Cem Murat Yazdı: Masonluğa Dair

Masonluğa Dair
İkinci kez Türkiye Büyük Locası Büyük Üstatlığına getirilen Remzi Sanver, Can Holding soruşturması kapsamında “çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma ve suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama” suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Tam adı Mehmet Remzi Sanver. İlk ismi Mehmet olduğu halde resmi işler dışında bunu kullanmayan, Mehmet Kenan Tekdağ ve Mehmet Sıddık Kaya da tutuklananlar arasında. Buradaki “Mehmet” nereden geliyor bakalım…

Sultan 4. Mehmed devrinde Sabetay Sevi adlı yahudi, Mesihliğini ilan etmişti. Bunun üzerine İstanbul’a getirilip Sultan’ın huzuruna çıkarıldı. Türkçe dahi bilmeyen Sabetay Sevi, Mesihliğini ispat edemezse idam edilecekti. İspat etmesi de imkansızdı.

Asıl adı Moşe Ben Rafael Abrabanel olan hekimbaşı Hayatizâde Mustafa Fevzi Efendi tercümanı oldu ve ona “hata ettiğini ve hatasından döndüğünü, Müslüman olduğunu ve Mehmet ismini aldığı” yalanını söylemesini telkin etti.

Sahte Mesih Sevi böyle yaptı, Sultan’a yalan söyledi ve bazı şartlarla affedildi. Bu sapkının yolunda giden ve gerçekte yahudi/Musevi inancına mensup oldukları hâlde Türk ve Müslüman gibi gözükenlere Sabetaycı denir.

Mehmet Remzi Sanver 2010-2013 yılları arasında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın Büyük Üstatlığını yürütürken aynı zamanda da Abdullah Gül’ün onayı ile Bilgi Üniversitesi Rektörlüğü’ne getirilmişti.

Yeni bir üstadı azam bulamayan masonlar, Sanver’i 2023’de yeniden büyük üstatlık görevine getirdiler ve hâlen bu görevi sürdürüyordu. Rektörlüğünü yaptığı Bilgi Üniversitesi ise 2019’da yılında Can Holding tarafından satın alınmıştı.

Sanver, mason locası büyük üstatlığını yaptığı iki dönemde de Fatih Altaylı tarafından sık sık Haberturk ekranlarına çıkarılıp masonluk propagandası yaptırılmıştı. 23 Aralık 2024’de ise Haberturk ve Show Tv de Can Holding tarafından satın alındı.

En tepesinde tutuklu mason Sanver olan Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın İzmir Alsancak’ta yaptırılan yeni loca binasına ilişkin hazırlanan inceleme komisyonu raporu, inşaat sürecinde ciddi mâlî ve teknik usulsüzlükler tespit edilmişti ve bu durum geçtiğimiz yıllarda uzun süre gündemi meşgul etmişti.

Önceki büyük üstad Tunç Timurkan başkanlığındaki komisyonun raporuna göre, yaklaşık 1,85 milyon dolara mâl olması öngörülen bina için 4,75 milyon dolara yakın bir ödeme yapıldığı ve maliyetin yüzde 250 oranında aşıldığı dile getirilmişti.

Yani kendi localarını tam 2,9 milyon dolar zarara uğratmışlar. Bir başka ifadeyle bazı masonlar kendi localarını soymuşlar.

Aytunç Altındal Türkiye’deki masonları, “dandik mason” diye tarif ederdi ve “Türkiye’deki masonlar Fransa’dan veya İngiltere’den ne emir geliyorsa onu uygularlar” demişti. Masonluğun hikâyesi uzun ama çok kısa bir özet vermekle iktifa edelim.

Hürriyet’in eski sahibi Erol Simavi de bir mason üstadı idi ve Emin Çölaşan’a verdiği mülakat, dönemin Hürriyet’in de neşredilmişti.

Simavi şöyle diyordu: “Ben, 27 yaşında mason oldum. Türkiye’nin en genç masonuydum. 30 yaşında üstad, 31 yaşında İstanbul Büyük Locası Başkanı oldum ve 33 yaşıma kadar başkanlık yaptım. Sonra bir gün bizim bağlı olduğumuz İskoçya Büyük Locası’nın en büyük üstadı buraya geldi… Üst makama masonlukta obediyans denir. Bağlılığı, bağımlılığı ifade eden Fransızca bir kelimedir bu. Bizim o en büyük üstat bir İngiliz… Meğerse benden de gençmiş! Adamla karşılaşınca bir tuhaf oldum. Ama ben masonlukta çok çalıştım, çok şeyler öğrendim.

Ramazanlarda bizim biraderlerin neredeyse dörtte üçü oruçlu olduğu için locadaki toplantıların saatini öne alırdık. Konuşmaları da uzatmamaya bakardık. Maksat toplantımız erken bitsin ki biraderler de aşağı salondaki iftar sofrasına yetişebilsin.

Maalesef mason kardeşlerimizin bazı korkak tarafları vardır. Mesela ben İstanbul Locası Başkanlığına seçimi kazanarak gelmiştim. Bir de altı yedi kişilik yönetim kurulum vardı. Mason Cemiyeti, Cemiyetler Kanunu’na tâbidir, adı da Türkiye Yükseltme Cemiyeti’dir. Doğal olarak vilayet makamına yöneticilerin isimleri bildirilir. Benden önce herkes korkarmış, ismini bildirmek istemezmiş. Onun için her zaman iki yönetim kurulu seçilirmiş. Birincisi, isimleri vilayetten gizli tutulan gerçek yönetim kurulu, öteki vilayete ismi bildirilen göstermelik yönetim kurulu. Bildirilen isimlerin hepsi 70 – 80 yaşlarında, hiç ilgisi olmayan kişiler olurdu. Onlar kendilerini feda edip isimlerini verirlermiş…”

*Gerçek Hayat Dergisi Kasım 2025 sayısı sayfa 52-53 özet.
Kaynak: Cem Murat
Editörün Notu:
Yukarıdaki yazıyı Ali Koç’un şu notu ile yeniden okumanızı salık veririm. (A.S)

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.