Mustafa Kır Yazdı: İlk Önce Ahlâk ve Maneviyat Eğitimi!
İlk Önce Ahlâk ve Maneviyat Eğitimi!
Kitap, sünnet ve İslâmî kaynaklarda ahlâkî terimler anlatılırken, genellikle iyi ve güzel huyları ifade eden faziletli davranışlar ile rezalet olarak vasıflandırılan kötü ve çirkin davranışlar ile birlikte açıklanmaktadır. Özellikle iyi huylar ve faziletli davranışlar; “hüsnü’l-huluk”, “mehâsinü’l-ahlâk”, “mekârimü’l-ahlâk”, ahlâku’l-hasene”, “ahlâku’l-hamîde” gibi kavramlarla ifade edilmekte; kötü huylar ve çirkin hareketler ise; “sûü’l-huluk”, “ahlâku’z-zemîme”, “ahlâku’s-seyyie” gibi kavramlarla ifade edilmektedir. Diğer taraftan ahlâk ile ilgili konular anlatılırken; yeme, içme, giyinme, sohbet, yolculuk gibi günlük hayatın içinde sıkça karşılaşılan ve ahlak konusunun alt yapısı sayılan¸ edep, adap, görgü ve nezaket gibi kavramlarda mefhumu muhalifleri ile açıklanmaktadır.
Ahlak kısaca insan nefsinin taşıdığı iyi ve kötü vasıflardır. Başka bir ifade ile ahlak; bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen, diğer varlıklara karşı nasıl davranılıp davranılmaması gerektiğini öğreten kurallar ve kavramlar manzumesidir. Eğer insan nefsinin taşıdığı vasıflar kitap ve sünnet açısından iyi ve güzel sayılmışsa ona “güzel ahlak”; kitap ve sünnet açısından çirkin/kötü/günah kabul edilmişse ona da “kötü ahlak” denilmektedir.
Şunu ifade etmek isterim ki, İslam’ın özü güzel ahlaktır. Ahlak, farklı inanç ve kültürlerden gelen insanların barış içinde bir arada yaşamasını sağlayan sağlam bir tutkal gibidir. İslam dininin temel amacı; namaz, oruç, haç, zekât gibi ibadetler; haram, helal, günah sevap gibi emir ve yasaklar ile kötülüklerden alıkoymak suretiyle insanı manevi anlamda olgunlaştırmaktır. Faydalı ilim ve maneviyat eğitimi ile güzel ahlaki temeller üzerine toplumsal barış ve huzuru inşa etmektir.
Bu sebeple; alemlere rahmet, vesilesi olarak gönderilen; “Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya 107) Allah’a ve Ahiret gününe inananlar için rol model olarak sunulan: “Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21) Her alanda olduğu gibi insanlığın en üstünü olan ve güzel ahlakla vasıflandırılan; “Muhakkak ki sen en üstün ahlak üzeresin.” (Kalem,4) Ayetlerinde ifade edildiği üzere; Hz. Muhammed (s.a.v) Yüce Allah tarafından güzel ahlakı tamamlamak ve ahlaklı bir toplum inşa etmek için gönderilmiştir.
Pratik anlamda ahlak, imanın insanın hayatında vücut bulmuş halidir. Onun için Peygamberimiz: s.a.v “İslam güzel ahlaktır.”, Sizin en hayırlınız ahlakı güzel olanınızdır.”, ” Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. “Hiçbir ana baba çocuklarına güzel ahlaktan daha iyi bir miras bırakamaz.” Buyurmuştur. Hz. Aişe R. Anha validemize Peygamber (s.a.v) in ahlakı sorulduğunda O’nun ahlakı Kur’an ahlakıdır. O yaşayan Kur’an’dır.” Cevabını vermiştir. Hz. Muhammed; Kur’ân-ı Kerim’in emir ve yasaklarını sadece okuyup anlatmamış, bizzat kendi hayatında uygulayan rol model olmuştur.
Hem bir Peygamber hem de bir öğretmen olarak gönderilen “Ben ancak bir muallim olarak gönderildim. “Allah beni zorlaştırıcı olarak değil, lakin bir öğretici ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi.” Buyuran, Peygamber; (s.a.v) sadece İslam’ın emir ve yasaklarını öğretmekle yetinmemiş; öğretilenlerin ahlak ve maneviyat bütünlüğü içerisinde hem kendi hayatında hem de ashabın hayatlarında vücut bulmasını sağlamıştır. Peygamberimizin rahle-i tedrisatından geçen, Peygamberi (s.a.v) kendileri için rol model seçen Ashabın hayatı da aynı şekilde Müslümanlar için rol model niteliğinde kabul edilmiştir.
Ahlaki ve maneviyat eğitimi, müslüman’ın müslüman gibi yaşamasını sağlayan tek unsurdur. Ahlaki ve maneviyat eğitimi; bireye dürüstlük, doğruluk, adalet, liyakat, hoşgörü sevgi, saygı, şefkat, merhamet; empati, eleştirel düşünme, toplumsal sorumluluk ve birlikte yaşama bilinci kazandıran; karakter gelişimini sağlayan, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, hak ile batılı, haram ile helalı, faydalı ile zararlıyı ayırt etme pratiğini geliştiren, erdemli bireyler yetiştirmeyi ilke edinen bir eğitim ve öğretim şeklidir.
Aile kurumlarında olduğu gibi eğitim-öğretim kurumlarında da akademik başarının öncelenmesi; ahlak ve terbiyenin eğitim-öğretimin konusu olmaktan çıkarılması; hem eğitim-öğretim kurumlarını; hem de aile ocaklarını ahlakî duygulardan mahrum; kolaylıkla kötülüklere bulaşabilen nesillerin yetiştiği kurumlar haline dönüştürmüştür.
Bilindiği üzere; insan hayatında çocukluk evresi kişiliğin, ahlaki davranışların şekillendiği bir evredir. Ahlak eğitimi doğumla birlikte ailede başlayan; okul çağıyla devam eden daha sonra toplumsal etkileşim ile özdeşleşen bir süreçtir. Çocuklar duyduklarından ziyade gördüklerini kopyalarlar “doğruyu-yanlışı” “iyi-kötüyü” kendileri için rol model seçtikleri; aile de anne-babalarından ve büyüklerinden; okulda öğretmenlerinden, toplumda kanaat önderlerinden, yöneticilerden, sanatçılardan bilim ve fikir adamlarından alarak hayatlarını şekillendirirler.
Okullarda veya sosyal alanlarda basit meseleler yüzünden ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan akran zorbalığının, şiddet vakalarının artmasının; kul hakkına riayetin ortadan kalkmasının; kültürel kutuplaşmaların, toplumsal ve kurumsal çürümenin artmasının ; siyasette basiretsizliğin; yargıda adaletsizliğin, yönetimde kayırmacılığın; ticarette güvensizliğin; vurgunun, soygunun normalleşmesinin; bencilliğin; amaca ulaşmak için her yolun mubah sayılmasının; zinanın suç olmaktan çıkmasının;boşanmaların sıradanlaşmasının; ahlakî yozlaşmanın, manevi tahribatın ana sebebi; dijital kötülüklerin her tarafı ahtapot gibi sarması; gelişim çağındaki çocukların topluma yön veren figürler konusunda; ailede, okulda, siyasette, ticarette, ekonomide, iş hayatında ve toplumsal alanda rol model insan bulamama eksiliği yanında büyüklerin ilkesiz ve tutarsız davranışları; eğitim-öğretimde ahlak ve terbiyenin değerlendirme dışında tutulması; çözüm için akademik başarının yeterli görülmesi gibi sepeplerdir.
İslam’da ahlak kurallarının yaptırım gücü toplumun kınaması veya birtakım cezai yaptırımların ikamesi ile değil; kalplere yerleşen Allah korkusu ve sorumluluk duygusu oluşmaktadır. İnançlı insanların, davranışlarının Allah tarafından gözetlendiğine, dünyada yaptıkları her iş ve davranışının sevap veya günah olarak kıyamet gününde karşılığını göreceklerine inanmaları ve buna göre davranmalarıdır. “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onun karşılığını; kim de zere miktarı şer işlemişse onun karşılığını görür.” (Zaryat,7-8)
Bu sebeple ahlak ve maneviyat eğitimi hem bireysel gelişmenin hem de toplumsal barış ve huzurun en önemli kaynağı olduğu gibi; ahlaksız ve maneviyat sız eğitim de kaosun ve toplumsal savrulmanın en önemli sebebidir.
Ahlakî eğitim eksikliğinin veya ahlaksız edinilen bilginin toplumun bünyesinde onarılması imkânsız yaralar açtığının farkına varılmalıdır. Eğitim sistemi; ilk besmelesi ahlak ve maneviyat olacak şekilde yeniden kurgulanmalıdır. Buna göre eğitim ilk olarak aile ocağından başlatılmalıdır. Çünkü; çocuğun ahlak eğitimi için en önemli kurum ailedir. Günlük hayatta “huy” dediğimiz karakter vasıflarının temeli çocuklukta aile ortamında atılmaktadır.
Çocuklar, ilk dinî ve ahlaki davranışları aile ocağında görerek ve yaşayarak öğrenmekte; bilginin davranış hâline dönüşmesi, rol model tarafından verilen bilgilerle iyi veya kötü şekilde bütünleşmektedir. Aksi takdirde çocuklar; iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı, güzeli-çirkini; kuralları, kanunları teorik olarak öğrendikleri halde, doğrudan sapmayı; yalan söylemeyi, rüşvet almayı, çalmayı, kişisel çıkarı toplumsal çıkarın üstünde tutmayı, başkalarını bertaraf etmek için onlara iftiralar atmayı, ıslah yerine ifsat etmeyi, başkalarına zarar vermeyi yaşam biçimi sayarak, sosyal hayattaki yerini almaktadır.
Okullarda teknoloji üretiminden önce teknoloji kullanım ahlakı; bilgiden önce bilgi ahlakı ve maneviyatı öğretilmelidir. Toplumsal başarının, milli ve manevi değerleri korumanın en önemli sigortası ahlak ve maneviyat eğitimidir. Aynı zamanda ahlâk; bir bireyin adamlığının mihenk taşıdır. Ahlaki değerlerini kaybeden ve ahlaktan yoksun olan birinin; ilmi kariyeri, işgal ettiği makamı, mevki, sosyal hayattaki konumu veya diğer kazanımları ne olursa olsun Kur’an ahlakıyla ahlaklanma niteliklerini yitirmiş demektir.
Kur’an ahlakıyla ahlaklanmanın vasıfları özetle; “insanların mallarına canlarına, bedenlerine eza vermekten; ırz ve namuslarını, onur ve şereflerini lekelemekten uzak durmaktır. Dil ile İnsanlara buğuz etmekten, kin ve nefret beslemekten; hasetten, hor ve hakir görmekten; küfretmekten, lanet okumaktan, beddua etmekten, insanları aşağılamaktan; darp etmekten, neseplerine dil uzatmaktan, gıybetten, laf taşımaktan; rahatsız olacakları şakalar yapmaktan mallarını gasp etmekten, eşyalarına zarar vermekten kaçınmaktır.
Yükü ağır olana yardım etmek, zorda olana kolaylık sağlamak, darda olanın sıkıntısını gidermek, borçlulara süre vermektir. İnsanlardan gelen sıkıntılara tahammül göstermek,
Insanlarla güzel geçinmektir. İnsanlara kendini sevdirmek, hata ve kusurlarını affetmek, kötülüklerine sabretmektir. Şefkat ve merhametli olmak, insanları azarlamamak, az konuşmak, boş ve faydasız işlerden yüz çevirmek, haya ile bezenmek, bolca ikramda bulunmak, güler yüzlü ve tatlı dilli olmaktır.” İyilik güzel ahlaktır. Günah ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir.” (Hadis)
Ahlak toplumunun inşası; ana-babaların çocuklarına, öğretmenlerin, öğrencilerine; büyüklerin küçüklerine, yönetenlerin yönettiklerine karşı sorumluluk bilinciyle ahlaki açıdan rol model bir davranış içinde hayat sürmelerine bağlıdır.
Yazımı Fatih Sultan Mehmet Han’ın adalet ve ahlak ’ın birbirini tamamladığına işaret eden şu sözüyle bitiriyorum. Aklı öldürürsen, ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde, millet bölünür. Kadı’yı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün de devlet ölür.
Kaynak: Mustafa Kır
- Prof. Dr. Osman Çakmak Yazdı: Tamar Tanrıyar Olayı ve “Arka Planda Ne Dönüyor?” - Haziran 28, 2026
- Ali Süzen Yazdı: Neyse Çıksın Ortaya; Türbe mi, Çan Kulesi mi? - Haziran 28, 2026
- Soner Duman Yazdı: Dindar Aileler ve Çocukları..! - Haziran 28, 2026

