Mehmet Çağlar Yazdı: Terörle Mücadele Sadece Cephede Kazanılmaz!
Terörle Mücadele Sadece Cephede Kazanılmaz!
Tarihte savaşlar vardır; ordular çarpışır, cepheler kazanılır, topraklar alınır. Ancak kalıcı barışın yalnızca askerî güçle sağlandığı çok az örnek vardır. Askerî mücadele çoğu zaman masanın kurulmasını sağlayan gücü oluşturur; ardından diplomasi, müzakere ve siyasi süreç devreye girer.
Bosna Savaşı’nın ardından taraflar masaya oturmadı mı?
Kıbrıs meselesinde Türkler ve Rumlar yıllardır müzakere yürütmüyor mu?
Rusya-Ukrayna Savaşı’nda İstanbul dahil farklı dönemlerde müzakere kanalları açılmadı mı? Bugün bile taraflar arasında yeni görüşme arayışları sürmüyor mu?
ABD ile İran arasındaki çatışmalarda da askerî mücadele devam ederken ateşkes ve müzakere girişimleri olmadı mı? Taraflar arasında arabulucular üzerinden diplomatik kanallar kurulmadı mı?
Peki Türkiye söz konusu olduğunda neden “müzakere” kelimesi peşinen ihanet veya teslimiyet olarak görülüyor?
Burada çok önemli bir ayrım var:
Terör örgütüyle mücadele etmek başka, terör sorununu sona erdirecek siyasi ve diplomatik zemini oluşturmak başkadır.
Türkiye, PKK ile mücadelede yalnızca diplomasiye bel bağlamadı. Suriye ve Irak’ta gerçekleştirdiği operasyonlarla terör örgütünün alanını daralttı, hareket kabiliyetini hedef aldı ve sınır güvenliğini güçlendirdi.
Eğer Türkiye sahada bu mücadeleyi vermemiş olsaydı, bugün konuştuğumuz noktaya gelmek çok daha zor olurdu.
Fakat terör yalnızca dağdaki silahlı unsurdan ibaret değildir.
Finans sağlayanlar vardır.
Silah ve lojistik destek verenler vardır.
İstihbarat desteği sağlayanlar vardır.
Siyasi ve medya alanında örgüte alan açanlar vardır.
Dolayısıyla terörle mücadele yalnızca silahlı unsurlarla mücadele etmekten ibaret olamaz. Terörü besleyen bütün damarların kesilmesi gerekir.
Türkiye bir taraftan Suriye ve Irak’ta sahada mücadele ederken, diğer taraftan bölge ülkeleriyle ve uluslararası aktörlerle diplomatik kanalları kullanıyor.
Çünkü sahadaki askerî güç ile masadaki diplomatik güç birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.
Türkiye’nin amacı terörü meşrulaştırmak veya teröristle pazarlık etmek değildir. Amaç; terörün silah bırakmasını, dış desteklerinin kesilmesini ve Türkiye’nin güvenliğinin kalıcı şekilde sağlanmasını sağlayacak bütün meşru araçları kullanmaktır.
Dünyanın farklı bölgelerindeki çatışmalar bize şunu gösteriyor:
Cephede kazanılan başarı, masada kalıcı bir sonuca dönüştürülmediği sürece çatışmanın başka biçimlerde devam etme riski vardır.
Bugün bazı siyasi çevrelerin “teröristler serbest bırakılacak”, “devlet taviz verecek”, “Türkiye terör örgütüyle pazarlık yapıyor” şeklindeki iddialarına da bu çerçeveden bakmak gerekir.
Eleştiri elbette yapılır. Siyasi tartışma elbette olur. Ancak böylesine ağır iddialar ortaya atılıyorsa, bunun somut bir dayanağı ve belgesi de ortaya konulmalıdır.
Türkiye’nin terörle mücadelede yıllardır verdiği askerî mücadeleyi yok sayarak, diplomasi ve müzakere kavramlarını doğrudan “teslimiyet” olarak sunmak doğru değildir.
Diplomasi teslimiyet değildir.
Müzakere ihanet değildir.
Terörün sona erdirilmesi teröristle pazarlık anlamına gelmez.
Asıl bakılması gereken şudur:
Terör örgütü silah bırakacak mı?
Terör örgütü kendisini feshedecek mi?
Terörün finans ve lojistik damarları kesilecek mi?
Türkiye’nin üniter yapısı ve millî güvenliği korunacak mı?
Devletin egemenliği ve hukuk düzeni tartışmasız şekilde devam edecek mi?
Cevap bunların tamamında evet ise, burada konuşulması gereken şey “teröriste teslimiyet” değil, terörü Türkiye’nin gündeminden çıkaracak devlet aklıdır.
Çünkü mesele teröristle pazarlık yapmak değil, terörü Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkarmaktır.
Bunun yolu gerektiğinde sahadaki mücadeleden, gerektiğinde diplomasiden ve gerektiğinde müzakere kanallarından geçer.
Güçlü devlet; sadece mücadele etmeyi bilen değil, ne zaman mücadele edeceğini, ne zaman diplomasi kuracağını ve bütün bu araçları ülkesinin menfaatleri doğrultusunda birlikte kullanmayı bilen devlettir.
Türkiye bugün tam olarak bunu yapıyor:
Sahada mücadele ediyor.
Suriye ve Irak’ta terör tehdidine karşı operasyonlarını sürdürüyor.
İstihbarat gücünü kullanıyor.
Diplomatik kanalları işletiyor.
Devletin bütün imkânlarını aynı hedef doğrultusunda seferber ediyor.
Yani Türkiye ne sahayı bırakıyor ne masayı.
Ne taviz, ne teslimiyet.
Ne geri adım, ne rehavet.
Hedef nettir:
TERÖRSÜZ TÜRKİYE.
Ve Türkiye, bu hedef doğrultusunda askerî gücünü, istihbaratını, diplomasisini ve devlet aklını birlikte kullanmaya zaten devam ediyor.
Kaynak: Mehmet Çağlar
- Mehmet Çağlar Yazdı: Terörle Mücadele Sadece Cephede Kazanılmaz! - Ağustos 14, 2026
- Dr. Osman Çakmak Yazdı: Yapay Zeka Er Meydanı… - Ağustos 14, 2026
- Hikaye/Zarife Yurt Akbaş Yazdı: “Bugün ilk defa eteğimi kimse çekiştirmeden yürüyorum…” - Ağustos 14, 2026

