Cem Murat Yazdı: Bir Neslin Kimlik Bunalımı

Bir Neslin Kimlik Bunalımı

Yüz yıl önce, henüz hayatının baharındaki 15 yaşında bir çocuk, “Vatan müdafası için cepheye gitmeliyim” diyerek tüfeği omzuna alıyor ve memleketin istikbali için canını feda etmekten tereddüt etmiyordu. Elli yıl önce 12 yaşındaki bir evlat, “Aileme katkı sağlamak için tarlada çalışmalıyım” bilinciyle nasırlı elleriyle toprağa basıyordu. Otuz yıl önce ise bir öğrenci, “Yaz tatilinde çalışıp harçlığımı çıkarayım, en azından aileme yük olmayayım” vakarıyla hayatın yükünü hafifletmeye talipti.

Bugün geldiğimiz noktada ise 20 yaşına gelmiş, fiziksel olarak yetişkinlik çağına ermiş bir bireyin söylemi bambaşka bir mecraya evrilmiştir: “Abi benim gezmem tozmam lazım, ben gencim anlıyor musun? Benim bu yaşta memleket meselelerini konuşmak zoruma gidiyor, bize bir gençlik borçlusunuz!”

Geçmişin “mesuliyet” merkezli gençlik anlayışı, yerini ne yazık ki “hak ve konfor” odaklı, bireysel arzularını her şeyin önüne koyan bir tüketim mantığına bırakmıştır. “Bize bir gençlik borçlusunuz” feryadı, arkasındaki tarihsel ve sosyolojik derinlikten yoksun kaldığında, yalnızca sorumluluktan kaçışın bir kılıfı haline gelir.

Buradaki asıl vahim durum, gencin gezip tozma, yaşama ve tüketme arzusunu kendisinde doğuştan var olan ilahi bir hak gibi görmesidir. Sanki bu hayatı ve konforu kendisine birileri önceden vaat etmiş, sanki bu dünyaya hiçbir bedel ödemeden sadece tüketmek için gelmiş gibi bir edayla hareket etmesi, büyük bir zihinsel sığlığın ve cehaletin tezahürüdür.

Henüz topluma, ailesine veya kendisine dair tek bir kazanım elde etmeden, rüştünü ispatlamadan ve harcayacağı kaynağın tek bir damlasını bile ter dökerek kazanmadan her şeyi tastamam hazır istemek; varoluşun temel ilkelerinden kopmaktır. Hak, emekle ve sorumlulukla doğar. Alın teri dökülmeden, yük taşınmadan talep edilen her konfor, hak edilmiş bir özgürlük değil; başkalarının sırtına yüklenmiş bir parazitlikten ibarettir.

Gezmek, görmek, dünyayı tanımak elbette değerlidir; ancak bu istek, üzerine düşen hiçbir ödevi yerine getirmeyen, üretmeyen ve değer üretme derdi taşımayan bir sorumsuzluğa dönüştüğünde tehlike çanları çalmaya başlar. Unutulmamalıdır ki, bir toplum en fazla bir bilemedin iki nesil boyunca miras yiyerek ve gezerek ayakta kalabilir. Sorumluluk almaktan kaçınan, babasının alın teriyle ilmek ilmek işlediği toprağı ve emeği hor gören bir anlayış, yarın kendi geleceğini inşa edemez.

Kendi tarlasında, kendi fabrikasında, kendi masasında üretmeyi ve ter dökmeyi reddedenler; gün gelir sömürgeci zihniyetlerin, küresel sermayenin çarkları arasında birer tebaa olarak çalışmak zorunda kalırlar. O gün geldiğinde ise ne itiraz edecek bir ses ne de hakkını arayacak bir irade kalır. “Sus” denildiğinde susan, “otur” denildiğinde oturan pasif birer seyirciye dönüşmek, emek vermeden hak iddia edenlerin kaçınılmaz sonudur.

Bu topraklarda yaşamak, yalnızca cebinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı taşımaktan ibaret değildir. Türkiye coğrafyası, Endülüs’ün düşüşünden bu yana doğu ile batının, hak ile batılın, varoluş ile yok oluşun en çetin mücadelelerine sahne olmuş, her karışı kanla ve alın teriyle sulanmış bir kader merkezidir.

Bu tarihsel şuuru taşımayan, geçmişin ödediği bedelleri idrak edemeyen bir anlayış, bugün elinde mikrofonla veya ekran karşısında özgürce konuşabilmesini, dün elinde orakla, tüfekle cephede ve tarlada nöbet tutan ecdadına borçlu olduğunu kavrayamaz. Dedesinin çarpıştığı toprağın üstünde, hiçbir sorumluluk almadan sadece tüketmeyi bir “hak” sanır.

Geçmişe borçlu olduğunu kabul etmeyen ve kendi rüştünü ispatlayamayan bir nesil, geleceğe borçlanarak yok olmaya mahkûmdur.

Kaynak: Cem Murat

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.