Yahya Baştürk Yazdı: Bugün yeryüzündeki, tüm krizler ve zulümler planlanmıştır! Kurbanlar ise Gönüllüdür!
Bugün yeryüzündeki, tüm krizler ve zulümler planlanmıştır! Kurbanlar ise Gönüllüdür!
Dünya yanmıyor sadece. Dünya, planlı bir şekilde, adım adım, vicdanın küllerinin üzerine kurulmuş bir sahne gibi yakılıyor.! Zulüm artık istisna değil. Sıradanlaştı. Masum çocukların enkaz altından çıkan küçük bedenleri, açlığın kemirdiği kaburgalar, sınırlarda donan bedenler, hapishanelerde unutulan insanlar!
Bunlar artık “haber” bile değil. ALIŞKANLIK.! Perde arkasında kimlerin hesap tuttuğunu, kimlerin nemalandığını, kimlerin korkuyu bir ürün gibi sattığını soranlar ise ya “komplo teorisyeni” ilan ediliyor ya da görmezden geliniyor.!
Krizler tesadüf değil. Bir salgın çıkar, dünya durur; ardından borçlar şişer, küçük işletmeler erir, büyükler daha da büyür. Bir savaş patlar, enerji fiyatları uçuşa geçer, silah stokları erir, yeni siparişler yağar. Bir göç dalgası yükselir, toplumlar birbirine düşman edilir, polarizasyon artar, dikkat dağılır. Her seferinde aynı kalıp: korku, kaos, çözüm vaadi, daha fazla kontrol. İnsanlar “neden hep aynı anda, aynı yerlerde, aynı çıkarlara hizmet eder gibi duruyor?” diye sorduğunda cevap hazırdır: “Tesadüf. Karmaşık dünya. Sen anlamazsın.”
Şeytani olan tam da budur.!
Şeytanın en büyük oyunu, kendini görünmez kılmaktır. Açıkça “ben kötüyüm” demez. “Güvenlik”, “istikrar”, “ilerleme”, “yeni normal” der. İnsanı kendi korkusuyla yönetir. Komşuyu komşuya, milleti millete, düşman eder. Gerçeği o kadar çok katmanlı yalanla örter ki, insanlar yalanı gerçek sanmaya başlar. Vicdan ise yavaş yavaş körelir. Çünkü vicdan, sistem için en tehlikeli şeydir.!
Bu oyunun en acı tarafı, seyircinin de oyuncu olmasıdır. Biz de izliyoruz. Kaydırıyoruz. Beğeniyoruz. Kızıyoruz. Unutuyoruz. Bir sonraki habere geçiyoruz. Çocukların cesetleri ekrandan kaybolunca, vicdan da kayboluyor. “Ben ne yapabilirim ki?” cümlesi, en büyük teslimiyet bayrağıdır.
Dünya çalkalanıyor çünkü birileri çalkalamaktan çıkar sağlıyor. Çünkü adalet, güçlünün izin verdiği kadardır. Çünkü yalan, gerçeğin yerini aldığında toplumlar kendi yıkımına alkış tutar.!
Ama unutmayınız: Zulüm ne kadar organize olursa olsun, vicdanların uyanması yeter. İnsanların “bu normal değil” demesi yeter. Bir annenin, bir babanın, bir gencin, bir yaşlının “ben bu oyunun parçası olmayacağım” demesi yeter.!
Şeytanın en büyük korkusu, insanların Uyanmasıdır! Uyanınız!
Sessiz kalmayınız!
Unutmayınız!
Ve asla, asla “bu dünya böyle” deyip geçmeyiniz!
Çünkü bu dünya böyle olmak zorunda değil. Sadece biz böyle olmayı kabul ettiğimiz sürece böyle.!
Kaynak: Yahya Baştürk

