Dr. Osman Çakmak Yazdı: Eğitimde Ciddiyet, Kılık Kıyafet ve Ambalaj Meselesi

EĞİTİMDE CİDDİYET, KILIK KIYAFET VE AMBALAJ MESELESİ!
Dostlar, Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin kılık kıyafetine dair çok yerinde ve gecikmiş bir genelge yayımladı. Aslında 1982’den beri rafta duran ama “aman neme lazım” denilerek savsaklanan yönetmelik yeniden hatırlandı.

Yeni düzenlemeyle; tayt, mini etek, yırtık kot, abartılı tişörtler ve erkeklerde bakımsız/aşırı uzatılmış sakallar sınırlandırıldı; öğretmen önlükleri tekrar gündeme geldi.

Peki, buna neden gerek duyuldu? Çünkü iş artık bir eğitim meselesi olmaktan çıkıp tam bir “kimliksizlik ve bilinçsiz taklitçilik” gösterisine dönüşmüştü!

Biz “Öğretmen rol modeldir” dedikçe, bazıları işi yanlış anlayıp sınıfı podyum, kürsüyü defile alanı zannetti.

Jer mekânın bir usulü, her mesleğin bir elbisesi olur, o mesleği gösteren bir libası olur. Ameliyathaneye şortla giren cerrah, itfaiyeye abiye ile giden itfaiyeci olmaz. Laboratuvara atölyeye gezi elbisesi ile girilmez. Eğitimin de bir mahremiyeti, bir vakar ortamı vardır.

Meseleye biraz pedagojik ve psikolojik gözle bakalım:

* Bilişsel Yük Teorisi (Cognitive Load Theory): İnsan beyninin algı kapasitesi sınırlıdır. Sınıftaki gençlerin ve çocukların zihni, dersin soyut ve karmaşık konularını kavramaya çalışırken; öğretmenin aşırı dikkat çekici, ölçüsüz veya görsel uyarımı yüksek kıyafetleriyle meşgul edilirse, odaklanma sıfırlanır. Öğrenci cebir mi çözecek, yoksa öğretmenin kıyafet kombinine mi kafa yoracak?
* Dikkat Dağınıklığı ve Güdüsel Uyarım: Ergenlik çağındaki gençlerin karşısına ölçü ve mahremiyet sınırlarını zorlayan kıyafetlerle çıkarsanız, beynin öğrenmeyle ilgili ön bölgesini (prefrontal korteks) devreden çıkarıp, ilkel ve hayvani hisleri tetikleyen alt merkezleri çalıştırırsınız. Bu durum hem öğrencinin psikolojik dengesini bozar hem de sınıftaki eğitim iklimini katleder.

* Kırık Pencere Teorisi (Broken Windows Theory): Sosyolojide meşhurdur; bir binanın bir penceresi kırılır ve tamir edilmezse, çok geçmeden bütün pencereleri kırılır. Kılık kıyafetteki kuralsızlık ve yozlaşma, zamanla sınıftaki disiplini, saygıyı ve bilginin ağırlığını da yok eder.
Sosyal medyaya düşen bazı fotoğraflara bakıyorum da… İnanın sayfamın nezaketini bozmamak için paylaşmıyorum. Ancak durum “özgürlük” kılıfına uydurulamayacak kadar çığırından çıkmıştı. Çocuklarımızın ruh sağlığını ve ders odağını altüst eden bu görüntülere göz yummak özgürlük değil, sorumsuzluktur.
Bu kararlı ve dik duruşundan dolayı Millî Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’i ve ekibini tebrik ediyorum. Bu karar, ideolojiler üstü; ahlakı, eğitimi ve geleceğimizi koruma adına toplumun her kesiminin desteklemesi gereken bir adımdır.
Tabii malum mecralar ve provokatörler yine sahnede! Saçma sapan gerekçelerle infial yaratmaya, eğitimi kuralcılıktan uzaklaştırıp yozlaştırmaya çalışıyorlar. Bu ülkenin geleceğini düşünen her vatandaş gibi biz de yetkililerden bu provokasyonlara karşı gereken adımları atmasını bekliyoruz.
Yeter artık! Eğitim; taklitçilikle, kimliksizlikle ve ölçüsüzlükle değil; edebimizle, ciddiyetimizle ve ilimle ayağa kalkar.
Osman Cakmak
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım…
Kaynak: Dr. Osman Çakmak

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.