Dr. Osman Çakmak Yazdı: Direksiyonu Kapitalizme Teslim Edip Aracı Anaç Haline Getirirsek, Kendi Hikayemizin Figüranı Oluruz

Direksiyonu Kapitalizme Teslim Edip Aracı Anaç Haline Getirirsek, Kendi Hikayemizin Figüranı Oluruz
Yolda ve direksiyondayım. Vakit gece. Uykum gelmesin diye kahve almak için durdum.
Bu lüks kafede bizim ağırbaşlı, geleneklerine bağlı görünen ağır abilerden biriyle karşılaştım. Başka boş masa olmadığından masasına oturdum.

Adamın saniyeler içinde oturuşu değişti! Bacak bacak üstüne atışında bir ‘CEO’ havası, etrafa bakışlarında bir ‘plaza insanı’ derinliği belirdi.

Ağzından “Latte Macchiato” kelimesi çıkarken, adamın memleketle bağı koptu sanki! İşte o an anladım ki; biz o bardağın içindeki kahveyi değil, bardağın temsil ettiği yaşam tarzını kafamıza dikiyoruz.

Çaylar (mümkünse ince belli bardakta) hazırsa, şu meselenin felsefesini bir deşelim isterseniz: 👇
Tabii bu arada da adama laf sokuşturmaktan kendimi alamadım. Bunun aşağılık kompleksi tezahürü ve kimlik zafiyeti olduğuna dikkat çektim. Belki ayıp ettik ama.. Ne varki böyle sunilikler karşısında kendimi tutamıyorum..

⚙️ MOTORU ALMak AMA KULLANMA KILAVUZUNU ÇÖPE ATMAK!

Maddi kalkınma dediğiniz şey sadece çimento, demir ve teknolojiyle olmuyor; gümrükten geçerken kendi sosyolojisini, kültürünü ve ahlakını da sırtında getiriyor!

* Teknoloji Tarafsız Değildir: Bizim en büyük aldanışımız o okyanusu geçerken koptu. Zannettik ki Batı’nın sadece teknolojisini alacağız, ahlakımız ve duruşumuz bize kalacak. Oysa teknik tarafsız değildir! Kendi metafiziğinize, manevi değerlerinize dayanan bir “kalkınma felsefesi” kurmazsanız, dışarıdan aldığınız o teknik gelir sizi evinizde esir alır.

* Filtresiz Hayatlar: materyalist Seküler yaşam tarzını hiçbir zihinsel süzgeçten geçirmeden, resmen “filtresiz” ithal ettik. Sonuç ne? Bugün o meşhur kahve zincirinde otururken sadece damak tadımız değil; hayata bakışımız, ahlaki tavrımız ve reflekslerimiz değişiveriyor.

Çünkü o karton bardak masum bir içecek değil, liberal bir yaşam tarzının taşınabilir kimlik kartıdır! “Önce ahlak ve maneviyat, sonra teknik” sırasını şaştığınız an, maçı kendi sahanızda kaybediyorsunuz.

🎭 SOSYAL FECAAT: “BİZ ÇEKTİK, KIZIM ÇEKMESİN” SENDROMU
Bu “filtresiz ithalatın” en acı sonuçlarını maalesef en yakınımızda, aile yapımızda görüyoruz.
* Zıtlıkların Uyumu(!): Bir düğüne veya nişana gidiyorsunuz, manzara evlere şenlik! Anneler tam tesettürlü, babalar muhafazakar ama kızlar sanki Hollywood kırmızı halısından fırlamış gibi aşırı dekolteli ve ağır makyajlı. Üstelik bu durum artık o kadar sıradanlaştı ki…

* Sosyal Medya Vitrini: İşin daha da tuhafı; siyasetin tepe noktalarında görev almış, İmam Hatip kökenli isimler bile, tamamen farklı uçtaki yaşam tarzına sahip çocuklarının bu hallerini sosyal medyada gururla vitrine koyup “like ve övgü” bekleyebiliyor. Bunu da bir “modernlik” ve “biz baskı gördük, onlar özgür olsun” kılıfıyla normalleştiriyoruz.

🌉 GÖKDELENLER YÜKSELİRKEN ALTINDA KALAN RUHLAR
Binalarımız akıllandı, telefonlarımız akıllandı ama ruhlarımızın şarjı bitiyor!
* Asıl Kazanan Kim? Kendi felsefemizi üretmeden içine daldığımız bu maddi gelişim, sosyolojik olarak bizi hızla kendimiz olmaktan çıkarıyor.

Onca devrime, teknolojik hamleye ve maddi başarıya rağmen; kültürel sahada emperyalizmin en sinsi silahı olan “liberal yaşam tarzı” galip geliyorsa, skorbordda kim önde? Bu çelikten devasa yapılar ve akıllı cihazlar, ruhumuzdaki o devasa kara deliği doldurmaya yetecek mi?

💡 SÖZÜN ÖZÜ:
Teknoloji, makam ve maddi başarılar sadece birer “araç”tır. Direksiyonu kapitalizme teslim edip aracı amaç haline getirirsek, kendi hikayemizin figüranı oluruz. İnsanların geçici beğenilerini toplamak yerine, asıl Rıza’yı aramak ve kendi metafiziğimizi yeniden kuşanmak zorundayız.

Sizce de sırf statü sembolü diye elimizde taşıdığımız o yabancı marka kahve bardakları, aslında ruhumuzdan verdiğimiz tavizlerin küçük birer faturası değil mi? … 🌍👇
Kaynak: Dr. Osman Çakmak

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.