Kur’an’ı Kerim’den Notlar/Oğulcan Doğan Yazdı: Kurgucu Zihnimizin En Karanlık ve En Sinsi Yeteneği Nedir Biliyor musunuz?

Kurgucu Zihnimizin En Karanlık ve En Sinsi Yeteneği Nedir Biliyor musunuz?
Kurgucu zihnimizin en karanlık ve en sinsi yeteneği nedir biliyor musunuz? “Kendi kendini kandırma ve kusursuz kılıflar üretme becerisi” (Self-Deception). Zihin; kendi çiğ hırslarını, egolarını ve korkularını asla çıplak halde kendine itiraf edemez. Aynaya bakıp “Ben gücü seviyorum, onaylanmaya açım, kendi statümü korumaya çalışıyorum” diyemez.
Bunun yerine ne yapar? Bütün o bencil hırsları (Hubbil Hayr); son derece saygın, ahlaki, kutsal ve süslü kabukların (Sudûr) içine saklar. En tehlikelisi de şudur: Dışarıya satmak için ürettiğimiz bu yalan PR’a, zamanla bizzat kendimiz inanır ve kendi köpüğümüzde boğuluruz.
Gelin en tanıdık olduğumuz, evlerimizin içinden örneklere bakalım Mesela annelerin o meşhur, “Ben bu sevgisiz evliliğe, bu hayata sadece çocuklarım için katlanıyorum” kalkanı Dışarıdan bakınca muazzam erdemli bir fedakârlık kabuğudur bu. Oysa o kabuğu kırıp içine baktığımızda (Hussıle) çoğu zaman bambaşka bir gerçek çıkar Toplumun baskısından korkma, sıfırdan bir hayat kurma cesaretsizliği, konfor alanını kaybetme endişesi veya sırf o “çilekeş kahraman anne” statüsünün verdiği gizli ego tatmini.
Ya da babaların o efsanevi savunması: “Günde 15 saat çalışıyorum, tatil yapmıyorum, kendimi paralıyorum; hepsi sizin geleceğiniz için!” Bu da kusursuz bir kahraman maskesidir. Ama kabuğu deştiğinizde asıl niyet ortaya dökülür: Evdeki duygusal sorumluluklardan, eşle ve çocuklarla yüzleşmekten bir kaçış… Dışarıdaki sosyal statüye, makama duyulan açlık veya sadece işin/paranın verdiği o kontrol hazzına (Hubbil Hayr) olan zehirli bağımlılık.
Psikoloji bu duruma “Ahlaki İkiyüzlülük” (Moral Hypocrisy) ve “Sosyal İstenirlik Önyargısı” der. Bizler, sosyal pazarda (Cem’â) yadırganmamak, statü kazanmak ve iyi görünmek için hep “fedakâr” rolünü oynamak isteriz. Ancak fedakârlığın gerçek bedelini ödemekten kaçtığımız için sadece “mış gibi” yaparız. Kabuğun dışı erdemli bir kahraman, kabuğun (göğsün) içi ise sadece kendi egosunu besleyen bir tüccardır.
İşte Âdiyât Suresi 9 ve 10. ayetler, tam olarak bu sahte PR’ın çöktüğü o sarsıcı anı anlatır: “Göğüslerin (kalplerin) içindekiler deşilip o sert kabuğundan soyulduğunda (Hussıle)…” O gün geldiğinde, dışarıya sattığımız bütün o “ailem için, insanlık için, çocuklarım için” maskeleri paramparça olur.
O vitrindeki toz duman dağıldığında, her şeyden anında haberdar olan (Habîr) Otorite’nin karşısında; fedakârlığa değil, sadece kendi hırslarımıza, korkularımıza ve kibirlerimize hizmet ettiğimiz o çıplak gerçekle (Hak) baş başa kalırız. Kendi gerçeğinden saklanacak bir kabuğun kalmadığında, o yorucu koşu da biter.

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.