Mahmut Çetin Yazdı: “Ankara’nın Kozmik Odasında Yeni Bir Savaş mı Var?” “Tamar Tanrıyar’ın Misyonu Nedir?”
“Ankara’nın Kozmik Odasında Yeni Bir Savaş mı Var?”
“Tamar Tanrıyar’ın Misyonu Nedir?”
“Berat Albayrak Yol Ayrımında mı?”
“Pelikan Kurumsallaşıyor mu?”
Son günlerde medya mahallesinde ve Ankara’nın loş ışıklı koridorlarında öyle bir rüzgar esiyor ki, fırtınanın kopması an meselesi sanki..
Herkes vitrine bakıp magazinel bir gözaltı hikayesi izlediğini sanırken, arkadaki kozmik geometrinin farkında olanlar sessizce yerini almakla meşgul!
Bizi bazen, bazıları;
“Saçmalamakla” itham ediyorlar;
“Ankara’nın dehlizlerini fazla kurcalıyorsun!” diyorlar..
Evet, bazen gerçekten saçmaladığımız oluyor.
Nasıl saçmalıyoruz?
Kimi zaman devletin hafızasını, toplumsal sabrın sınırlarını ve Ankara’nın hiç uyumayan o refleksif aklını okumaya çalışıyoruz!
Verdiğimiz bilgiler somut veriler içermez!
Sadece takipçilerimizin zihinlerinde bazı sorular oluşturarak, büyük resmi görebilmelerini sağlamak!
Yoksa detaylarda boğulup gidiyoruz!
Gelin, ekranlarda her gün izlediğiniz o karmaşık yumağın iplerini birlikte çekelim ve büyük resmin arkasındaki o ürpertici “Akla” yakından bakalım..
“Barlaslar Hafızası ve Turkuaz Medya’nın Genetik Şifreleri”
Bugün Türkiye’de feryat figan edilen, toplumun bağışıklık sistemini çökerten o meşhur gündüz kuşağı programları..
Hani şu Kayıp kişilerin arandığı,
İşlenememiş cinayetlerin aydınlatıldığı,
Ve çeşitli ailevi problemlerin uzmanlar eşliğinde güya çözüme kavuşturulduğu, Müge Anlı denilen kadının uzun soluklu araştırma programı..
Yıllardır süregelen aile ve evlilik sorunlarının işlendiği,
Kayıp aile bireylerinin bir araya getirildiği,
Ve evlilik kararı alan kişilerin buluştuğu Esra Erol’un popüler reality programı..
Derya Taşbaşı’nın sunumuyla ekrana gelen, gelin ve kayınvalidelerin mutfakta hünerlerini sergileyerek kıyasıya yarıştığı ve eğlenceli anların yaşandığı yemek proğramları..
Kadınların hayvan pazarlarında alınıp satılması iğrençliğine kadar indirgenen,
Hem erkek, hem kadın onurunun yerle bir edildiği evlilik proğramları ve benzerleri..
Ekranlardan evlerimize adeta birer zehirli ok gibi fırlatılan o ahlaki dejenerasyon dalgası, gerçekten sadece üç beş reyting uğruna yapılan masum yapımlar mı?
Yoksa kitleleri afyonlamak, toplumsal cinnet eşiğini test etmek ve krizlere karşı toplumu duyarsızlaştırmak için kurgulanmış küresel bir sosyal mühendislik projesi mi?
Bu devasa medya imparatorluğunun, yani Turkuaz Medya’nın entelektüel rotasını yıllarca kim çiziyordu?
Mehmet Barlas!
Kim bu Mehmet Barlas?
Ömrü Boyunca Gri Alanlarda Yüzen bir Gazeteciydi!
Peki, büyük dedesi kimdi?
Türkiye Cumhuriyeti’nin İsrail devletini ilk tanıyan bakanlar kurulunda imzası olan Ekonomi ve Ticaret Bakanı,
Sabetayist olduğu iddia edilen Cemil Sait Barlas’ın torunu!
Sizce bu bir tesadüf müdür,
Yoksa takiyeci bir zümrenin, bu toprakların milli ve yerli söylemlerinin rüzgarını arkasına alarak, asıl ajandasını sessizce yürütme stratejisi mi?
Bu ekranların bu kadar “Milli” görünüp,
Neden bu kadar “Gayrimilli” bir toplumsal erozyon ürettiğinin şifresi belki de o köklerde gizlidir, kim bilir?
Kitlelerin zihninde ustaca inşa edilen bir yanılsama var hani;
Turkuaz Medya (ATV, A Haber, Sabah, Takvim);
Muhafazakar ve milli kimliğin kalesi gibi pazarlanmakta yıllardır!
Ve üzerine de;
“İktidar ve Erdoğan Yanlısı” bir ambalaj giydirilmiş şekilde!
Ve bu yoğun ‘iktidar yanlısı’ siyasi ambalaj, perde arkasındaki korkunç bir gerçeği gizlemeye yetmekte!
Toplumun ahlaki dokusunda ve yaşam tarzında açtıkları derin yaralar, ön kapıdan pompalanan yoğun siyasi hamasetin gölgesinde sinsice gözden kaçırılmakta!
Ve en önemli Detaya gelelim;
15 Temmuz’un o en uzun gecesinde,
Darbenin seyrinin henüz netleşmediği ilk kritik saatlerde,
Kendilerini ‘Milli Kimliğin Tek Temsilcisi’ ilan eden o devasa medya organları, neden bir anlık da olsa sessizliğe büründüler?
Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’teki ilk feryadı neden ajansların tozlu raflarında bekletildi?
O gece birileri, Ankara’daki “Tarlanın Sürülmüş Kısmında’ yer alan gizli klikler,
Darbenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağını,
Yani ‘Erdağansız bir Türkiye’ senaryosunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini mi bekliyorlardı?
Cumhurbaşkanı FaceTime ile halkı sokağa döküp rüzgarı tersine çevirene kadar kimler sessizce pusuda bekledi?”
“Berat Albayrak ve Erdoğan Sonrası Döneminin Çılgın Kumarı”
Bir dönem enerji ve ekonominin direksiyonuna oturtulmuş olan Berat Albayrak’ı hepiniz biliyor, tanıyorsunuz;
Erdoğan’ın damadıdır aynı zamanda..
Hem enerji alanında hem de Türkiye Ekonomisinin en parlak döneminde imzası olan başarılı bir bakan olarak hafızalarda iz bırakmış isimdir..
Bir pazar gecesi Instagram üzerinden o şok istifasını açıklamasının arka planında neler vardı?
Öylesine fevri bir davranış mıydı yoksa.. Ankara’daki klikler arasındaki görünmez bir güç dengesinin manifestosunu mu ilan ediyordu?
Liderinin genel başkan seçildiği Ak Parti’nin son büyük kongresine katılmayan, ancak adı sürekli manşetlere taşınan bu güç odağı aslında neyin hazırlığını yapıyordu?
Kimilerinin aklına;
“Örtülü bir aile kavgası mı var?” sorusu gelebilir..
Yok öyle bişey!
“Erdoğan’ın altı mı oyuluyor!” gibi yanlış algılara kapılmaya da gerek yok!
Karşımızdaki tablo bir aile kavgası değil;
Yüksek siyasetin o kaçınılmaz;
“Erdoğan Sonrası Dönemin Yapı Taşlarıdır!”
Berat Albayrak ve arkasındaki Turkuaz/Pelikan aksı, Erdoğan’ın altını oymuyor;
Aksine onun meşruiyet zırhının altında, o büyük liderden sonrası için “Mutlak Halef” olmanın kurumsal surları inşa ediliyor!
Yakın zamanda kurulan ve kamuoyunun gözünden kaçırılan bir
“Turkuaz Vakfı” gerçeği var;
Berat Albayrak ve Serhat Albayrak imzasıyla kurulan bu vakıf ne anlama geliyor?
Zamanında “Pelikan” adıyla bilinen o siber algı merkezi, şimdi vakıf zırhına bürünerek hukuki ve kalıcı bir kaleye mi dönüştürülüyor?
Siyasi rüzgarlar değiştiğinde şirketlere el konulabilir, holdingler dağıtılabilir ama vakıfları tasfiye etmek zordur..
Şöyle bir soru soralım;
Pelikan, devlet içinde dokunulmaz ve özerk..
“Yeni Bir Paralel Devlet Yapılanması” olarak kendini Erdoğan Sonrası Döneme mi hazırlıyor?
“Tamar Tanrıyar Operasyonu”
Kuşatılan Surlar ve Büyük Usta’nın Bilgisi
İşte tam bu kurumsallaşma hamlesi sürerken, sahneye Tamar Tanrıyar çıkıyor ve Turkuaz Medya’nın kalbine doğru adeta bir intihar saldırısı gerçekleştiriyor;
Ve kızılca kıyamet kopuyor! “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçlamasıyla jet hızıyla re’sen soruşturma başlatılıyor,
Kruvaziyer gemisinde gözaltı, ardından teslim olma bilmeceleri ve el konulan dijital materyaller vs.
Kamuoyu da haklı olarak bu garabete dikkat çekerek soruyor;
“Cumhurbaşkanımız için; “Canımı feda ederim!” diyen birine, nasıl olur da Cumhurbaşkanına hakaret suçundan jet hızıyla soruşturma açılır?”
Sahi, nasıl açılır?
Kendi liderine sadakatini haykıran bir kadını bile “Lider Düşmanı” gibi ambalajlayıp susturmaya çalışmak hangi aklın ürünüdür?
İşte bu telaş, hukukun değil; Tamar Tanrıyar’ın;
“Erdoğan karşıtı gizli kliğin adını koydum!” çıkışıyla panikleyen o yapının refleksidir belki de?
Tamar Tanrıyar aslında şunu söylüyor;
“Bu medya grubu her ne kadar Erdoğan’ı savunuyor gibi görünse de, arkada kendi ajandasını yürüten, lideri adeta kendi kurdukları medya duvarının içine hapseden bir yapıya dönüştü!”
Peki, tüm bu satranç hamlelerinden, kurulan o gizli ittifaklardan ve yarına dair hesaplardan,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi yok mudur?
Ankara’nın en mahrem istihbarat raporlarını ve devletin tüm kodlarını elinde tutan bir lider, kendi etrafında dönen bu veliahtlık yarışını görmüyor olabilir mi sizce?
Elbette görüyor ve biliyor!
Belki de büyük usta, kendinden sonrasının fırtınasını dindirmek ve sistem içi dengeyi korumak için bu kliklerin güç savaşını kontrollü bir izlemede tutuyor?
Ama ne zaman ki o “Veliahtlık hırsı” toplumda aşırı bir ahlaki erozyona (ATV Gündüz Kuşağı Proğramlarına) ve Devlet içinde özerk bir çift başlılık görüntüsüne yol açıyor;
İşte o an liderin bilgisi ve devletin o kadim refleksif hafızasıyla Tamar Tanrıyar gibi dosyalar raftan indiriliyor!
Sosyal Medyada Adalet Bakanı Akın Gürlek’e isnat edilen;
“Tamar Tanrıyar’ın Koruma Altına alındığıyla ilgili yalan paylaşımlar yapılmakta?
İnanmayın!
Devlet, koruyacağı figürü resmi gazete ile ilan etmez;
Adli bir zırhın içine alır, dijitallerine el koyar ve dış dünyayla bağını keserek o mahrem arşivin dehlizlerine iner!
Arı kovanına çomak sokulmuştur bir kez..
Bekleyelim, görelim..
Kaynak: Mahmut Çetin
- Mahmut Çetin Yazdı: “Ankara’nın KozmikOdasında Yeni BirSavaş mı Var?” “Tamar Tanrıyar’ın Misyonu Nedir?” - Haziran 30, 2026
- Cem Murat Yazdı: Vefatının 8. yılında Fuat Hoca’ya Allah’tan Rahmet … - Haziran 30, 2026
- İdris Günaydın Yazdı: Adalet Zulme Dönüşüyor!Dikkat Et Hükümet! - Haziran 30, 2026

