Prof. Dr. Osman Çakmak Yazdı: Efiloğlu’nun Eğitim ile İlgili Önerileri Üzerine…
Zekeriya Efiloğlu dostumuzun eğitim üzerine güzel yazısı bir grupta gündem oldu. Şunları yazmıştım.
Mesele Hoca’nın yazdıklarının yanlış olması değil; mesele bu tür “yapılacaklar listelerinin” bizi asıl bataklığı görmekten alıkoymasıdır. Şöyle ki:
1. Rant Bariyerini Aşmadan Hiçbir Madde Uygulanamaz
Hoca mesela “Üniversitelerin yarısı kapatılsın, sınavlar kaldırılsın, mesleki eğitime geçilsin” diyor. Peki bu devasa eğitim rantı, özel okullar, dershaneler, sınav endüstrisi ve yayıncılar lobisi varken bu dediklerini kim, nasıl yapacak? Biz çözümün önündeki bu “rant bariyerini” deşifre edip yıkmadan, o maddelerin hepsi sadece güzel birer temenniden ibaret kalır. Ray yokken vagonlara yolcu bindirmenin hayalini kuruyoruz.
2. Zehirli Suya Şeker Katmak Çözüm Değildir
Hoca’nın 20. maddesi aslında benim asıl derdimi özetliyor ama o da maalesef “yamalama” mantığıyla yaklaşıyor. Eğitimin ontolojisi (varlık felsefesi) bozuksa, sistemi disiplinle veya telefon yasaklarıyla düzeltemezsin.
Batı’nın materyalist, seküler felsefesiyle üretilmiş bir biyolojiyi, tarihi, fiziği çocuğa öğretip; sonra “aman içine biraz da Yaratıcıyı ve Peygamberi ekleyelim” demek, zehirli suya şeker katmaktır. Suyu tatlandırırsın ama o suyu içen nesil yine zehirlenir.
Bugün İmam Hatip okullarında dahi deizm gibi akımların yaygınlaştığı konuşuluyor; dileriz ki bu iddialar asılsızdır. Lakin ortada inkâr edilemez bir gerçek var: Müfredattaki fen ve sosyal bilimler dersleri bütünüyle seküler, materyalist ve adeta ‘Yaratıcı yokmuş’ gibi kurgulanmış bir felsefeyle sunuluyor. Dini derslerde Allah’ı dinleyen çocuk, fen derslerinde her şeyin ‘doğa ve tesadüf’ ile açıklandığı bir zihniyetin taarruzuna uğruyor. Zihni bu iki zıt dünya arasında bölünen öğrenci, en sonunda tehlikeli bir uçuruma sürükleniyor: ‘Bilime mi inanmalıyım, yoksa dinime mi?’ İşte asıl çözülmesi gereken ontolojik kriz tam da budur!
Bilimlerin dilini kendi medeniyet kodlarımızla yeniden inşa etmediğimiz sürece, o çocukları tuşlu telefonla da okula alsan, sıfır ekranla da büyütsen zihinleri işgalden kurtulamaz.
Özetle; kaportadaki çizikleri, boyayı (sınavlar, telefonlar, etüt saatleri) konuşmaktan, motorun yatak sardığını (felsefesizlik, amaçsızlık ve ticarethaneleşme) unutuyoruz. Derdimiz Zekeriya Hoca ile değil; hepimizi esir alan ve sorunun köküne inmeyen bu “restorasyon” mantığıyladır. Bize restorasyon değil, kendi kavramlarımızla sıfırdan bir inşa lazım. Restorasyon yap boz sil baştanı doğuruyor. Selam ve muhabbetle
Kaynak: Prof.Dr. Osman Çakmak
Editörün Notu:
Zekeriya Efiloğlu nun paylaşımı: 26 yıl eğitimcilik yapmış ilkokul ortaokul ve lise müdürlüğü ve öğretmenliğinde bulunmuş bir kardeşiniz olarak yeniden hatırlatmak da fayda görüyorum:
1-4+4+4 kesintisiz eğitim sisteminden vazgeçmeli kesintili eğitim modeline geçmeliyiz…
2-Eğitim süresi çok uzun en geç 22 yaşında üniversiteden mezun olabilecek bir sistem üzerinde çalışılmalı.
3-Okullarda dijital eğitimden kesinlikle vazgeçilmeli…Defter kalem kitapla eğitime geçilmeli…Laboratuvarlar yeniden hayat bulmalı…
4-İlkokulda kesinlikle sınav yapılmamalı…
5-Acilen LGS Sınavı daha sonra da TYT ve AYT sınavı kaldırılmalı…
6-Üniversitelerin en az yarısı kapanmalı ya da dönüştürülmeli. Meslek yüksek okullarına son verilmeli…
7-Sınıfta kalma tavizsiz uygulanmalı…
8-Disiplin suçları sicile işlenmeli son yıl düzelme varsa öğretmenler kurulu kararıyla kaldırılmalı…
9-Okumak istemeyen ya da okuyamayacak durumda olan çocuklara hemen meslek öğrenmeleri sağlanmalı…
10-Meslek Liselerini bitirenlerin işe girecekleri bir sistem üzerinde çalışılmalı…
11-Okullara tuşlu telefonla gelinebilmeli ve telefonlar girişte toplanmalı çıkışta verilmeli…
12-Güzel sanatlar ve spor liseleri arttırılmalı…
13-Sadece akademik başarı değil duygusal sosyal sportif kültürel sanatsal başarılar da en az akademik başarı kadar önemsenmeli…
14-Anaokullarında televizyon tablet ekran gösterilmeden çalışma yapılmalı…
15-0-6 yaş sıfır ekran olmalı çocuğu anne yetiştirmeli…
16-18 yaşından önce sosyal medya açılmamalı…
17-Veli toplantılarına anne ve baba katılması zorunlu olmalı…
18-Sabah okul, akşam etüt geç saatlere kadar sosyal hayattan koparan eğitim anlayışı acilen terk edilmeli…
19-Mezuniyet törenlerine sadece üniversite bitiminde izin verilmeli..
20-Ders kitaplarından sanki Yaratıcı yokmuş doğa kendi kendini var etmiş gibi geçen kelime cümle kavram resim şekil grafik ne varsa ayıklanmalı…Yüce Allah ve Hz. Peygamberimiz (sav) en geç anaokullarından başlayarak öğretilmeli.
- Haydar Mermer Yazdı: “Kamuda Tasarruf” - Temmuz 19, 2026
- Cem Murat Yazdı: 1984, George Orwell - Temmuz 19, 2026
- Aslı Baykal’dan Vefa Dersi! - Temmuz 19, 2026

