Mehmet Ali Abakay Yazdı: Şehir Araştırmaları Merkezi Tespitleri
ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ TESPİTLERİ
Bu Ermenî Şu Süryanî’dir!..
Günümüzde şehirlerle ilgili kaynak kitapları okuma fırsatını, evde zorunlu kalma sebebiyle yakalamış durumdayız.
Meslek gruplarına baktığımızda kimi meslek erbabının belli bir âile ya da inançtan gelenler olduģu kanaati yaygındır.
Aynı şehirde doğan, kendisini tanıtırken, şehrinin adını ifade eder, anılırken doğduğu, yaşadığı şehirle belirtilir.
Halk şairlerine bakıldığında bu daha yaygındır, aslında;Erzurumlu Emrah gibi.
Önceleri bir şehirde yaşayanlar, mahallelerde inançlarına göre kümelenmiştir. Bu hem olası artniyetli kimselerin çalışmaları önünde engeldir hem de ibadethaneler etrafında bulunma zorunluluğudur.
Meslek gruplarını sadece belli bir inanca, millete dayanarak ifade etme hastalığı, bu gün de terk edilmiş değildir.
Bir mesleği ifade ederken ” Bu Ermenî şu Süryanî, o Keldanî” misali adlandırmalara garipçe bakıyoruz.
Biz bir şehrin tanıtımını mı yapmaktayız yoksa insanımızı bölük pörçük ayırmakta mıyız?
Herşeyin başkasına taksimine gönlümüz razı mı?
” Her şeyi Müslümanlar yaptı.” Demek ne kadar aptallıksa, Ermenî ve Süryanî olmasaydı…” ile başlayan ifadeler sakatlık taşır?
Aynı şehirde doğan, o şehirlidir…
Bunun inanca, mezhebe dönüştürülerek ifadesi, na-hoş değil midir?
“Her sepet ören çingenedir.” denilse, sepet ören mi kalır, Karamürsel’de?
” Çingene” denilerek Roman vatandaşlar incitilmez mi?
Karamürselli Sepetçi, ayaklanmaz mı, birkaç günde?
Şunu, bunu Ermenîler, Onu Süryanîler yaptı…
İyi ve doğru, Güzel Kardeşim! .
Müslümanlar, ayran ve çorba yapmayı da bilmez mi?
Kızılderililer, at beslemesini bilmez mi?
Kırgız, sadece kımız mı içer?
Farslı, sanatkâr değil mi, ilgilendiği alanlarda?
Araptan hiç mimar çıkmamış mı?
Kafkasyalı, kumaş dokumamış mı?
Diyarbekirli ipek, Harranlı mücevher işlememiş mi?
***
Selam, sevgi ve hurmetle!..
Kaynak: Mehmet Ali Abakay
- Prof.Dr. Osman ÇakmakYazdı: Bu ülkeye ahlak nizamı gelmeden esnaf nizamı gelir mi?Hadise Sivas’ta. Memleketim olunca şu habere kulak kesildim. 🚨Bir esnaf düşünün… Sivas’ta herkesin 200 – 300 TL’ye sattığı lahmacunu, vatandaşa 50 TL’ye yediriyor. Peki piyasanın “büyükleri” ne yapıyor? Örnek almak, “biz de kâr marjımızı düşürelim” demek yerine; “Kesin at veya eşek eti kullanıyor!” diyerek adamı CİMER’e şikayet ediyorlar! 🐴🐎İl Tarım Müdürlüğü, Ticaret İl Müdürlüğü, Maliye ve Zabıta ekipleri dükkana tabiri caizse çıkarma yapıyor. Bütün hesaplar, etler, defterler didik didik ediliyor. Ortaya çıkan tablo, aslında Türkiye’nin koca bir özetidir: ✅ Hile Yok: İçeride sağlığa aykırı bir şey yok, at veya eşek eti bulunmuyor! Etler temiz. ✅ Vergi Kaçırma Yok: Adamın alış-satış faturaları tıkır tıkır, zamanında kesilmiş. Devleteborcu yok. ✅ Zararına Satış Değil: En can alıcı nokta burası! İncelemelerde adamın 50 TL’ye lahmacun satmasına rağmen kâr elde ettiği resmi olarak saptanıyor!💡 ŞİMDİ ŞAPKAMIZI ÖNÜMÜZE KOYUP DÜŞÜNELİM Demek ki neymiş? 50 liraya satıp hem helalinden kazanmak hem de devlete vergisini vermek gayet mümkünmüş. Demek ki o lahmacunu 250-300 liraya satanların derdi “artan maliyetler” değil, doymak bilmeyen kursaklarıymış! Enflasyon kalkanının arkasına saklanıp, vatandaşın cüzdanına sülük gibi yapışmışlar. “Kriz var” diyerek kendi vatandaşını soymaya kalkan, gözü dönmüş, ahlakı iflas etmiş fırsatçı esnaf hangi eğitimin ve medyanın ürünü biliyoruz. Asıl kriz cüzdanlarda değil, kalplerde yaşanıyor.Vicdanlar ıslah olmadan bu memleket düzelmez, düzelmez, düzelmez! - Haziran 25, 2026
- Valilikten Muharrem Ayı Aşure Merasimi ve Aşure İkramı - Haziran 25, 2026
- Edirne Güney Çevre Yolundaki Hurdacılarda Taşınma Başladı - Haziran 25, 2026

