dur. Bunu duyan akıl, alışkanlıktan hemen bir lamba ya da bir güneş hayal eder. Oysa madde âlemi de O’nun mahlûkudur, nuranî (maddeden arınmış, nur cinsinden) varlıklar da. “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şûrâ, 11) Bu “hiçbir şey”in içine ampul de girer, melek de.

Gündüz yanan bir mum düşünün. Işığı vardır ama güneşin yanında kimse fark etmez. Bütün nurlar ve nuranî varlıklar da İlâhî isimlerin kudsî nurları yanında koyu bir gölge gibi kalır. Nur böyleyse, maddenin hâli ortadadır.

Fizik de bu kapıya bir pencere açıyor. Einstein’dan beri madde ile enerjinin birbirine dönüşebildiğini biliyoruz (E=mc²). Maddeye “yoğunlaşmış enerji” denmesi bundandır. Enerjiyi kudretin bir tecellisi olarak okursak, taştan ve serçeden kaynağa doğru yürüyen biri en fazla enerjiye varır. Enerji ise ne taşa benzer ne serçeye; tıpkı elektriğin ampule benzemediği gibi.

Daha ileri gidip eşyayı doğrudan kudrete benzetmeye kalkan da duvara toslar. Kudret, sıfatlardan yalnızca biridir. İlim, irade, görmek ve işitmek enerjiyle açıklanmaz; hiçbir voltmetre “bilmeyi” ölçmez. Allah ile mahlûkat arasındaki bağ hallâkıyettir, yani yaratma bağıdır. Arada bir benzerlik bağı yoktur.

Son Söz Yerine

Baştaki kuşa döneyim. Oyuncak kuş, kuşun şeklini almış ama kuş olamamış. Kudret eli ise bir avuç topraktan, sudan ve havadan serçe yapar; üstelik o serçe ötmeyi de bilir…”
“Oyuncak kuş hâlâ pencerenin önünde duruyor. Uçmadı diye kimse üzülmüyor; onun işi uçmak değil, pervaza konan asıl kuşu hatırlatmak.”

🧠 Bu yazıda öğrendiklerimiz
ef’al — fiiller, işler · terkip — parçalardan kurulmuş olmak · Vâcibü’l-vücûd — varlığı kendinden olan · mümkin — varlığını başkasına borçlu olan · hâdis — sonradan var olan · kadîm — evveli olmayan · muhâlefetün li’l-havâdis — sonradan yaratılanlara benzememek · hallâkıyet — yaratma bağı

✎ Söz Sizde
“Ayinesi iştir kişinin.” Çevrenizde, ne olduğunu yaptığı işten tanıdığınız bir varlık var mı?

📚 Notlar
Misaller benzetme değildir. Arı, örümcek ve değirmen örnekleri Allah’ın fiilini tarif etmek için değil, aklın tutunabileceği bir basamak olsun diye kullanıldı. Bu yazıda bir iddia yok, bir okuma var.
Enerji ve nur. Enerjinin “kudretin tecellisi” olarak okunması fizikten çıkan bir sonuç değil, fizik verisine yöneltilen bir bakıştır. Fizik, madde ile enerjinin nasıl dönüştüğünü anlatır; bu dönüşümü kimin kurduğunu söylemez.

📝 Dipnot
“Vâcibü’l-vücûd, zatında…” — Mesnevî-i Nuriye, Zerre risalesi.
“O’nun benzeri hiçbir şey yoktur” — Şûrâ 42:11 (Leyse ke-mislihî şey’ün).
Allah’ın isimlerinden biri Nûr’dur — Nûr 24:35.
Nurların, İlâhî isimlerin nurları yanında koyu bir gölge gibi kalması — Sözler, On Altıncı Söz. Asıl ibare: “Şu umum envar ve bütün nuraniyyat, O’nun envar-ı kudsiye-i Esmâsının bir kesif zılali…”
Örümcek ipinin sağlamlığı — Ağırlığına oranla çekme dayanımı çelikle kıyaslanabilir düzeydedir; türüne ve ip çeşidine göre değişir.
Madde ile enerjinin dönüşümü — Einstein’ın kütle-enerji eşdeğerliği, E=mc² (1905)
Kaynak: Dr. Osman Çakmak

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.