Resul Tosun Yazdı: Husiler, Yemen Halkına Zulmeden Yönetimin Adıdır!
Husiler, Yemen Halkına Zulmeden Yönetimin Adıdır!
Yemen hakkında bazı TV kanallarında konuşanları dinliyor ve medyada birilerinin yazılarını okuyorum.
O kadar gerçekle taban tabana zıt bilgiler veriliyor ki bilerek ya da fakına varmadan kimi güçlerin temsilciliğini ya da tetikçiliğini yapıyorlar.
Mesela Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin hiçbir baskıya maruz kalmadıklarını dini inançları hususunda özgür olduklarını ve ibadetlerine kimsenin müdahale etmediğini savunan bir TV kanalı var. O kanal öyle bir Yemen tablosu çiziyor ki bölgeyi bilmeyenlerin etkilenmemesi mümkün değil.
Yemen devleti Filistin davasını savunuyor, İsrail’e füzeler gönderiyormuş, ABD emperyalizminin uşağı haline gelmiş Suudilerle savaşıyormuş!
Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin büyük baskı altındı olduğunu, dini inançları hususunda özgür olmadıklarını ve ibadetlerinin dahi yasaklandığını savunan dindarların sahip olduğu bir başka medya kuruluşu da Yemen konusunda aynı iddiayı seslendiriyor.
Ve her iki kesimin de sözü getirip bağladıkları yer, ‘Mekke İttifakı Yemen hükümetine karşı yapılmıştır’, Türkiye, Yemen bataklığına girmemelidir.
İtikatta düşüncede birbirine zıt bu iki kesimin siyasi uzantıları da Mekke İttifakı’nın bir ABD tuzağı olduğunu ve mecliste reddedilmesi gerektiğini deklare ediyorlar!
Hani deveye ‘neren eğri?’ demişler de ‘nerem doğru ki?!’ demiş ya bu iki kesimin Yemen söyleminin aynen öyle tek doğru tarafı bulunmuyor maalesef.
HUSİ YÖNETİMİ
Çünkü Yemen diye kestirip attıkları yönetim, başkent San’a ve çevresini silah zoruyla ele geçirip devlet kurumlarına çöken Husi yönetimidir.
Bu yönetim Yemen’in tamamına değil sadece üçte birine silah zoruyla hükmetmektedir.
Geriye kalan üçte ikilik alan ise Yemen’in uluslararası tanınırlığı olan meşru Yemen hükümetinin idaresi altındadır.
KOALİSYON GÜÇLERİ
Arap Baharı sonrası meşru Yemen hükümeti, Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Sudan’ın oluşturduğu koalisyon gücünden devlet kurumlarının meşru hükümete devredilmesi için yardım istemişti.
Bu koalisyon güçleri o zamandan beri Husilere karşı meşru hükümete destek verdiler.
Ama Husileri söküp atamadılar.
Çünkü kendi aralarında birliği sağlayamadılar.
2017’de Katar koalisyondan ayrıldı. 2025’de BAE ayrılmaya zorlandı ve koptu. Ama Yemen içindeki uzantılarıyla temas halindeydiler ve hükümet güçlerinin başarısını daima engellediler. En son Babülmendep’te BAE yanlısı ordu komutanı(!) kurşun atmadan çekildi bölge Husilerin eline geçti.
HUSİ RESMİ MUHATAP DEĞİLDİR
Bununla birlikte dünyada resmi muhatap meşru Yemen hükümetidir ve ülkenin üçte ikisine hâkimdir.
Husiler ise resmi tanınırlığı olmayan silahlı gücü de bulunan bir cemaattir.
Başkenti ellerinde bulundurdukları için ve kimi çevrelerden lojistik destek aldıkları için ve arada bir İsrail’e füze gönderdikleri için gündemde kalabiliyorlar.
Oysa hem Yemen birliğini bozan hem Yemen’e büyük zararlar veren bir örgüttür Husiler.
Suudilerin komutasında koalisyonun Yemen’de nihai sonucu alamamalarının temelinde de Husilerin güçlü olması değil, meşru yemen hükümetini destekleyenlerin aralarındaki anlaşmazlıklardır.
Mesela koalisyonun önemli ortaklarından BAE, Yemen’in eskisi gibi ikiye bölünmesini savunuyordu sonunda Suudi Arabistan dayanamadı ve geçen sene Yemen’den çıkardı.
Daha da önemlisi Yemen’deki birliği sağlayacak olan Islah hareketi İhvan eğilimli olduğu gerekçesiyle bizzat koalisyon tarafından dışlanmaktadır.
Maalesef bu ihtilafın ceremesini de Yemen halkı çekmektedir.
Bu ortamda Husiler aldıkları dış destekle de başkentteki varlıklarını sürdürüyorlar.
Resmi Yemen hükümeti birliği sağladığı ve askeri güçler arasında koordinasyonu temin ettiğinde Husilerin Sana’a’da dayanması mümkün değildir.
YEMEN HALKI HUSİLERDEN NEFRET EDER
Çünkü Suriye halkı Esed rejiminden ne kadar nefret ettiyse Yemen halkı da Husilerden o kadar nefret etmektedir.
Evet, Husiler arada bir İsrail’e doğru füze gönderiyorlar bu bizim hoşumuza gidiyor ama aynı Husiler Yemen halkına daha büyük acılar yaşatıyorlar. Husiler, Sana’yı ele geçirdikten sonra öldürerek, hapse tıkarak, yakıp yıkarak ve insanları göçe zorlayarak ülkede zulüm ile hâkim olma çabası içinde oldular.
Gönderdikleri füzeler tek bir İsraillinin hayatına son vermedi ama Yemen içinde 400 bin Yemenlinin ölümüne sebep oldular.
Elimde Yemen’deki durum hakkında uzun bir rapor var. Özeti Husi yönetiminin 400 bin Yemenlinin ölümüne ve 120 milyar dolarlık mali zarara sebep oldukları şeklindedir.
Bazıları ‘ellerinde füze var, silah var, SİHA üretiyorlar büyük orduları var’ şeklinde onlara meşruiyet atfetmeye çalışıyorlar
Ellerinde kimi imkânların bulunması onlara meşruiyet vermez.
Libya’da da General Hafter düzenli orduya sahipti, savaş uçağı dâhil her türlü teçhizatı vardı ama bu güç onlara meşruiyet kazandırmadı. Türkiye meşru hükümet ile ilişki kurup anlaşmalar yaptı ve bugün gelinen noktada da Hafter dâhil hepsi Türkiye’nin koyduğu çizgiye geldi.
Bana göre Yemen’de yapılması gereken de resmi müesseselerin meşru hükümete devredilmesini sağlamak suretiyle Yemen’in yeniden ayağa kaldırılmasıdır.
MEKKE İTTİFAKI
Bölgedeki siyasi askeri boşlukları doldurmak üzere tesis edilen Mekke İttifakı herhangi devlete karşı yapılmış bir ittifak değildir. Üyelere yapılacak saldırıya karşı ortak savunma paktıdır. Bölgedeki saldırılara karşı caydırıcı bir gücün çekirdeği mesabesindedir.
Bölge ülkelerini içine alarak genişlemeye müsaittir.
Bu anlaşma çerçevesinde Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın yanında olacağını ilan etmesi Yemen’e saldıracağı anlamına gelmez.
Anlaşma mecliste onaylanıp bir tezkere ile Suudi Arabistan’a askeri güç gönderilse bile bu gücün savunma gücü olacağı saldırı gücü olmayacağı resmi ağızlardan defalarca tekrarlanmıştır.
Buna rağmen Türkiye’nin Yemen’e müdahil olacağı iddiası havanda su dövmekten öteye geçmez.
Es geçilen bir başka husus da Suudi Arabistan’ın en gelişmiş silahlara Türkiye’den daha fazla sahip olduğudur. Türkiye’ye verilmeyen, parası ödendiği halde teslim edilmeyen silahlar bile vardır Suud’da.
Türkiye’nin Suud’a destek verebileceği alanlar savunma sanayii, istihbarat ve uzmanlık gibi alanlardır. Bunların hiçbiri Yemen’e saldırı anlamına gelmez ve Mekke İttifakı olmadan da bu destek verilebilir. Nihayetinde Suudi Arabistan’da İHA ortak üretimiyle ilgili anlaşmalar bile var.
Özetleyecek olursak, Yemen’de ülkenin üçte ikisine hâkim olan bir meşru Yemen hükümeti var bir de başkente hâkim olan Husi cemaati var.
Meşru hükümetin Husilere karış verdiği mücadele resmi müesseseleri geri alma mücadelesidir.
Koalisyon güçlerinin başarısızlığı Husileri temize çıkarmaz.
Yemen Milletvekili Muhammed Nasır el-Hazmi el-İdrisi Türk milletine hitaben yazdığı uzun mektubunda diyor ki, ‘Filistin davası 1948 den beri Yemen halkının öz davasıdır. Bazı Türk kardeşlerimiz Husileri Filistin’in hakiki destekçisi zannediyor. Oysa Husiler Gazze söyleminin arkasına sığınıp Yemen halkına zulmediyorlar. Gazze kuşatma altında diye üzülüyoruz ama bir Sünni şehri olan Taiz şehri de Husilerin kuşatması altında. Orada Husilerin yaşattığı insanlık dramından haberiniz var mı?
Kaynak: Resul Tosun
(Medine mezunu, Erzurumlu Mustafa Efendinin talebesi)

