Mustafa Ağdaş Yazdı: Şûra Suresinin Tefsiri
ŞÛRÂ SÛRESİ’NİN TEFSİRİ
وَلَوْ بَسَطَ اللّٰهُ الرِّزْقَ لِعِبَادِهِ لَبَغَوْا فِى الْاَرْضِ وَلٰكِنْ يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَا يَشَاءُ اِنَّهُ بِعِبَادِهِ خَبِيرٌ بَصِيرٌ ﴿٢٧﴾
27. “Eğer Allah, kullarına rızkı (eşit olarak) bol bol verseydi yeryüzünde taşkınlık ederler, azarlardı. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şübhe yok ki O, kullarının her halinden hakkıyle haberdâr ve her şey’i kemâliyle görendir.”
Âyet, rızık dağılımının eşit olmadığını, bunda birtakım ilahi hikmetlerin olduğunu, rızkın bolluğunda lütuf ve keremler olduğu gibi azgınlıkların da bulunduğunu, Allah’ın kullarının her halini görüp bildiğini ve herkesi kendi kabiliyetine göre rızıklandırdığını bildirmektedir.
Şu ayette de, rızık bolluğunda lütuf ve keremler olduğu gibi azgınlıkların da yaşandığı, rızık darlığında da toplumsal denge ve ilahi hikmetlerin bulunduğu şöyle belirtilmiştir.
اَوَلَم ْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ اِنَّ فِى ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
“Allah’ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.” (1)
Eğer Allah, rızkı kullarına bol bol vermiş olsa, ihtiyaçlarından fazla servete ve nîmete sahip kılsa idi, insanlar varlıklarına güvenerek kibirli bir vaziyet alırlardı, birbirlerine karşı düşmanlıkta bulunurlardı, aralarında birtakım facialar meydana gelir, yeryüzünü ifsat eder, bazı hizmetleri yerine getirecek kimseler bulunamaz, sosyal faaliyetler sekteye uğrardı. Çünkü servet, çoğunlukla kibir ve gurura, fısık ve fücura sebep olmakta, insanları birbirlerine karşı üstün gelme sevdasına düşürmekte ve yeryüzünü fesada çevirmektedir. Bu hikmetlere mebni cenab-ı Hak, ilâhî irâdesinin gereği, kulları için belli bir miktar indirmekte, haklarında Allah’ın takdiri ne ise ona göre rızıklandırmakta, zenginliğe lâyık olanları zengin kılmakta, fakirliğe lâyık olanları da fakir düşürmektedir.
Bir de Allah, rızkı çalışıp kazanmaya bağlamıştır. (2) Eğer çalışmadan bol bol vermiş olsaydı herkes maişet darlığından emin olurdu. Bu nedenle de rahatları onları yeryüzünü ifsada sevk ederdi. Rızıkların çalışıp kazanmaya bağlı kılınması, insanların kazançla meşguliyetleri, fesat çıkarmaya ortam bulamamaları ve rızıklarını meşakkatle elde etmeleri âlemin düzen ve intizamına sebep olmaktadır. Ancak, dini emirleri yerine getirerek nimet bolluğuna erişmek, ilahi bir ihsan, azgınlık içindeki refah ve saadet de, bir azap alameti ve bir hasret başlangıcıdır. Kur’an-ı Kerim rızık ihsanı ve dağıtımının ancak Allah’ın kudretiyle mümkün olduğunu bildirmiştir.
اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ
“Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.” (3)
Tahsis edilen rızkın kullanım kılavuzunda da şunlar yazılıdır.
كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَلَا تَطْغَوْا فِيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبِى وَمَنْ يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبِى فَقَدْ هَوٰى
“Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.” (4)
(1) Rum, 30/37.
(2) Necm, 53/39.
(3) Zariyat, 51/58.
(4) Taha, 20/81.
Kaynak: Mustafa Ağdaş
- İsa Kılıç Yazdı: İnsan Olmak; Hayvan Olmak - Haziran 14, 2026
- Cem Murat Yazdı: Yıllardır muhalefetin diline yapışmış bazı büyük yalanlar ve işin gerçeği - Haziran 14, 2026
- Mustafa Kır Yazdı: Kaht-ı Rical (Adam Kıtlığı) - Haziran 14, 2026

