Turan Seyhan Yazdı: Oktay Saral Meselesi…

Oktay Saral Meselesi…
Oktay Saral’ın söylediği cümlelerin tamamının altına imzamı atarım. Hatta daha sertini de yazdım, söyledim ve savundum. Ancak aramızda çok önemli bir fark var: **Benimle Oktay Saral’ın taşıdığı makam aynı değil.

Ben sıradan bir vatandaşım. Söylediğim sözler beni bağlar; kendi düşüncemi, vicdanımı ve tepkimi dile getiririm. Ancak Oktay Saral, #Cumhurbaşkanı Başdanışmanı sıfatını taşıyor. Bu makam, kişisel bir unvan olmanın ötesinde, devleti temsil etme sorumluluğunu da beraberinde getirir.

**Ben vatandaş olarak konuşurum, o ise taşıdığı makamın ağırlığını hesaba katarak konuşmak zorundadır.

Devlet yönetiminde şahsi kanaat ile kurumsal sorumluluk birbirinden ayrılmalıdır. Bir vatandaşın sert eleştirisi kişisel bir görüş olarak değerlendirilir. Ancak Cumhurbaşkanı Başdanışmanı sıfatıyla yapılan bir açıklama, muhatap ülke tarafından #Türkiye’nin yaklaşımı veya devletin görüşü olarak algılanabilir. İşte makamın sorumluluğu tam da burada başlar.

#Azerbaycan’ın aldığı bir kararı doğru bulmayabilir, eleştirebilir, hatta o karara en sert şekilde karşı çıkabilirsiniz. Benim de eleştirim olabilir, itirazım olabilir. Nitekim ben de başörtüsü konusunda yapılan haksızlıklara karşı çıkarım. Ancak **devlet adına konuşabilecek bir makamdaysanız, yalnızca ne söylediğinizden değil, sözünüzün devlete ne yüklediğinden de sorumlusunuz.**

Makam sahibi olmak, yalnızca yetki ve itibar sahibi olmak değildir. Aynı zamanda ölçülü davranmayı, devlet ciddiyetini korumayı ve kişisel tepkiyle kurumsal sorumluluk arasındaki çizgiyi bilmeyi gerektirir.

Kimse bir başkasının inancını savunmasına karşı çıkamaz. Ancak devlet makamları, kişisel duygularla değil, devlet aklıyla hareket etmek zorundadır. Çünkü diplomasi, yalnızca ne düşündüğünüzle değil, neyi, nerede, hangi sıfatla ve hangi sonuçları göze alarak söylediğinizle de ilgilidir.

Benim sözüm beni bağlar. Oktay Saral’ın sözü ise taşıdığı makam nedeniyle #Türkiye’yi ilgilendirebilir. Aradaki fark budur.

Dolayısıyla mesele, başörtüsünü savunup savunmamak değil; devlet ciddiyetini, makam sorumluluğunu ve diplomatik hassasiyeti koruyabilmektir.

Devlet makamları kişisel çıkışların alanı değildir. Makamın itibarı, sahibinin şahsi kanaatlerinden daha büyük bir sorumluluk taşır. O makamı taşıyorsanız, sözünüzü de o makamın ağırlığına göre tartmak zorundasınız.

Çünkü makam, yalnızca konuşma hakkı vermez; aynı zamanda nasıl konuşulacağını bilme yükümlülüğü de getirir.

Makamın gereğini yapmak, devletin sorumluluğunu kişisel düşüncelerin önünde tutmak demektir.
Oktay Saral, #Aliyev istediği için görevden alınmadı. #Reis’i tanıyanlar iyi bilir; #Reis baş alır, baş eğmez.
Bizde “Etten önce kazana düşme” diye bir tabir vardır; bilenler ne demek istediğimi anlar.
Kaynak: Turan Seyhan

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.