Oğulcan Doğan Yazdı: “Kötüler Kazanıyor, İyiler Kaybediyor!” mu?

“Kötüler Kazanıyor, İyiler Kaybediyor!” mu?

“İstidrâc” meselesini düşünürken aklıma hep şu soru takılıyor:
Kendi hayatımdaki o sahte basamakları nereden anlayacağım?
Etrafıma bakıyorum; kul hakkı yiyen, nobran, kimseyi umursamayan insanların hayatı tıkır tıkır işliyor, lüks içinde yüzüyorlar.
Kendi halinde, dürüst kalmaya çalışan insan ise ay sonunu getirme derdinde.
Zihin hemen o tehlikeli fısıltıya kapılıyor: “Kötüler kazanıyor, iyiler kaybediyor.”
Oysa metnin anlattığı o sessiz mühlet tam olarak bu yanılsamada saklı olabilir.

Cennetle müjdelenmiş koca bir devlet başkanı olan Hz. Ömer’in hâli bana hep muazzam bir kılavuz olmuştur.
Sokakta Huzeyfe’nin yakasına yapışıp, “Allah aşkına söyle, Peygamberin sana fısıldadığı o münafıklar listesinde benim de adım var mı?” diye titriyordu.
İçsel uyanıklık tam olarak budur:
İşler yolunda gitse bile, elinde muazzam bir güç ve garanti olsa bile kendi içine ayna tutmayı bir an olsun bırakmamak.
Korkusu ceza almak değil; farkında olmadan o sahte basamaklara basıp çürümekti.

Peki günlük hayatta bir basamağın sahte olduğunu nereden anlarız?
Kıstas çok sade:
Eline geçen o yeni imkân, para, statü ya da konfor seni daha adil, daha merhametli, daha esnek bir insana mı dönüştürüyor; yoksa içindeki kibri, “ben yaptım” şımarıklığını ve vurdumduymazlığı mı besliyor?
Bir haksızlık yaptığında başına bir şey gelmiyorsa ve bu seni “Nasılsa kimse görmedi” rahatlığına itiyorsa, o çıktığın yer bir zirve değil; ayağının altından çekilmek üzere olan bir uçurum kenarıdır.

Dışarıdan bakıldığında parlayan her hayat bir başarı hikâyesi değildir; bazen sadece düşüşü daha sert olsun diye uzatılmış bir riptir o refah.
Bugün kendime baktığımda dışarıdaki vitrinlerle ilgilenmeyi bırakıyorum.
İşlerimin tıkırında gitmesi doğru yolda olduğumu kanıtlamaz.
Kendimi güvende hissettiğim o en rahat günde bile, Ömer gibi kendi yakama yapışıp “Ben gerçekten hizalı mıyım, yoksa kendi kuruntularımın basamaklarını mı tırmanıyorum?” diye sormak zorundayım.
Kaynak: Oğulcan Doğan

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.