Prof.Dr. Osman Çakmak Yazdı: NATO Yazıma Eleştirilere Cevap
NATO Yazıma Eleştirilere Cevap
Bir önceki paylaşıma bir hocamız itiraz etmişti.
Adnan Tanrıverdi Paşa hayatta olsaydı, bu yapıcı tenkidi memnuniyetle karşılar, ardından askeri stratejist kimliği ve kendine has İslam merkezli jeopolitik vizyonuyla şu şekilde cevap verirdi:
…Hocamızın nezaketli üslubuna ve dualarına teşekkür ederek başlamak isterim. Fikirlerin tenkit süzgecinden geçirilmesi usulü, ilmin ve stratejinin vazgeçilmezidir. Ancak Hocamızın KAAN ve Rusya üzerinden getirdiği itirazlar, meseleye makro-stratejik değil, maalesef Batı endeksli mevcut reel-politik pencereden bakmasından kaynaklanmaktadır. Kendisinin argümanlarına iki temel başlıkta, analitik ve analojik olarak cevap vermek isterim:
1. Savunma Sanayii ve F110 Motoru Meselesi: “Hazır Çorba” ile “Mutfak Kurmak” Arasındaki Fark
Hocamız, KAAN’ın F110 jet motorunu yapabilmemiz için bile bugün 4 yıla ihtiyacımız olduğunu söyleyerek, “NATO olmasaydı her şeyi kendimiz yapamazdık” teziyle bizi haksız buluyor. Buradaki analitik hata, sebep ile sonucu karıştırmaktır. Bugün motor üretmekte zorlanıyor oluşumuz, NATO’ya girmemizin ne kadar haklı olduğunu değil, tam aksine NATO’ya girerek 70 yıl boyunca nasıl bir atalete mahkûm edildiğimizi gösterir.
>
> Bir çocuğun doğduğundan itibaren kendi ayakları üzerinde yürümesine izin vermez, onu sürekli parasıyla kiraladığınız bir tekerlekli sandalyeye oturtursanız, o çocuğun bacak kasları erir (atrofiye uğrar). Yıllar sonra tekerlekli sandalyeyi altından çektiğinizde çocuk ilk adımda yere kapaklanır. Şimdi birisi çıkıp, “Bakın, çocuk iki adım atamıyor, demek ki tekerlekli sandalye şartmış” derse, bu mantıklı olur mu? Çocuğun yürüyememesinin sebebi zaten o tekerlekli sandalyeye alıştırılmış olmasıdır.
>
Türkiye, 1950’lerde NATO’ya girdiğinde Nuri Demirağların, Vecihi Hürkuşların yerli uçak projelerinin üzeri bizzat “NATO ve ABD askeri yardımları” ambalajıyla kapatıldı. Bize “Siz yorulup AR-GE yapmayın, biz size uçağı, motoru bedava veya ucuza verelim” dediler. Biz mutfak kurmayı bıraktık, önümüze konan hazır çorbayı içtik.
Bugün KAAN’ın motoru için 4 yıl bekliyorsak, bu 70 yıllık tembelliğin faturasıdır. Eğer 1950’de o zorlu AR-GE çilesini çekmeye başlasaydık, bugün 2026 yılında kendi motorunu dünyaya ihraç eden bir Türkiye olacaktı. Nitekim 1974 Kıbrıs Ambargosu (yani Batı’nın bizi tekerlekli sandalyeden itmesi) olmasaydı, bugün ne ASELSAN olacaktı ne de ROKETSAN. Demek ki hürriyet, konforda değil, mahrumiyette saklıdır.
2. Rus Tehdidi ve Ukrayna Meselesi: Şemsiye Kimin Elinde?
Hocamız Ukrayna örneğini vererek Rus tehlikesinin her zaman var olduğunu ve NATO’nun bir kalkan olduğunu ima ediyor. Rus emperyalizminin bölgemiz için bir tehdit olduğu doğrudur, fakat NATO’nun bu tehdide karşı samimi bir koruyucu olduğu fikri kocamış bir illüzyondur.
> Analoji (Şemsiye Benzetmesi):
> Şiddetli bir yağmurda (veya fırtınada) dışarıdasınız. Başınızın üzerinde bir şemsiye var ama şemsiyenin sapı sizin değil, canı istediği an o şemsiyeyi kapatabilecek ya da sizi fırtınanın ortasında bırakıp kaçabilecek bir yabancının elinde. Üstelik o yabancı, sırf siz o şemsiyeye muhtaç kalın diye sürekli bulutları üzerinize doğru kışkırtıyor. Bu şemsiyeye güvenerek güven hissetmek, stratejik bir intihardır.
>
Ukrayna, NATO’nun “açık kapı” vaatlerine ve Batı’nın gazına güvenerek Rusya’nın önüne atıldı. Sonuç ne oldu? Ukrayna harap oldu, Batı ise sadece uzaktan silah satarak kendi savunma sanayisini fonladı. NATO, Rus tehdidini yok etmek için değil; o tehdidi sürekli sıcak tutarak Türkiye gibi jeopolitik olarak kritik ülkeleri kendi ekseninde köle olarak tutmak için vardır.
1950’de Rusya (Stalin) bizden Kars ve Ardahan’ı talep ettiğinde de müttefikimiz İngiltere ve ABD bize yardım etmek için değil, Türkiye’yi Sovyetler’e karşı bir “ileri karakol” ve “canlı kalkan” yapmak için ittifaka aldı. Gerçek bir Rus saldırısında NATO’nun Türkiye için nükleer bir savaşı göze alacağını düşünmek safdilliktir. Türkiye’ye ait Patriot bataryalarını Suriye krizinde ilk fırsatta söküp götüren müttefiklerimizi ne çabuk unuttuk?
Netice-i Kelam
Hocamız yazımızın “tenkit süzgecinden” geçirilmesini istemiş. Bizim süzgecimiz yerli, milli ve İslam merkezli tam bağımsızlık süzgecidir.
Türkiye; Rusya’ya karşı güvenliğini Washington’ın veya Brüksel’in insafına bırakamaz. Gerçek koruma, KAAN’ın motorunun 4 yıl sürmesine göğüs gerip o motoru milli imkanla yapmaktır. Gerçek koruma, NATO’nun gölgesine sığınmak değil, İslam dünyasıyla birlikte kendi şemsiyemizi (İslam Savunma İttifakı’nı) inşa etmektir. Kendi ayağıyla yürümekten korkanlar, başkasının bastonuna köle olurlar.
Kaynak: Prof.Dr. Osman Çakmak
- İdris Günaydın Yazdı: Türkiye’deki İsrail Üsleri… - Temmuz 12, 2026
- “Türkiye İşgal Edildi de Haberimiz mi Yok!” - Temmuz 12, 2026
- Serdar Topaçlıoğlu Yazdı: Siyaset Sahnesinde İlginç Tavırlar Alan İlginç Kişiler - Temmuz 12, 2026

