Kur’an’ı Kerim’den Notlar/Oğulcan Doğan Yazdı: Kadir Gecesini Doğru Anlamak-2
Kadir Gecesini Doğru Anlamak-2
Kurgucu zihnin bu 3 ayete soracağı çok haklı ve sinsi bir “zıt” soru var: “Madem sınırları kabullendiğimiz, kontrolü bıraktığımız o tek bir idrak anı (Kadir), bir ömürlük (bin ay) çabadan daha hayırlı… O zaman neden didiniyoruz? Çabayı tamamen bırakıp o ‘sihirli aydınlanma anını’ beklemek daha mantıklı değil mi?”
Modern çağın “kısa yollar” (shortcut) ve “hack” arayan zihni, Kadir gecesini sistemde bulunmuş bir hile kodu (cheat code) gibi okumaya bayılır. Bedel ödemeden masadan kalkmak, yorulmadan o premium dinginliğe ulaşmak ister. Oysa fıtratın matematiği böyle çalışmaz.
“Bin ay” süren o yorucu gündüz yüzüşü (sebh), o aralıksız çaba anlamsız veya gereksiz değildir; aksine o idrak gecesinin yegâne “ön koşuludur”. İnsan, kendi zihninin ve bedeninin sınırlarını sonuna kadar zorlamadan, o duvara çarpıp yorulmadan kendi acizliğini (kadrini/ölçüsünü) gerçek manada kavrayamaz.
Kan ter içinde o antrenmanı yapmadan, bir tasarımı çıkarmak veya e-kitabı bitirmek için saatlerce kafa patlatmadan, yani kapasitenin son damlasına kadar savaşmadan gelen teslimiyet “topraklanma” değil; düpedüz tembelliktir. O muazzam idrak (download/inzal), hiçbir şey yapmadan koltukta oturan bir zihne değil; elinden geleni yapıp kendi sınırında tıkanan yorgun bir zihne iner.
Kaynak: Oğulcan Doğan

