Cem Murat Yazdı: Tekke ve Zaviyeler Konusu

Tekke ve Zaviyeler Konusu
Dün ki paylaşımdan sonra bu yazacaklarım da yanlış yerlere çekilebilir. Kim ne anlıyorsa odur. Anlatılmak istenen, yürürlükteki yasa bazı şeylere çanak tutuyor, zemin hazırlıyor. Bunun dışındaki çıkarımlar kişinin kendi hayal dünyasından ibarettir.

Türkiye’de 1925 yılında çıkarılan 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair Kanun hala yürürlüktedir. Bu nedenle söz konusu cemaat ve tarikatler resmi varlıklarını tarikat/cemaat adıyla değil; vakıf, dernek, gayrimenkul şirketleri, yayın organları veya eğitim kurumları üzerinden sürdürürler.

Aslında bu da cemaat görünümlü fetö ve süleymancıların kamufle olması için uygun zemini hazırlıyor.

Esasen bu kanun değişmeli lakin değiştirelebilemez, teklif edilemez garabetlerinden biri!

677 sayılı Tekke ve Zaviyeler Kanunu ise Anayasa’nın 174. maddesi (İnkılap Kanunlarının Korunması) kapsamındadır. Bu madde şunu söyler:

“Anayasanın hiçbir hükmü… İnkılap kanunlarının… Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.”

Şapka kanunu da yürürlükte ama uygulanmıyor meselesi ile bu aynı değildir. 677 Sayılı Tekke ve Zaviyeler Kanunu gündelik hayatta uygulanmıyormuş gibi görünse de aslında kısmen de olsa uygulanıyor.

Türkiye’de hâlâ hiçbir tarikat veya cemaat “X Tarikatı” veya “Y Cemaati” adıyla resmi bir dernek, vakıf veya şirket kuramaz. İçişleri Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü bu isimlerle yapılan başvuruları 677 sayılı kanun uyarınca doğrudan reddeder.

Kanun; “şeyh, derviş, mürit, dede, çelebi, seyit, baba” gibi unvanların kullanımını ve bunlara ait kıyafetlerin resmi alanda giyilmesini yasaklar. Bu nedenle yapılar resmi belgelerde ve kurumsal temsillerinde “Vakıf Başkanı”, “Mütevelli Heyeti Üyesi” veya “Eğitimci” gibi kanuni unvanlarla tanımlar.

Devlet, bu yapıların varlığına normatif zamanlarda (vakıf/dernek mevzuatına uydukları sürece) zımni bir müsamaha gösterir. Ancak bu yapılar devlet düzenine, siyasal alana veya kamu güvenliğine bir tehdit oluşturduğunda ya da suç unsuru (dolandırıcılık, istismar, idari usulsüzlük vb.) doğduğunda, adli makamlar 677 sayılı kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nu doğrudan bir soruşturma dayanağı olarak devreye sokabilir.

Anayasa’nın 174. maddesi, aralarında Şapka Kanunu ve Tekke-Zaviyeler Kanunu’nun da bulunduğu 8 İnkılap Kanunu’nun “Anayasaya aykırılığı iddia edilemez ve iptal edilemez” olduğunu hükme bağlamış.

Kanun maddeleri iptal edilemediği için hukuki zemin korunur ancak, sosyolojik gerçeklikler nedeniyle gündelik hayatta esnek ve toleranslı bir uygulama tercih ediliyor.

Osmanlı’nın son dönemlerinde de olsa, Meclis-i Meşâyih adında oluşturulan özel bir kurul cemaatleri denetleme hakkına sahipti.

Önde gelen tarikat şeyhlerinden oluşan bu kurul Şeyhülislam’a bağlı idi.
Kaynak: Cem Murat

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.