Nermin Aydın Yazdı: Altın Kemer Değil, Bir Babanın Duası Kazandı

ALTIN KEMER DEĞİL,
BİR BABANIN DUASI KAZANDI

Kırkpınar’da bu yıl sadece bir Altın Kemer sahibi belirlenmedi… Bir kez daha insanlığın en büyük mirasının; vefa, saygı ve baba duası olduğu hatırlandı.

Üçüncü kez Altın Kemer’i kazanarak Kırkpınar Ağalığı’nın daimi sahibi olan Ufuk Özünlü, sadece büyük bir başarıya imza atmadı. Asıl unutulmayacak olan, kazandığı kemer değil; sergilediği duruş oldu.

Bugün öyle bir çağda yaşıyoruz ki…

İnsanlar makamlarını, servetlerini ve şöhretlerini konuşuyor.

Oysa karakter…

Ne parayla satın alınır…

Ne mirasla kazanılır…

Ne de alkışlarla büyür.

Karakter, önce bir babanın dizinin dibinde; bir annenin duasında filizlenir.

Ufuk Özünlü bunu sözle değil, davranışıyla anlattı.

Ceketine babası Zeki Özünlü’nün parmak izini altın varakla işletti. Çünkü bazı imzalar kalemle değil, ömür boyu verilen emekle atılır. Bir insanı başarıya taşıyan yalnızca kendi gayreti değildir; arkasındaki ailenin alın teri, fedakârlığı ve duasıdır.

Sonra Er Meydanı’nda zamanın durduğu o an yaşandı…

Davullar sustu…

Alkışlar sustu…

Konuşan sadece bir evladın yüreğiydi.

Ufuk Özünlü, babasına koştu…

Sarıldı…

Alnından öptü…

O öpücükte çocukluğu vardı.

Emek vardı.

Yokluk vardı.

Nasihat vardı.

Ve hepsinden önemlisi; bitmeyen bir minnet vardı.

Ardından, üçüncü kez kazandığı Altın Kemer’i kendi beline değil, kendisini bugünlere getiren babası Zeki Özünlü’nün beline taktı.

İşte o an, altının gerçek sahibi belli oldu.

Çünkü o kemer önce bir babanın alın teriydi…

Sonra bir evladın başarısı oldu.

Bugün nice evlat anne babasını ihmal ederken, yaşlılığını yalnızlığa terk ederken; Kırkpınar Er Meydanı’nda bütün Türkiye’ye sessiz ama çok güçlü bir mesaj verildi.

Vefa konuşulmaz; yaşanır.

Saygı gösteriş değildir; karakterdir.

Başarı sadece çalışmanın karşılığı değildir.

Bir annenin gecenin sessizliğinde ettiği duadır.

Bir babanın “Allah yolunu açık etsin.” diye kaldırdığı ellerdir.

Kırkpınar bu yıl bize yalnızca güreşi öğretmedi.

İnsan olmayı öğretti.

Kökünü unutmamayı öğretti.

Anne ve babaya duyulan saygının, bütün unvanlardan daha kıymetli olduğunu hatırlattı.

Çünkü…

Altın kemer kazanılır.

Ağalık elde edilir.

Şöhret unutulur.

Alkışlar diner.

Ama bir babanın duası…

Bir annenin duası…

Bir evladın vefası…

Nesiller boyunca yaşamaya devam eder.

Bugün bu satırları okuyan herkes kendine şu soruyu sormalı:

En son ne zaman babanızın elini öptünüz?

En son ne zaman annenize “İyi ki varsın.” dediniz?

Çünkü yarın, bugünden daha geç olabilir.

Unutmayın…

Bazı insanlar omuzlarında altın kemer taşır.

Bazıları ise ömür boyu babasının duasını…

İnanın…

Dünyadaki hiçbir altın, bir babanın duasından daha değerli değildir.

Kalemin Notu

Bir milleti ayakta tutan; zenginliği, makamı veya şöhreti değil…

Anne babasına sahip çıkan evlatlarıdır.

Çünkü gerçek miras servet değil;

Vefadır.

Kaynak: Nermin Aydın
SİNOP Dergisi

#Kırkpınar #AltınKemer #UfukÖzünlü #ZekiÖzünlü #BabaDuası #Vefa #AileDeğerleri #ErMeydanı #Gelenek #SinopDergisi

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.