Hikaye/Zarife Yurt Akbaş Yazdı: Ali Ağa’nın Ahı mı Tuttu?
“Ah Tuttu” Dediler
Tren düdüğünü uzun uzun çaldı.
Rayların üzerinde kalan kamyonetin motoru bir türlü çalışmadı. Şoför kontağı çevirdikçe motor öksürdü, sustu. Birkaç saniye sonra tren kamyoneti önüne kattığı gibi sürükledi.
Kamyonet de, içindeki adam da paramparça oldu.
Köyde haber yıldırım gibi yayıldı.
Birileri fısıldadı:
“Ali Ağa’nın ahı tuttu.”
Bu, Ali Ağa’nın yaşanmış hikâyesidir.
Ali Ağa, at arabasıyla köy köy dolaşan bir çerçiydi. Gün doğmadan yola çıkar, akşam ezanına doğru evine dönerdi. Kimin gazı bitmiş, kimin şekeri eksilmiş, kimin gelini “Ali Ağa gelirken bana bir yazma getirsin.” demiş… Hepsini küçük defterine tek tek yazardı.
Ona defalarca devlet işi teklif edildi.
“Gel, maaşın garanti olsun.” dediler.
O ise gülümseyerek,
“Helal lokma ticarette.” diye cevap verdi.
Köylerde imam olmadığında namazı Ali Ağa kıldırırdı. Kur’an’ı güzel okurdu. İnsanlar ona hürmet ederdi. Nazar değdi diye bebek getirirler, uyumayan çocuklarını okuturlardı. Hatta nazar değdiğini düşündükleri ineği, danayı bile kapısına getiren olurdu.
Bir gün gülerek,
“Yahu, neredeyse bütün köyü okutacaksınız. Bu iş beni hasta edecek.” demişti.
Ali Ağa’nın çocukluğundan taşıdığı bir yara vardı.
Babası Bulgaristan’dan yürüyerek Türkiye’ye göç etmişti. Devletin verdiği toprağı ise zamanla güçlü olanlar elinden almıştı. Ne mahkemeye gidebilmişti ne de hakkını arayabilmişti.
Ali Ağa, o gün kendi kendine söz verdi:
“Babam yalnızdı. Benim kalabalık bir ailem olsun. Biri düşerse diğeri kaldırsın.”
On iki evladı oldu.
Ama altısını daha küçücükken toprağa verdi.
Hiç isyan etmedi.
“Allah verdi, Allah aldı.” derdi.
Yıllar sonra bir komşusu geldi.
“Atı satalım. Bir kamyonet alalım. Ortak çalışalım.” dedi.
Ali Ağa güvendi.
Atını sattı.
Kamyonet alındı.
Birlikte köy köy dolaştılar.
Ortak, yıllarca Ali Ağa’nın emek vererek kurduğu müşteri çevresini öğrendi. Hangi köye ne zaman gidileceğini, kimin ne aldığını, kimin veresiye istediğini ezberledi.
Her şeyi öğrendikten sonra bir gün,
“Ben ortaklıktan ayrılıyorum.” dedi.
Ali Ağa’nın eline üç beş kuruş sıkıştırıp gitti.
Ertesi gün aynı köylere, aynı müşterilere bu kez tek başına gitmeye başladı.
Ali Ağa’nın yılların emeği, bir anda elinden alınmıştı.
Aradan yıllar geçti.
Bir gün o kamyonet, hemzemin geçitte tren raylarının üzerinde kaldı.
Tren duramadı.
Köyde herkes aynı cümleyi kuruyordu:
“Ali Ağa’nın ahı tuttu.”
Haberi Ali Ağa da duydu.
Başını eğdi.
Sadece şunu söyledi:
“Susun.
Kimsenin akıbeti hakkında konuşmayın.
Günahtır.”
Ali Ağa ömrünün sonuna kadar bu olay hakkında tek kelime etmedi.
Kaynak: Zarife Yurt Akbaş
- Cengiz Genç Yazdı: İnanç, Ateizm ve Zulüm Üzerine Stratejik Bir Değerlendirme - Temmuz 15, 2026
- Rüştü Emir Yazdı: Biz Nerede Hata Yaptık? - Temmuz 15, 2026
- Mahmut Çetin Yazdı: Kod Adı “TARSUS” (Bölüm-1)“82 Evler Mahallesi ve Şehit Polisin Sırrı” - Temmuz 15, 2026


Bazı kanunlar vardır ki şiddet-i zuhurundan gizlenir… İşte edenin bulduğu, kapıyı çalanın kapısı çalındığı, adaletin er-geç tecelli ettiği bir garip dünya.. İbret almak faydalı olacaktır.