Cengiz Gültekin Yazdı: CHP Edirne Milletvekili Yazgan; “Dokunulmazlığım Kaldırılsın Yargılanayım!”
Baran Yazgan : “DOKUNULMAZLIĞIM KALDIRILSIN, YARGILANAYIM”
PEKİ O EVDEKİ ÇOCUK? YETİŞKİNLERİN HESABINI HUKUK SORACAK, ÇOCUĞUN GÜVENLİĞİNİ KİM SORACAK?
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne’de yaşanan, darp görüntülerinin ve cinsel taciz iddialarının kamuoyuna yansıdığı olayın ardından ilk kapsamlı savunmalarından birini yaptı.
Yazgan, yaşananları açık biçimde “kumpas” ve “haince düzenlenmiş bir tuzak” olarak nitelendirdi; ısrarla davet edildiği yerde herhangi bir tartışma yaşanmadan saldırıya uğradığını savundu.
Daha da önemlisi, kamuoyuna yansıyan videoların olayın başlangıcını göstermediğini ileri sürerek, video çekilmeden önce kafasına defalarca ağır bir sandalyeyle vurulduğunu iddia etti. Ayrıca görüntülerdeki ağır sarhoşluk hâline ilişkin olarak da:
“İçeceğime ilaç katıldığını düşünüyorum.”
açıklamasında bulundu.
Bunun henüz Yazgan’ın iddiası olduğunun altını çizmek gerekiyor. İçeceğine gerçekten herhangi bir madde katılıp katılmadığını ancak tıbbi bulgular, varsa kan ve toksikoloji sonuçları ile soruşturma ortaya çıkarabilir. Yazgan’ın bu iddiaları bugün yayımlanan açıklamasında yer aldı.
Yazgan bununla da kalmadı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a seslenerek Ankara’ya döner dönmez dilekçe vereceğini, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasını ve yargılanmayı bizzat talep edeceğini açıkladı.
Ve oldukça iddialı bir cümle kurdu:
“Bir tane suçum varsa milletvekilliğinden de istifa edip siyaseti bırakacağım.”
Bu açıklamanın önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü bugüne kadar kamuoyunda bir tarafta “tacizci milletvekili”, diğer tarafta “kumpasa düşürülen milletvekili” şeklinde iki kesin cephe oluşmuştu. Oysa dosyada henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı yok.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yazgan hakkında TCK 105/1 kapsamında cinsel taciz ve TCK 102/1 kapsamında sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçları yönünden resen soruşturma yürütüyor.
Diğer taraftan Yazgan’ın darbedildiği görüntüler de soruşturma dosyasında bulunuyor. Olay nedeniyle gözaltına alınan iki kadın ve bir erkek ise adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağıyla serbest bırakılmış durumda.
CHP yönetimi de siyasi açıdan beklemeden harekete geçti ve Yazgan’ı tedbirli olarak “kesin ihraç” istemiyle disipline sevk etti. Bu, Yazgan’ın bugün itibarıyla kesin olarak ihraç edildiği anlamına gelmiyor; parti içi disiplin süreci devam ediyor.
Şimdi soruşturmanın yanıtlaması gereken çok ciddi sorular var:
Yazgan o eve tam olarak kim tarafından ve hangi konuşmalar sonucunda davet edildi?
Olaydan önce taraflar arasında hangi telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalar yapıldı?
Video kaydı neden ve tam olarak hangi anda başlatıldı?
Görüntülerin öncesinde gerçekten sandalyeyle saldırı yaşandı mı?
Yazgan’ın içeceğine herhangi bir madde katıldı mı?
Cinsel taciz ve fiziksel temas iddialarını destekleyen somut delil nedir?
Telefon neden buzdolabının altında bulundu?
Ve eğer ortada önceden hazırlanmış bir plan varsa, bunun dijital izleri mevcut mu?
Bütün bunları savcılık ve yargı ortaya çıkarmalı.
Fakat bu olay konuşulurken benim üzerinde özellikle durduğum ve siyasetten de magazinden de daha önemli gördüğüm başka bir konu var:
O EVDE BULUNAN ÇOCUK
Sosyal medyaya yansıyan görüntü ve konuşmalarda evde bir çocuğun bulunduğuna yönelik ifadeler duyuluyor. Ancak bugün itibarıyla çocuğun olay sırasında tam olarak nerede olduğu, yaşananlara tanık olup olmadığı, bütün o bağırış ve fiziki şiddetten nasıl etkilendiği ve güvenliğinin nasıl sağlandığı konusunda kamuoyuna yapılmış kapsamlı bir resmî açıklamaya rastlamadım.
İşte bence dosyanın en hassas taraflarından biri budur.
Gece yarısından sonra yetişkinlerin alkol tükettiği, ağır küfürlerin edildiği, bağırışların yükseldiği ve fiziksel şiddetin yaşandığı bir ev ortamında bir çocuk bulunuyorsa, artık mesele yalnızca “milletvekili ne yaptı, kim kimi dövdü, kumpas mıydı?” tartışması değildir.
Çocukların üstün yararı, güvenliği ve ruhsal bütünlüğü devletin doğrudan sorumluluğundadır.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş bugün taciz iddiaları konusunda Bakanlığın hukuki sürecin ve olayın bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulmasının takipçisi olacağını açıkladı.
Ben buna bir soru daha ekliyorum:
Sayın Bakan, o evde bulunduğu belirtilen çocuğun durumu da ayrıca inceleniyor mu?
Çocuğun olay sırasında hangi şartlarda bulunduğu sosyal hizmet uzmanlarınca değerlendirilmeli; şiddete tanıklık edip etmediği, psikolojik açıdan etkilenip etkilenmediği araştırılmalı ve herhangi bir ihmal ya da risk belirlenirse psikolojik destekten gerekli koruyucu tedbirlere kadar çocuğun üstün yararına olan bütün önlemler alınmalıdır.
Bu, kimseyi peşinen kötü anne veya kötü baba ilan etmek değildir.
Bu, çocuğu yetişkinlerin kavgasından ayrı tutmak ve korumaktır.
Milletvekili kendisini savunur.
Hakkında suçlama bulunanlar avukatlarıyla savunmalarını yapar.
CHP kendi disiplin sürecini yürütür.
Savcılık delilleri toplar.
Mahkeme sonunda kimin suçlu olduğuna karar verir.
Ama o evdeki çocuk bütün bunların hiçbirini seçmedi.
Dolayısıyla benim için bugün olayın özeti şudur:
Taciz varsa ortaya çıkarılsın.
Darp varsa hesabı sorulsun.
Kumpas varsa kimlerin kurduğu ortaya çıkarılsın.
İçeceğe madde katıldıysa bunun faili bulunsun.
Milletvekili suç işlediyse dokunulmazlığı arkasına saklanmadan yargılansın.
Ama bütün bunlar yapılırken O ÇOCUK UNUTULMASIN.
Yetişkinlerin hesabını hukuk görür.
Çocuğun güvenliğini ise devlet bugünden korumak zorundadır.
Kaynak: Cengiz Gültekin
- Cengiz Gültekin Yazdı: CHP Edirne Milletvekili Yazgan; “Dokunulmazlığım Kaldırılsın Yargılanayım!” - Ağustos 15, 2026
- Yaz Kur’an Kursları Kapanış Şöleni Coşkuyla Gerçekleştirildi - Ağustos 15, 2026
- Lâ Edrî Yazdı: Bir trafik kazasında “iyilik yapayım” derken başıma gelenler… - Ağustos 15, 2026

